Nereden Geldim
Dünyanın genç yaşta profesör olan tek ismi Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu.
Tipik birisi…
Hal ve hareketleri tam bir uçuk kaçık bilim adamını andırıyor.
Biraz Albert Einstein kokuyor.
Dünya O’nu yakından tanıyor.
Bizler ise yeni…
Anlatacaklarım O’nunla ilgili değil ama, ilk O’ndan duymuştum ben.
Daha doğrusu, O’nu o zaman dinlerden söylediklerini uçuk bir düşünce olarak bulmuştum, fakat şimdi hak verdiğimi belirtmek istiyorum.
Nereden geldiniz?
Biliyor musunuz nereden geldiğinizi?
Kırıkkale’ye değil, dünyaya da değil.
Türkiye’ye nereden geldiniz?
Bileniniz var mı?
İster misiniz size birileri yardımcı olsun?
Nereden geldiğimi doğrusu çok merak etmiyorum.
İnsanım ve insan gibi, insanca yaşamaya çalışıyorum.
Tabii ahlaki ve dini değerler, medernite ölçüsünde.
Biri çıkmış dün Türklerin Ortaç Asya’dan gelmediğini söylemiş.
Dünyada bu konuda araştırmalar yapılıyormuş.
Onlardan da örnek vermiş.
İşte bunu diyordu Oktay Sinanoğlu, birkaç sene evvel.
“Bugün yaşadıklarınız, duyduklarınız ve gördükleriniz bir sürecin evreleridir. Sizin kafanızı karıqtırmak için dilinizle, Türkçe ile oynuyorlar. Yarın nereden geldiğinizi sorgulamaya başlayacaklar…”
Turgut Özakman’dan da dinlemiştim böyle bir ifadeyi.
Şüpheci bir yaklaşımla sizi beyninizden vuruyorlar.
Bugüne kadar geldiğiniz yer olarak bildiğiniz yerin orası olmadığını söylemeye çalışıyorlar.
Sizi en temelden sarsıyorlar.
Atatürk’ün de bu konuda bir araştırması olduğunu dosya haber olarak sunmuştu birkaç sene önce bir dergi.
Bütün bunları çok manidar bulduğumu söylemeliyim.
Bunların çıkış evreleri, tartışılması, şüphe uyandırması falan hepsi dikkat çekici.
Atatürk’te de batık bir kıtadan bahsediyor ve burasının Türklerin ata yurdu olduğunu söylüyormuş.
Bu konuda yarım kalan araştırmaları da varmış.
Hatta bir tarihçiyi sırf bu iş için görevlendirmiş.
Bunların kafa karıştırmak için birileri tarafından kullanıldığını düşünmeye başlıyorum.
Olabilir araştırma yapılabilir, inceleme olabilir, her şey olabilir.
Ama bunu hangi amaca yönelik olarak kullanmak gerekir?
İşte önemli olan da bu.
Birileri geçmişini merak edip öğrenmek için gerçek amacıyla kullanabilir.
Ama birileri de kafa karıştırmak için kullanabilir.
Ki, şu anda aynen de bu yapılıyor:
“Kimliğini sorgula…”
Dikkat edin, aman dikkat edin…
Dünyanın genç yaşta profesör olan tek ismi Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu.
Tipik birisi…
Hal ve hareketleri tam bir uçuk kaçık bilim adamını andırıyor.
Biraz Albert Einstein kokuyor.
Dünya O’nu yakından tanıyor.
Bizler ise yeni…
Anlatacaklarım O’nunla ilgili değil ama, ilk O’ndan duymuştum ben.
Daha doğrusu, O’nu o zaman dinlerden söylediklerini uçuk bir düşünce olarak bulmuştum, fakat şimdi hak verdiğimi belirtmek istiyorum.
Nereden geldiniz?
Biliyor musunuz nereden geldiğinizi?
Kırıkkale’ye değil, dünyaya da değil.
Türkiye’ye nereden geldiniz?
Bileniniz var mı?
İster misiniz size birileri yardımcı olsun?
Nereden geldiğimi doğrusu çok merak etmiyorum.
İnsanım ve insan gibi, insanca yaşamaya çalışıyorum.
Tabii ahlaki ve dini değerler, medernite ölçüsünde.
Biri çıkmış dün Türklerin Ortaç Asya’dan gelmediğini söylemiş.
Dünyada bu konuda araştırmalar yapılıyormuş.
Onlardan da örnek vermiş.
İşte bunu diyordu Oktay Sinanoğlu, birkaç sene evvel.
“Bugün yaşadıklarınız, duyduklarınız ve gördükleriniz bir sürecin evreleridir. Sizin kafanızı karıqtırmak için dilinizle, Türkçe ile oynuyorlar. Yarın nereden geldiğinizi sorgulamaya başlayacaklar…”
Turgut Özakman’dan da dinlemiştim böyle bir ifadeyi.
Şüpheci bir yaklaşımla sizi beyninizden vuruyorlar.
Bugüne kadar geldiğiniz yer olarak bildiğiniz yerin orası olmadığını söylemeye çalışıyorlar.
Sizi en temelden sarsıyorlar.
Atatürk’ün de bu konuda bir araştırması olduğunu dosya haber olarak sunmuştu birkaç sene önce bir dergi.
Bütün bunları çok manidar bulduğumu söylemeliyim.
Bunların çıkış evreleri, tartışılması, şüphe uyandırması falan hepsi dikkat çekici.
Atatürk’te de batık bir kıtadan bahsediyor ve burasının Türklerin ata yurdu olduğunu söylüyormuş.
Bu konuda yarım kalan araştırmaları da varmış.
Hatta bir tarihçiyi sırf bu iş için görevlendirmiş.
Bunların kafa karıştırmak için birileri tarafından kullanıldığını düşünmeye başlıyorum.
Olabilir araştırma yapılabilir, inceleme olabilir, her şey olabilir.
Ama bunu hangi amaca yönelik olarak kullanmak gerekir?
İşte önemli olan da bu.
Birileri geçmişini merak edip öğrenmek için gerçek amacıyla kullanabilir.
Ama birileri de kafa karıştırmak için kullanabilir.
Ki, şu anda aynen de bu yapılıyor:
“Kimliğini sorgula…”
Dikkat edin, aman dikkat edin…