Ulaşım araçlarının motorize, kara yollarının asfalt olmadığı dönemde Bağdat’ın diyarlığı ve ulaşılmazlığı tamam da, anaların “yar” olma konusu tartışmaya açık olmalı bence.
Neden mi?
Mesela,
Ana var “saldım çayıra mevlam kayıra” misali çocuğu doğurduktan sonra verdiği sütle bebe büyüttüm sanır,
Ana var, sakalı bıyığı tellemiş koca delikanlıyı bebeden sayar…
Ana var, kendi sorumluluğunu bile taşımaktan aciz,
Ana var, dünyanın yükünü üstünde taşır…
Kısaca,
Herkesin bir anası, her ananın bir hikayesi var şu yalan dünyada.
Çocuk! 16 yaşında.
Henüz yaşamın anaya bağımlı olduğu yolun başında.
Ama ilerde büyüyünce holding olacak küçükte olsa bir şirket sahibi.
Sponsor kim?
Ana!..
Ana, daha bu günden başlayarak matematikte logaritmanın ne olduğunu öğrenmemiş çocuğuna holding patronu olmanın ne demek olduğunu öğretmeye çalışıyor zannımca…
Ki,
İlerde şirket patronu ile devlet patronu arasındaki farkı daha iyi kavrayabilsin, insanları ona göre yönetsin diye.
Şimdi birileri çıkıp,
Ne var bunda?
Anadır, elinde imkanı varken çocuğunun geleceğini düşünmesinmi? Diyebilir…
Çok doğru…
Elinde imkanı varsa elbet kendinden olanın yine kendinden sonraki yaşamını rahat sürdürmesi için elinden geleni yapacaktır.
Fakat bu ana herkese örnek olması gereken bir mevkide ise, iki kere düşünüp ona göre iki kere örnek olmak durumundadır.
Geçtiğimiz hafta devletimizin en başında bulunan sayın cumhur başkanımız bir televizyon kanalına açıklamada bulundu.
16 yaşında internet üzerinden şirket kurarak ticarete atılan sevgili mahdumlarının sponsorunun, anası Hayrünisa hanım efendi olduğunu söyledi.
Bizlerde huşu içinde dinledik.
Baba devletin bizatihi kendisi, evlat internet üzerinden ayna-tarak veya başka başka şeyler satıyor.
Üstelik bu devlette yüz binlerce ana, geçim sıkıntısından dolayı bebesine bakamadığından babalarla el ele verip kuzularını yetiştirme yurtlarına vermeye çalışıyor.
Milyonlarcası da,
Bırakın kendinden olanın yarınlarını düşünmesini, kendi yarınlarını bırakmış “bu gün aç karnımı nasıl doyururum” çabası içinde…
Ve böyle bir ülkede,
Reisi cumhurun 16 yaşındaki oğlu şimdiden ticarete ısınma turları yaparken başbakanın oğlu da, okulu bitirdiği yıl ilerde kuracağı gemi filosunun ilk tohumlarını atıp bir “gemicik” alabiliyor.
Kıskanmamak elde değil!..
Bir zamanlar birde bayan başbakanımız vardı.
Tansu Çiller!..
Onunda, ölene kadar bakıma muhtaç yaşayan anası, yastığının altında bir minibüs dolusu servet saklayıp, evladının geleceğinin garanti olması için bırakıp gitmişti.
Ve ülke insanı olarak böyle bir anaya sahip olmadığımız için hepimiz hayıflanarak ağıtlar yakmıştık ardından!..
Dedimya!..
Bağdatın diyarlığı ve ulaşımdaki zorluğu tartışılmaz bir gerçek.
Ama iş ana konusuna gelince, biraz düşünmek gerekir.