İnsanları anlamak bazen zorlaşıyor. Yaptığınız iyiliklerin karşılığı bu olmamalıydı dediğiniz olmuyor mu? Mutlaka olmuştur. İnsan hafızası yanılma ile maluldür. Ayağınıza gelmiş ve sizden yardım isteyen birisine iyilik olsun diye elinizdeki imkanlardan yardım ediyorsunuz ama sonra pişman oluyorsunuz. İyilik yaptığınız kişi nadim olmanıza sebep olacak bir davranış sergilediğinde, gerçek müstahsil olan köylümüzün ürettiği yazımızın başlığı dilinizden dökülüverir.
Bu durumda yine de iyilik yapmaya devam edin derim. Sizi pişman eden kişilere kızıp iyice iyiliklerden uzaklaşmayın. Bir süre sonra merhametinizi de kayıp edersiniz. Merhamet duygusu yaratılışın en belirgin vasfıdır. İyiliğin kıymetini bilmeyenlerin kişilik bozukluğunun ilerde düzelmesi umulur.
İyiliğe iyilikle karşılık vermek sıradan insanların da başarabileceği bir husustur. Asıl marifet kötülüğe karşı iyilikle cevap verebilmektir.
Elimizde, ağaç kütüğünü yürütüp ayağımıza getirecek bir marifetimiz yok. Asıl marifet size gelmeyene gidebilmektir.
Böyle tasavvufi yaklaşımlardan epey uzaktayız. İnsanlar böyle bir olgunluğa kolay ulaşamıyorlar. Küçük yaşlardan itibaren insanın iç dünyasını ciddi bir eğitime tabi tutmak gerekiyor. Nefsi terbiye etmek kolay değil. Uzun bir süreç gerektirir. Günümüzde batılı bir tabir olarak” sosyalleşme vetiresi” bazı insanlarda ileri yaşlara kadar uzayabilir. Adam kazık gibi ama hiçbir esneklik emaresi taşımıyor. İleri yaşına rağmen toplumun asgari davranış kalıplarına dahi uyum sağlayamayan çok yobaz tanırım.
Yobazın sözünün ölçüsü olmaz. Cesurca ileri geri konuşur. Kullandığı kavramların ne anlama geldiğini hesap etmez. Karşısındaki insanı dinlemez. Sadece kendi doğruları vardır. Her şeyi en iyi kendi bilir. Bir iki lafından sonra ne bulunmaz Bursa kumaşı olduğunu anlarsınız ama onunla bir defa karşı karşıya gelmişsinizdir. Bu da sizin talihsizliğiniz olur.
İnsanlar her zaman iyilerle karşılaşmayabilir. Yollar her zaman düz değildir. Bazen virajlı bazen de taşlı olabilir. Gül bahçesi dikensiz olmaz.
Ne diyelim, Allah iyilerle karşılaştırsın.”Ayağınıza taş değmesin” derdi rahmetli annem. Ne iyi bir insandı. Mektep medrese görmemişti, hele çağdaş eğitimden hiç yararlanma fırsatı bulamamıştı ama insani iç terbiyesi tamamdı. Kul hakkına riayet ederdi. Komşu haklarını gözetirdi. Kimseyi incitmezdi. Hiçbir yobaz bunlardan hoşlanmaz değil mi aziz okuyucularım?
İnsan insana muhtaçtır. Bir gün gelir kapınızdan kovduğunuz adamın yardımına muhtaç hale düşersiniz. Düşmeyen bir Allah’tır. Kul olarak fazla böbürlenmeye gerek yoktur. Bendeniz sinirlerim bozulmasın diye yaptığım birçok iyiliği unuturum hep. Yıllar sonra kadir kıymet bilenlerle karşılaştığımda bana yaptığım iyilikleri hatırlatırlar. Duyduğum mutluluğu anlatamam..
Kıymetini bilmeyenler yanıma uğramasalar da olur. Uzak durmaları daha iyidir
Yazımızı yine annemin sık sık söylediği bir söz ile bitirelim:”İyi dostlar edinin, her yerde bir kapınız olsun.”
İyi dostlar edinin aziz okuyucularım her yerde sığınacağınız bir kapınız olsun..