Üniversiteye devredilen Devlet Hastanesi ile ilgili olarak Rektör Murat Çakmak geçen gün cevap vermiş.
Başka bir gazetede yer alan açıklamasına göz attım.
Rektör Çakmak’a göre Devlet Hastanesinin binası depreme dayanıklı değil.
Ve dayanıklı bir hale getirilmesi için 500 bin YTL gerekiyormuş.
Sonrasında eklemiş rektör.
“Bina bizi ve kimseye vermeyiz”
Buraya kadar diyecek bir şey yok.
Sağlık il müdürlüğü faaliyete geçirilmeyen binayı geri istemekle haklı, rektör ise devredilen binayı vermemekle haklı belki.
İki tarafın kendine göre geçerli sebepleri olmalı.
Ancak ortada ciddi bir sorun var.
Rektör hem binayı değerlendirmiyor hem de geri iade etmeye yanaşmıyor.
Yani bunu Anadolu tabiri ile “ne … nede …” sözüyle özetlenebilir.
Üstelik şehrin tam donanımlı ikinci bir hastaneye ihtiyacı varken, sergilenen böyle bir tavrı anlamak gerçekten zor.
Hani “şu anda mali sıkıntılar had safhada. Gücümüz binayı faaliyete geçirmeye yetmiyor. Kamudan sağlık hizmeti karşılığı alacaklarımızı tahsil ettiğimiz de, hastane faaliyete geçecektir. Bunun için zaman gerekiyor. Şimdilik bekliyoruz” demiş olsa anlayacağız.
Fakat yok öyle bir şey.
Kamuoyu belki halen unutmamıştır.
Hastanenin Üniversiteye devri konusunda her bakan ve milletvekili Kırıkkale’ye geldiğinde gündeme taşıdık.
Hatta olmadı toplantılarda bizzat dile getirdik.
Anlaşılacağı üzere hastanenin Üniversiteye devri hususunda mahalli basının büyük katsı olmuştur.
Devir meselesi uzun bir süreçte gerçekleşti belki.
Sonuçta kamuoyunun beklentisi gerçekleşti.
Ama bir türlü hastanenin faaliyete geçirilmesi sağlanamadı.
Şu anda tüm donanımıyla Kırıkkale’ye hizmet vermeye çalışan Yüksek İhtisas Hastanesi büyük bir yoğunluk yaşıyor.
Öyle ki, hastaneye acil getirilen ve cerrahi müdahale gerektiren hastalar gerekli uzman ve ekipman olmadığı için sevk edildikleri Ankara’ya ulaşamadan yollarda can veriyor.
Ankara’dan Üniversiteye gelen uzman doktorlar ise memur gibi sabah gelip akşam geri dönüyor.
Oh ne rahat, memur gibi.
Acil hasta yok, ölümden kurtarılacak insan yok, git git gel.
Bunu kabullenmek veya kabullenmemek gerçekten insanı bir sorumluluk.
Kırıkkale, Ankaralı akademisyenlerin sıçrama tahtası olmaktan çıkarılmalıdır.
Bunun içinde defaten Üniversiteye devredilen hastane faaliyete geçirilmeli, acil sağlık hizmeti sunulmalı ve Anakara’ya ölüme gönderilen hastalar kurtarılmalıdır.
Zira bunun vebali ve vicdani rahatsızlığını yaşamları boyunca duymaları gerektiğini düşünüyorum.