Halbuki siyaseti ülke gündemini yakından takip eden, ailesinde siyasetin çeşitli kademelerinde görev almış siyasetçi akrabaları olan, biri için siyaset üzerine, ülke gündemi üzerine yazmak o kadar da zor değildi.Karalama defterimi açıp baktığımda geçmiş yıllarda ülkemizin siyasi gündemine dair onlarca karalama yaptığım siyasi yazılarım, yorumlarım vardı kimselerin bilmediği…
Bugünkü yazımda konu siyasi olsa da ben yine meselenin insani yönüne dikkat çekmek istedim . Evet Hrant DİNK cinayeti üzerine bir yazı kaleme almak, bunu sizlerle paylaşmayı arzuladım.Amacım hiç kimseyi savunmak, övmek yada yermek değil, meselenin insani yönüne ve biz Türk milletinin hususiyetlerine dikkatlerinizi çekmek istedim.Sadece bunu mili, manevi değerler adına yaptım diyenlere bunun milli manevi değerlerimizle çeliştiğini, vatan sevmekle, din sevmekle hiç bir alakasının olmadığını anlatmaya çalışacağım.
İnsana canı kim vermişse almaya muktedir olanında canı verenin olduğunu her müslüman bilir...Kimsenin, bir başkasının canına, malına, huzuruna kastetmeye hakkı olmadığını, varsa ki bir haksızlık, hukuksuzluk Mahkemelerde ve ötelerde bunun bedelini ödemesi gerekir.Ve Rabbin verdiği tüm canların, kime, hangi millete, dine, ırka ait olursa olsun aziz ve kıymetli olduğunu her insanın bilmesi gerekir.
Evet, Hrant Dink’i hiç bilmez, tanımazdım...ta ki 301.maddeden yargılandığı günlere kadar, işte o günlerde televizyon haberlerine konu olmuş Ülkemizde tanınır hale gelmişti.Yargılamasının devam ettiği o günlerde Zaman Gazetesinde kendisiyle yapılan bir röportajda okuma fırsatı bulmuş ve onu birazcık da olsa bende hakkında bir fikir edinir olmuştum.
Ama inanır mısınız o güne kadar onun iyi bir yazar, güçlü bir kalem olduğunu bilmezdim.Bizim gibi edebiyata, şiire meraklı kimselere, yazı yazma gücü, dile hakimliliği bakımından örnek alınabilecek yazları, şiirleri olduğunu hiç duymamıştım...
Agos adında , hem Türkçe, hem Ermenice yayın yapan bir gazete çıkardığını, Ermeni lobilerince sevilmediğini, onların isteklerine göre davranmadığını, kimsenin oyuncağı olmak istemediğini , Ermeni lobileriyle arasının bozuk olduğunu bilmiyordum…
Hollanda’da ödül alırken konuşmasını Türkçe yapıp, Batı hiç bedel ödemedi, ödemesi gereken bir bedel varsa , bu bedeli AB ödemelidir..Ülkem, Türkiye’m AB’ ye alınması gerekir dediğini hiç duymamıştım… Katıldığı bir programda Türklüğü aşağılama suçlamasının alnına sürülen kara bir leke olduğunu ifade ettiğini bilmiyordum...Belki de bilmediğim daha Ülkem adına söylenmiş, olumlu, olumsuz yazılarından haberimiz yoktu.
Malatya' da doğduğunu, İstanbul’da yetimhanede büyüdüğünü, yetimhanede yetim bir kızla evlendiğini, hayatını kendi çabalarıyla kurduğunu, Türklüğe hakaretten yargılandığında , üzüntüsünden gözü nemlenirken, göz yaşını akıtırken; ‘’ ben yıllardır beraber yaşadığımız, doğduğum, büyüdüğüm kendi memleketimin insanlarına nasıl hakaret ederim, onların yüzüne nasıl bakarım’’ dediğini bilmiyordum…Ben bu utançla yaşayamam bu ülkeyi terk eder giderim, gidebilirsem diyor ve ekliyordu Ermeni meselesinin “Türkiyeli olarak çözmeye çalıştığını, meselenin ancak bu topraklarda çözüleceğini, batının bu işe karışmaması gerekliliğinden bahsediyordu.
