Bu görüntüleri biraz sevinç, biraz hüzünle izlerken, keşke yıllardır bu tür organizasyonlar yapılsaydı diye kendi kendime mırıldandım…hiçbir yerinde, hiç bir yanlışlık olmayan, bu organizasyonu öven sağduyulu insanlarımız olsa da, kimi çevrelerce yine eleştiri oklarını üzerine toplayarak olumsuz eleştiri aldı..
Hatta bazı partilerin temsilcileri tarafından faaliyetlerinin yasaklanması bile istendi.Her kim ne derse desin bu tür organizasyonlar güçlendirilerek bölgede yapılmalı, bölge ve gönüller yeniden inşa edilmelidir.
Başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere, Başbakanımızın, bakanlarımızın, dikkatini çeken, takdirini toplayan bu dernekten kısada olsa bahsetmek isterim;
Samanyolu TV ekranlarında bir zamanlar sevgili, değerli hemşerim İkbal hanımın da sunuculuğunu yaptığı kardeş aileler bulduğu bu dernek, ta o zamanlardan bu yana stv ekranlarında takdirle takip etmeye çalışırım.
2002 yılında Samanyolu Televizyonu tarafından kurulan dernek, “Kimse Yok Mu” Programı ile, kimi kimsesizi olmayan, mutsuz, umutsuz ve yarınından ümitsiz, insanlarımıza el uzatmak amacıyla kurulan, 2004 yılından itibaren ülke genelinde ve başka devletlerde de teşkilatlanan tüm insanlığa bir ışık olma, bir umut olma gayesiyle yola çıkarak, ülkemize, dünyamıza kimse yok mu diye haykıran insanlara, bizler varız diyerek imkanları ölçüsünde yardım götüren bir sivil toplum kuruluşudur..
…
Hocaefendinin tavsiyelerini dinleyen işadamları Geçtiğimiz Kurban bayramında Kimse yok mu derneğinin öncülüğünde güneydoğu illerine gidilerek oralarda ki fakire, fukaraya el uzatıyor, bir yandan kurban etleri ve çeşitli hediyelerin dağıtımı yapılırken diğer yandan güney doğunun saf, temiz yürekleriyle buluşuluyor, sarmaş, dolaş olunuyordu. Tüm dünyaya biz ayrılamayız, bir bütünüz mesajı veriliyordu. Bölgeye giderek kurban bayramını geçirmişler, halkla bütünleşmişler, camide , evde onlarla beraber olmuşlardı…Bu organizasyonu düşünen yapılmsı vesile olan ve katkıda bulunan herkesden Allah razı olsun…Bu tür organizasyonlara Ülkemizin her bir yanında öylesine ihtiyaç var ki…
Hoca efendi bir konuşmasını hatırlıyorum; Gandi'nin, Hindistan'dan ayrılıp ayrı bir devlet kurmak isteyen Muhammed Ali Cinnah'a söylediği "Cinnah, bu kolumu buradan kes, ama bu ülkeyi bölme" mealindeki sözlerini, Güneydoğu için kullanmış ve oralardan tek karış yerin bizden ayrılıp gitmesine razı olamayacağını ağlayarak anlatmış ve Biz Lazı, Çerkezi, Gürcüsü, Abazası ve Kürdüyle bir milletiz; kim ne yaparsa yapsın birbirimizden kopmayız/kopmamalıyız; müşterek tarihimize ve ortak değerlerimize ihanet etmeyiz/etmemeliyiz. Bazıları bizi bölüp parçalamaya çalışsa da biz havayı yumuşatmanın ve kardeşliğimizi pekiştirmenin yollarını aramalıyız.
Hocaefendinin bölgeye dair söylemlerine, çözümlerine kesinlikle kulak verilmeli desteklenmeli.Bölge insanının kalbine, gönlüne girmenin yollarını aramalıyız, yollar o bölgeyle samimiyetle, muhabbetle kucaklaşmak, bölgeye özel okullar, okuma salonları, bilgisayar salonları açarak bölgeyle bir beraber olma vaktidir.Vakit yıllar süren kanayan yaraya neşter vurma vaktidir, yaralarımızı pansuman etme, iyileştirme vaktidir.
Doktorumuz gidecek, öğretmenimiz gidecek, mühendisimiz , memurumuz gidecek, bölgeyi terörün elinden kurtaracağız…bölgeye çalışma yapmak isteyen derneklerle, sivil toplum kuruluşlarıyla, eğitim kuruluşlarıyla devletimizin tüm kurum ve kuruluşlarıyla gönülleri feth etmeliyiz…kimse yok mu derneği ve başkaca dernekler, tüm sivil, kamu kuruluşları bölgeye sevgi, saygı, hoşgörü solumalı, yatırımlar yapmalı bir yandan bölge mamur edilirken diğer yandan gönüller mamur edilmelidir.
Kardeş aile projesi bölgede hayata geçirmeli, biz bir bütünüz ayrılamayız mesajı güçlü bir şekilde gönüllere nakşedilmeli dosta düşmana bu mesaj verilmelidir...