Adını siz koyun
Kamuoyu yakından biliyor diye düşünüyorum.
Hizmet-iş Sendikası seçimi ara fesinde eski başkan A.Osman Baran Belediye yönetimi hakkında çeşitli iddialarda bulunmuş, idarenin işçilere baskı yapmak suretiyle seçime müdahil olmaya çalıştığına işaret etmişti.
Kongre günü gelip çattığında Baran seçimi kaybetti.
Hizmet-iş sendikasının yeni başkanı ise Cevizoğlu oldu.
Buraya kadar eski başkan Baran’ın iddiaları hariç her şey normal sürecinde yaşandı bitti.
Seçim sonrasında yaşanan gelişme ve ortaya atılan yeni iddialar ise bir hayli dikkat çekici.
Çünkü, Hizmet-iş eski başkanı Baran, MHP’den Belediye başkan aday adaylığını ilan etti.
Ardından yaptığı bir açıklamada ise “Belediye işçilerinin çoğu MHP döneminde kadro almıştır” diyerek üstü kapalı işçilere gönderme yaptı.
Daha doğrusu MHP’nin Belediye başkan aday adayı olarak MHP döneminde kadro verilen işçileri vefasızlıkla suçladı bir nevi.
Düşünsel olarak doğru bir mantık.
Ancak uygulamada belediye işçisinin kendi mantığı çerçevesinde yanlış yapmadığını da düşünmek gerekiyor.
Zira kendisi hem idarenin baskı yaptığını ileri sürüyor hemde baskıya karşı işçilerin başkaldırmalarını bekleyerek, geleceklerini tehlikeye atmak suretiyle kendisine oy vermelerini istemiş oluyor.
İşin özü bir yana öncelikle bu hadiseyi üç yönlü düşünülmelidir.
Birincisi Belediye işçisi penceresinden, ikincisi işçilerin çok büyük kazanımlar elde etmesini sağlayan eski başkan Baran açısından, üçüncüsü ise Belediye yönetimi tarafından.
Sendika seçimi ile ilgili gelişmeleri daha geriye gidip düşündüğünüz de ise karşınıza eski Belediye Başkanı Cemalettin Akdoğan’ın dönemi gelmelidir.
Hatırlayın, Akdoğan’ın döneminde Belediye yönetimiyle bir olan sendika başkanı, toplu sözleşme masasında işçilerin aleyhine ne varsa imza atmıştı.
Daha sonra aradan geçen onca zamana rağmen geçici işçilerin maaşları yerinde saymıştı.
Bu açıdan Belediye çalışanın yanlış yaptığını daha doğrusu kendi ipini kestiğini söyleyebiliriz.
Meseleye eski başkan Baran yönünden bakıldığında, işçiye büyük kazanımlar sağladığı için kendisine yanlış yapıldığını düşünüyor olması doğaldır.
Belediye yönetimi ise sendika seçimine müdahil olmakla, önümüzdeki yerel seçimlerde sendika menşeli hareketlenme ve provokasyonlara karşı bir tedbir alarak kendi açısından doğrusunu yapmıştır.
Netice itibarıyla bir anlamda herkes kendi geleceğinin planı yapmıştır.
-İşçi kendini düşündü
-Belediye seçimleri hesap etti
-Eski başkan Baran’da aynı düşünce ile hareket etti.
Dolayısıyla sendi seçimindeki yarışta gelecek kaygıları vardı ve en önemli kazanımı işçi ile Belediye yönetimi sağlamıştır.
Sendika seçiminde ihanet mi var, vefasızlık mı var yoksa gelecek kaygısından kaynaklanan bir politik bir manevra mı var onun adını da siz koyun.