Fransa’nın Ermeni katliamını ilgili kararı çıktığında, ‘’Fransa ‘ya giderek bu karara katılmadığını Ermeni kimliğimle, Türkiyeli kimliğimle yaşamaya devam ediyorum. Böyle bir yaşam içinde ben, Türk kimliğimi nasıl aşağılarım. Ben, ne Türk kimliğini aşağılarım, ne de Ermeni kimliğini aşağılatırım. Mücadelem bununla zaten." derken haberimiz dahi yoktu bu ifadelerinden...
Kim bilir daha bilmediğimiz olumlu yada olumsuz ne gibi söylemleri, düşünceleri vardı…Mahkeme önlerinde tanımıştı Türkiye Hrant Dink’ i o günlerde basınımızın tamamı onu Türklere hakaret ettiği iddia edilen bir cümlesine takılıp kalmış ve Hrant Dink bir çok kesim tarafından bu haberler sayesinde bir Türk düşmanı olarak algılanmasına , tanınmasına vesile olmuştu ve belki de bizlerin zihninde o ifadeleriyle kalıvermişti…
Halbuki şu günlerde yapılan yayınlarda bakıldığında, sevgi adına, saygı adına, hoşgörü adına Türkiye adına nice olumlu konuşmaları, yazıları, şiirleri vardı daha bizlerin bilmediği…
Kafama takılan bir soru ne kadar meşgul etmekte duygularımı, madem böylesine iyi bir insandı, entelektüel bir Türkiye aşığı idi, neden o günlerde televizyonlarımız, yazılı basınımız, bilinen, bilinmeyen yönleriyle, olumlu, olumsuz halleriyle objektif bir biçimde bize tanıtmamışlardı onu…
Şimdilerde basının arkasından mersiyeler dizmesine bakıyorum da buruk bir tebessümle okuyorum yazılanları, seyrediyorum televizyon ekranlarında gösterilenleri….Ve neden diyorum, onca tehdit aldığı söylenirken, onca Ülkemiz adına olumlu sözler ettiği.yazdığı bilinirken...neden bugün bize her yönüyle tanıtanlar o günlerde Ülkemize tanıtmamıştı onu...
Ülke gündemine boduzlama girmiş birilerine göre vatan sevgisi olan, birilerine göre vatan haini olan önemli biri sayılan bir kişi tam anlamıyla o zor günlerinde neden tanıtmamışlardı bizlere....
Evet üzülüyorum doğrusu ülkem adına...Hrank Dink'in ailesi adına üzülüyorum...Ülkemin böylesine karanlık bir ülke olmadığı halde böyle tanıtılmasına üzülüyorum....Ve o günlerde sesini çıkarmayanlar şimdi öldürüldüğü yere giderek çiçek bırakıp, şarkı türkü söyleyenlere, hepimiz Hrantız, hepimiz Ermeniyiz diye slogan atanları da şaşkınlıkla , garipseyerek, buruk bir tebessümle izliyorum...
Halbuki bizler ne HRANTIZ, ne de ERMENİYİZ, öz be öz Türk oğlu TÜRKÜZ...
Elbette bu cinayeti de kınıyoruz, olmamalıydı diyoruz.Ailesinin, Ermeni vatandaşların üzüldüğü kadar herhangi bir insanın canına kıyıldığı kadar üzülüyoruz...
Kolay mı? öyle Ülkemin yetişmiş bir vatandaşını kaybetmesi, kolay mı? öyle bir yavrunun babasını kaybetmesi, kolay mı? öyle bir torunun dedesini kaybetmesi, kolay mı ? öyle bir eşin kocasını kaybetmesi....
