“Belirli bir millete sevdayla bağlanmaktan kaçınınız. Başka bir ülkeye nefret yahut sevgi duyguları beslemeyi adet edinen milletler köleleşir, kendi görev ve çıkarlarını unuturlar.
Zira bir millet ortaklık hayaline kapılarak başka bir millete bağlandı mı, bu ikincisinin kavgalarına boşu boşuna karışır.
Üstelik ona imtiyazlar tanır.
Bu ise kendisinin sömürülmesine yol açmakla kalmaz, başka ülkelerin düşmanlığını ve misillemelerini üstüne çeker.
Büyük ve güçlü bir ülke ile böyle bir ilişki kuran küçük yahut zayıf bir millet ötekisinin uydusu olmaktan kurtulamaz.
Yabancı entrikaların aleti durumundaki kişiler güvenini ve alkışını kazandıkları halkı aldatarak onun çıkarlarını başkalarına teslim etmesini sağlarken bütün bunlara karşı çıkan gerçek yurtseverler şüpheli duruma düşürülüp lanetlenebilirler.”
Buyurun buradan yakın!
Günümüzden üç yüz küsur sene önce o zamanlar henüz devlet bile olamamış bir ülkenin başkanı neler diyor!
Biz, üç yüz sene sonra ne yapıyoruz?
Şimdi, son 60 yıldır, yaşadıklarımıza bir bakalım…
Ve böylesi büyük nasihatlerle ve o nasihatleri dinleyen insanlarla yönetilen bir ülkenin bu gün nerelerde, Ata’sının sözünü dinlemeyen, onun öğretilerini çarçabuk unutuveren bizlerinde nerelerde olduğunu bir düşünelim!..
Çağ atlıyoruz,
Küçük Amerika olacağız,
Hedefimiz, muassır medeniyet seviyesine ulaşmak, dediler ve bizde bu yalanlara bile bile inanarak geldiğimiz nokta ortada…
450 milyar dolar dış borç,
55 milyar dolar ticaret açığı…
Yani,
günlük yüz milyon kazanan bir dükkanımız var ve biz 200 milyon para harcıyoruz.
Herkesin anlayacağı en kısa açıklama böyle.
Hedef,
Aşığı olduğumuz Amerika gibi olmak, o devletin insanları gibi zevki sefa içinde yaşamak.
Ama gelirimiz buna müsait değil!..
Öyle ise ne yapmalı?
Önce işler düzelinceye kadar eşten dosttan borç para alınmalı faizine. (mesela IMF)
Olmadı mı?
Babadan kalma bir iki tarla satılmalı…(yabancıya mülk satışı, vakıf arazilerin yeniden iadesi kuzey Irakta Kürt devletinin kurulmasına izin verilmesi, Kıbrıs’ın statüsünün 1974 öncesine çevrilmeye çalışılması gayretlerine destek falan)
Odamı yeterli gelmedi kara sevdalı olduğumuz milletler gibi yaşamaya,
Dükkan içinde olan demirbaşlar satılmalı,( TEK, TÜPRAŞ, TELEKOM vs.vs.)
Nihayetinde her işte olduğu gibi,
Elbet bir gün bütün bu işlerin de sonu gelecek.
Diyeceki elin oğlu;
Ben verdim sen güpür güpür yedin.
Fakat hala bana benzemeyi beceremedin. Ver bakalım elinde kalan “kendi başına karar verme yetkini, devret her şeyini benim üzerime, bak bakalım ben seni kendime nasıl benzetiyorum!..”
Şu anki geldiğimiz nokta bu, değil diyen beri gelsin!..
Olmak istediğimiz,
Kara sevda ile bağlandığımız,
Yaşam koşullarımızı arkasına önüne bakmadan eksenleri etrafında döndürmeye çalıştığımız devletler, şimdi bizden kendi milletlerinin çok daha rahat yaşamlarına devam edebilmeleri için komşularımızla kavga etmemizi,
Ülke içerisinde kendilerine, kenarda kıyıda kalan yandaşlarına ise, paralı yada parasız toprak vermemizi istiyorlar.
450 milyar dolar dış borç,
55 milyar dolar ticaret açığı…
Ve aptallamasına kara sevda ile bağlandığımız emperyalist bir devlet…
Haydi hayırlısı!...