22 Temmuz şokunun ardından bilindiği üzere tüm CHP teşkilatlarında yeniliğe gidildi.
Daha doğrusu o seçimde çalışmayan, ihanet eden, bilinçsizce parti içi muhalefet yapıp seçim sürecinde tedirginlik yaratanların partiden uzaklaştırılma hareketi de denilebilir.
Kimilerine göre parti teşkilatlarındaki değişikliğin adı yenilik, kimilerine göre hınç alma, kimilerine göre ise büyük kongrede Baykal lehine oy kullanacak üst kurul delegelerini belirleme hareketi.
Dikkatli bir şekilde düşünülecek olursa esasen bir taşla üç kuş vurmak gibi bir şey bu.
Çünkü, bir kongre ile halledilenlere bir bakarsanız daha iyi anlamış olursunuz.
-Partide temizlik
-Hınç alma
-Kurultaya garanti 8 delege göndermek.
Merkez ilçe kongresi bu manada ilk adım olmuştur.
Zira ilçe kongresi muhaliflerin ipinin kesildiği gündür.
Yani CHP o gün aslında parti içi demokrasiyi, öz eleştiri ve parti içi yarışı da bir anlamda ortadan kaldırmış oldu.
Ne güzel değimli?
-Muhalefet yok
-Yarış yok
-Sorun yok
-Teşkilatı kaybederim endişesi yok.
-Demokratik bir kongre zemini gibi beklenti yok
Gel gülüm, git gülüm.
3 Şubat’ta CHP il kongresi var mesela.
Endişeye mahal yok ki.
Delegeye seslenmek yeter.
Çalışma yapmak, delegelere gidip oy istemeye de gerek yok.
Adayın ismini söyle yeter.
Gel gülüm, git gülüm.
Al gülüm, ver gülüm.
Kısaca CHP’de gelinen son nokta budur.
Gel gülüm, git gülüm, al gülüm ver gülüm dönemi.
İşte 3 Şubat’ta yapılacak kongrenin yapısı bu şekilde özetlenebilir.
Aday kim olursa olsun fark etmez.
Kırıkkale’de bir daha siyaset yapmayacağını söyleyen dahi olsa ve bu sözünü unutup adayım diye ortaya çıksa bile fark etmez.
Çünkü, CHP’de gel gülüm git gülüm, al gülüm ver gülüm devrinin saltanatı var.
Demokratik bir CHP’yi mi özlüyorsunuz?
Belki başka bahara.