Allah’ın yarattığı bir kulun, bir başkası tarafından öldürülmesine üzülüyoruz, hiç bir insanın kanı akmasın, dünyamızı kanlarla sulanmasın istiyoruz...Tüm dünyaya sevgi ,saygı, karşılıklı anlayış, hoşgörü hakim olsun istiyoruz.
Her şeyden önce o da hatalarıyla, sevaplarıyla Allah’ın yarattığı bir kuldu.Bu ülkeye askerlik yapmış vatandaşlık görevlerini yerine getirmiş bir TÜRK vatandaşıydı.
O bir vatan hainimiydi? Yoksa gerçekten bu ülkeyi seviyor muydu? Bu ülke hayrına söylenmiş, yazılmış bir cümlesi dahi yok muydu? Neden o günlerde bu konular gündeme getirilme mişdi…Neden her konuya ekranlarını açan televizyoncular bu sese kulak vermemiş, bir güvercin tedirginliği, ürkekliği yaşayan bir insanın ne demek istediğini birinci ağızdan öğrenmemiştik…Kim olduğunu, ne söylediğini, ne yazdığını bilseydik, tanısaydık ve onu ve onun gibilerini…
Hele ki bir güvercin ürkekliği adlı yazısında diyordu ki; Evet kendimi bir güvercinin ruh tedirginliği içinde görebilirim, ama biliyorum ki bu ülkede insanlar güvercinlere dokunmaz. Güvercinler kentin ta içlerinde, insan kalabalıklarında dahi yaşamlarını sürdürürler. Evet biraz ürkekçe ama bir o kadar da özgürce.' aslında bu ifadeleriyle dahi bu millete ne kadarda yüceltiyor, büyütüyor değil miydi?...
Karıncayı dahi incitmemeye özen gösteren, leylekler için evlerinin çatılarını yuva yapan, çatı aralarında güvercinleri besleyen, saka kuşlarının yaraların saran ve daha akla gelmeyen nice güzellikleri yaşatan, asırlarca dünyaya adalet,sevgi, hoşgörü taşımış bir milletin evlatları, torunları bizler değimliydik? Bağrından Fatih gibi, Yavuz gibi, Mevlana gibi, Yunus gibi devasa kametler çıkaran büyük Milletin, evlatları bizler değilmiydik?.
Elbette ki onun böylesine duygusal muhteşem bir yazı yazmış olması onu ülke aleyhine varsa ki yazdıklarını haklı kılmadığı gibi.....Haince öldürülmüş olması da sebep ne olursa olsun öldürenleri haklı kılmıyordu...
Elbette ki hiç kimse görüş ve düşüncelerinden dolayı hesaba çekilmemeliydi.Eylemlerine fiillerine göre hesaba çekilmeli, varsa bir suçu mahkemelerce cezalandırma olmalıydı.Ve bu ülke inanıyorum ki Ermen iye’de, Kürde’ de, Yahudi ye’ de yetecek , yaşanacak bir ülkeydi…
Zaten Aziz ülkemizin ana unsuru Türk’ler, bizler değ ilmiydik? bu gerçeği kim hangi güçle değiştirebilirdi?hangi milletin buna gücü yetebilirdi?...
Herkesle , herkesimle beraber acılarımızı, sevinçlerimizi paylaşarak, birbirimizi anlayarak bu Aziz ülkeyi daha yaşanır, daha müreffeh bir ülke haline nasıl getirebiliriz bunun derdinde, bunun tasasında olmalı değimliydik?…
Bunun rüyalarını, hülyalarını kuruyor değil miydik? asıl milliyetçilik, maneviyatçılık, vatana bağlılık Ülkemizi teknolojiyle donatılmış, tahsil seviyesi en yükseklerde olan, İslam’ ın tüm değerlerini yaşayan, yaşatmaya çalışan, başka milletlere örnek olan bir millet olma değil miydi ülkümüz, emelimiz?BÜYÜK TÜRKİYE hedefine ilimle, bilimle, milli manevi değerlerimizi yaşayarak başkalarına örnek olarak ulaşmak emelinde çabasında olmalı değil miydik?
