18 Kasım tarihi aslında CHP için bir dönüm noktası anlamına geliyor.
Çünkü, o tarihte yapılacak ilçe kongresi aynı zamanda il kongresi içinde belirleyici bir rol üstleniyor.
Yani ilçe kongresi bir grubun, art niyetli bir zihniyetin veya kişinin zaferi ile sonuçlanması halinde bilinmeli ki, il teşkilatı ile CHP’nin geleceği açısından hiçte iyi olmayacaktır.
Bu nedenle CHP kongresinde hangi delege oy kullanacak ise şahsi hesaplarının esiri olarak değil, partinin geleceğini düşünerek elini vicdanına koyup oy vermelidir.
Delegenin oy vereceği adayın profili ise kesinlikle bağımsız ve gerçekten partiyi düşünen olmalıdır.
Geçmişte görev alıp parti içi hizbin ateşini yükselten değil, tüm partilileri kucaklayan adayın kim olabileceğine bakılmalı.
Sözün kısası, CHP’nin nereye gidip gitmediğini çok fazla önemsemeden, sadece birilerinin parti içindeki hükümranlığını devam ettirecek kişilere angaje bir ilçe başkanı seçmek kesinlikle kimseye fayda saylamayacağı çok iyi bilinmeli.
Bu görüşten hareket edersek, ilçeye aday olan ilçe başkan adaylarını bu çerçeveden değerlendirmek gerekiyor.
Eski Halk Partili ve bugünde halen Halk Partili olduğu halde delege bile olamayanları düşünerek, bugün başkalarının başına gelenlerin bir gün sizinde başınıza gelebileceğinin hesabı iyi yapılmalıdır.
Örneğin Makbule Şenses Altuner’in de söylediği gibi,”Kırıkkale’de halk partisini temsil eden sülalelerin hiç biri delege olamıyor” şeklindeki sitemini düşünmek gerekiyor.
Kaldı ki, “il başkanı Aliye Hanımın derdi ve hesabı, kendisi ile birlikte sadece 8 il delegesidir” türündeki söylem, bugün CHP’nin hangi noktada olduğunun açık bir göstergesidir.
Esasen CHP ilçe başkanlığına kimin geleceği gerçek partililer için çok büyük anlam ihtiva etmiyor.
İlçe kongresinde kimin seçileceği gerçek manada gelecek hesapları yapanlar için önemli.
Ancak tüm partilileri kucaklamayacak birinin idareye gelmemiş olması herkesi fevkalade soğutuyor.
Bu soğukluk ise geçmişte maddi manevi tüm varlıklarıyla çalışıp koşturan partilileri, CHP’nin kapısının önünden dahi geçmemek üzere uzaklaştırıyor.
İlçe Başkanı adayı Arap Nazım Canpolat’ın dün gazetemize yaptığı ziyarette “Benimle birlikte CHP kazanacak” söylemi sanıyorum bu manada önem taşıyor.
Çünkü üzerine vurgu yaparak sarf ettiği “benimle çalışacak partililer duruşu, söylemi, iradesi ve kişiliği ile dik durmalı. Kimse için takla atmamalı, CHP’nin var olması için kaybetsede mücadele vermeli ” şeklindeki sözünün altını bende kırmızı kalem ile çiziyorum şahsen.
Zira başarısızlığın sorumluları ve mümessilleri aranırken kesinlikle ilçe Başkan adayı Canpolat’ın sözleri gözden kaçırılmamalıdır.
İşte CHP’nin asıl dik duran çizgisinden ödün vermeyen, sağlıklı ve doğru karar verebilen, kimseye tabi olmayan bir anlayışın yükselişine ihtiyaç vardır.
18 Aralık esasen bu manada CHP için bir tarihtir.
Tarihi yanlış veya doğru yazmak ise sistem gereği delegenin elinde.
İlçe kongresinden çıkacak sonuç bir nevi delegenin duruşunu, samimiyet ölçüsünü ve kişiliğini ortaya koyacaktır.
Yoksa biri kazanmış diğeri kaybetmiş çok önemli değil.