Sana zorsa bırak yanayım
Kolaysa esirgeme
….
A.Cahit Zarifoğlu’nun kendine seslendiği ‘’Acz şerhi’’ şiirinin girişiyle başlamak istedim yazıma.
Aczi ,azcık yazdığı şiirinde ne de güzel ifade ediyordu.
‘’Sultan değildik, seçkin olamazdık, sadece insanlardan bir insandık…insan olmamız bile aczimizi ifade ediyordu…bunca günahların içinde bağışlanmayı dilemek düşerdi bize…O’na elbette zor değildi bağışlamak, zor olsa da , olmasa da bizi bağışlanmaktan esirgeme Ya RABBİM…’’
Gündemin bunca yoğunluğuna rağmen aczi, acziyeti yazmak geldi aklıma…Acz şerhinin dizeleri düştü satırlarıma…İnsanlara acizliğini, fakirliğini en başta Fakir olmak üzere hatırlatmak geldi hepimize…
Elbette ki hepimiz bir damla sudan yaratılmıştık, insanlardan bir insandık, madem ki insandık hepimiz acz içindeydik….Cenab-ı Hakk karşısında aczimizi, fakrimizi hissederek yaşamak elzemdi bizlere…
Şu küçük dağları da ben yarattım edasıyla yürümekte neydi….
Ben yaptım, ben ettim, demekte ne demekti…
Aczimizi ,fakrimizi hissetmemek, kendimiz bir şey zannetmek adeta kendimizi , inkar etmek, demek değilmiydi?….
Herkesimden bir çok insanla çeşitli mahfillerde oturup, kalkıyoruz, konuşuyoruz …Bir çok insanda bir enaniyet duygusu, bir büyüklenme hastalığı sürüp gidiyor…
Ben yaptım, ben ettim, benim eserim, benim sayemde oldu, ben olmasam olmazdı gibi sözlerle adeta insanlığa meydan okunuyor, kendi kendini inkara düşüyor…
Halbuki esas olan, doğru olan O idi, yapan O’ idi, eden O’ idi, efendimize ‘’senin yüzün suyun hürmetine dünyayı yarattım’’ diyen O’ idi….
Dua, dua aczimizle, Rabbe yakarmak, yalvarmak varken, her bir şeyi ondan dilemek varken...onun kapısına kul köle olmak varken, yaratılanlara kul köle olmak da neyin nesiydi?
Dualarda aczimizi ,fakrimizi inim inleyerek duyurmak , sabah namazlarına kalkıp, birkaç sayfada olsa onun kitabını okumak, anlamak, idrak etmek varken, biz bize verilen ömrü nerelerde, nasıl tüketiyorduk? hayatın hayıyla, huyuyla her geçen gün azalan ömrümüzü heba ediyorduk…
Aczini ve fakirliğini bilebilmek, anlıyabilmek, müşahade edebilmek ne güzel bir duyguydu… ve biz insanoğluna düşen aczimizi bilebilmek ve ona göre davranmak, hayatımızı, davranışlarımızı ona göre düzenlemek gerekmez miydi?
Duanız olmazsa ne ehemmiyetiniz var diyen RABBİMİZ ‘e aczimizle fakrimizle bir akşam vaktinde, bir gece vaktinde seccademizi gözyaşlarıyla ıslatmamız gerekmezmiydi?.
Ne zaman dara düşsek, ne zaman bir hastalığa yakalansak, bir sevdiğimize küçücük bir zarar gelse, acizliğimizin o zaman farkına varıyor, yada vardırılıyorduk..
Halbuki dara düşmeden, hastalığa yakalanmadan aczimizin farkında olarak yaşamalı, hiç kimseye karşı böbürlenmeden, mütevaziliğin tüm heceleriyle benliğimizi sarıp sarmalamalıydı….
Gerçek anlamda aczinin ve fakrinin farkına varabilmış bir İnsan için, acz-fakr demek RAB karşısında günahlarını da bir anlamda itiraf etmek, af dilemek demekdi.
Aczinin farkında olan bir insan için, bu farkındalık bir makamın sahibi olmak demekti.Bu makamın mahrumları ise, görünüşte af dilerken bile pazarlık yapmaya kalkan, bir sürü bahane üreten insancıklar değilmiydi?
Risale-i nurlarda okumuştum;
"İnsan, şu kâinat içinde pek nâzik ve nazenin bir çocuğa benzer. Zaafında büyük bir kuvvet ve aczinde büyük bir güç vardır. Çünkü, o zaafın kuvvetiyle ve aczin gücüyledir ki, şu mevcudat, onun emrine verilmiş." Evet her şeyi su satırlar anlatıyordu…aczini bilen, kabullenen küçülmüyor, büyüyor güçleniyordu.
" Sultan,
Seçkin,
Bir kimse değilim.
İsmimin baş harfleri,
ACZ tutuyor,
Bağışlamanı dilerim..
….
Sana zorsa bırak yanayım
Kolaysa esirgeme…
A.Cahit Zarifoğlu’nun şiiriyle başlamıştık yazımıza yine onunla yazımızı nihayetlerken….
Büyüdükce küçülmeyi bilenlerden olalım, nefsimizi alçaltalım.. kendimizi sıfırlayalım hatta sıfırın da altına indirelim… aczliğimizi,çaresizliğimizi,sınırı , sonu olan bir varlık olduğumuzu hiçbir zaman aklımızdan çıkarmayalım..mevkiin, makamın her ne olursa olsun insansan acz içinde olduğunu bilenlerden olalım…Bu dünyada yaşarken, Ülkemiz için, dinimiz için, insanlık için, iyi ve güzel işler yapmayı, fakire, fukaraya yardım etmeyi,Gök kubbede hoş bir seda bırakmayı, Aczinin, fakrinin farkında olarak yaşamayı Rabbim hepimize nasip eylesin…