Birbirimizi vurarak, kırarak, dökerek, kan akıtarak düşüncelerimize prangalar vurarak hapislere atarak yaşamak gerçekten zor olsa gerek…ve bizler , niceleri bu zorluklarla zaten yaşamıyor muyduk ?
Kesinlikle bu ülkenin ana unsuru biz Türkleriz…Bu vatan toprakları asırlardır Türk vatanıdır ve öylede kalacaktır, bundan kimin şüphesi, kimin korkusu var ki...Ancak bu ülkede yaşayan farklı ırklardan, farklı dinlerden, farklı insanlarla bu ülke benimde vatanımdır diyebilenlerle beraber asgari müştereklerde birleşerek bu ülkeyi daha yaşanır, daha müreffeh bir ülke haline getirmek olmalıdır idealimiz....
Birbirimizi anlayarak, birbirimize kıymayarak, herkesle, herkesimle yaşamaya mecburuz…Türk vatanının , yabancı ellerin işgal edileceğine, hiçbir şekilde değişeceğine, yok olacağına ihtimal vermiyorum.Böyle haince emelleri , niyetleri varsa bile, böyle bir şey olursa hepimiz, canımızı, malımızı , mülkümüzü, kanımızı, evladımızı vermeye hazır değilmiyiz? Yakın tarihimizde kanımızın son damlasına kadar akıtmadık mı? Yedi düvele bunu kurtuluş harbinde, Çanakkale’ de göstermedik mi?
Kim bilir belki de mesele Hrant DİNK değildi.Bugün HRant DİNK yarın bir başkası....Aslında bizler başkalarıyla yaşamaya alışmalıyız.Başkalarıyla asgari müştereklerde de olsa birleşmesini bilmeliyiz.....
Hrant Dink’ler elbette bizimdi.Niye mi bizim di? Osmanlının bize bıraktıkları değerlerdi onlar….Osmanlı devletinde asırlarca azınlık halinde yaşamadılar mı? Her dilden, her dinden, her ırktan nice HRANT’ lar Osmanlı kimliğiyle bizlerle beraber bu topraklarda yaşamadılar mı? Düğünümüzü, cenazemizi hep beraber kaldırmadık mı? Hrant Dink ve onun gibiler Osmanlının mirası değil mi?Bizlerde birer, hepimiz Osmanlı değil miyiz?
Hep beraber aynı sevinçleri, aynı zorlukları yaşamadık mı?Ben bu devleti, bu milleti seviyor, bölünmez bütünlüğünü savunuyorum diyen herkese açıktır bizim her daim gönül kapılarımız...
Bu ülke özgürleşmeli, farklılaşmalı, gelişmeli, modern dünyanın tüm teknolojileriyle donatılmalı...Bir elimizde Kuran, diğer elimizde teknolojinin tüm imkanları bulunmalı…. Milli ve manevi değerlerimizi koruyarak, korkmayarak, gelişerek, tahammül ederek, farklılıkları savunarak, İslam’ın hoşgörüsünü , sevgisini sunarak, yaşayarak tüm bunları yapabiliriz…
Bu ülke hepimize yeter, yeter ki biz birbirimize yetmesini bilelim.Kendi konumlarında herkesi kabullenelim,anlayalım.Farklılıklara sahip çıkmasını bilelim, hepimiz bir kilimin deseniydik aslında farkımız yoktu birbirimizden…
Hrant Dink, bir güvercin ürkekliğini, tedirginliğini yaşadığı yazısında; bu ülkenin güvercinlere çatılarında, cami avlularında beslediğini onları ürkütmeden sevgiyle bakıldığına atıf yapıyordu.Aslında bu ifadeleriyle bu milletin nasıl merhametli, nasıl sevgi ve hoşgörü dolu bir millet olduğunu anlatmaya çalışıyor değimliydi Daha dün peşmergelere kucak açan ülke biz değil miydik...Yakın tarihimizde Yahudiler Avrupa’dan sürüldüğünde onlara sahip çıkan biz değil miydik...ne oldu bizi biz yapan değerlere, ne oldu...
Elbetteki suçu olan cezasını bu dünyada olmadı öbür dünyada çekecek değimli? Her ne söylemiş, yazmış olursa olsun, bizim dinimiz, bizim geleneklerimizde Allah’ın verdiği bir cana kastetmek en büyük günahlardan biridir, hepimiz bunu bilir, bunu söyleriz.
Ve hatta Yaradan insanın kendi canına kastetmesini bile en büyük günahlardan saymamışmıydı? Sesleniyordu Yaradan Yüce Kuranı Kerimden "Haksız yere birini öldüren tüm insanlığı öldürmüş gibidir'' Kendi canına kastedeni en büyük günah işlemiş sayan Rabbim, başkasının canına kasteden, katleden kimseyi de daha büyük bir günah işlemiş saymıyor mu?
Eğer ki bu cinayet ırkçılık adına yapılmışsa Dinimizde ırkçılığın çok büyük günahlardan olduğu iyi bilinmeli ve asla unutulmamalı.Fertlerin Allah katındaki üstünlüğünün O'nu razı edecek hal üzere yaşama derecesi olduğunun idrakinde olmalı.Şu husus asla unutulmamalıdır ki,insanlar mezara girince ırkı sorulmayacaktır.Bu hakikatin şuur ve idrakiyle yaşamalı,insanlarla olan içtimai münasebetler bu ölçüye ve hakikate uygun olmalıdır.
Milli ve manevi değerleriyle yıllarca yaşayan, yaşamaya çalışan önem veren bir insan olarak, karanlık güçlerin ellerine düşmeyelim diyorum…Birliğe, beraberliğe,sevgiye, hoşgörüye, herkesi kendi konumunda kabullenmeye fazlasıyla muhtaç olduğumuz şu günlerde, Allah’tan kendisine rahmet, ailesine başsağlığı diliyor, üzüntülerimi ifade ediyorum… Rabbim Ülkemize hayırlar vermesini, birlik ,beraberlik duygularıyla, sevgi alıp veren, hoşgörü soluyan BÜYÜK TÜRKİYE haline gelmemiz nasip etsin diliyorum...
John Donne'nin güzel bir sözü vardır; Ey insanlar! herhangi bir insanın ölümü beni de yaralar.Çünkü parçasıyım bende insanlığın, sorma kimin için çalıyor (sorma kimin için veriliyor selalar) çanlar ola ki senin içindir, sana da tehlike vardır...
Ve son söz olarak ;
Ve ey, ve ey,
Nerdesin aklımız ?
Nerdesin izanımız ?
Nerdesin insafımız ?
Nerdesin sağduyumuz…
Nerdesin sevgi dolu sözlerimiz,
Nerdesin hoşgörülü bakışlarımız,
Nerdesin gülümseyen gözlerimiz,
Nerdesin acıma duygumuz,
Nerdesiniz bu ülkeye gerçek anlamda sevdalananlarımız…
Allah Ülkemizi her türlü badirelerden, korumasını diliyorum.Bir çirkin oyunun sahnesi daha gösterime girmiştir...Tıpkı Santora cinayeti gibi, tıpkı Üzeyir Garih cinayeti ve daha diğerleri gibi... Hangi cinsten, hangi ırktan, hangi dinden olursa olsun asgari müştereklerde var olan, bu vatanın bölünmez bütünlüğü için kalbi atan her kalple varız, herkesle birdir gönüllerimiz, açıktır gönül kapılarımız, yeter ki hiç kimse Aziz vatanıma göz dikmeye, bölmeye, parçalamaya yok etmeye kalkmasın....
Bu tür dilek ve temennilerle Hrant Dink’in bir güvercin tedirginliği ile uçtuğu Ahiret hayatında Rabbimden rahmet, kederli ailesine, Ermeni vatandaşlarımıza ve tüm basın camiasına başsağlığı diliyorum…