Yedi gün süren eğlencenin sonunda hıntı hamuru kesilen zurnacılar,
“Ağam demişler;
Bir haftadır anamızdan emdiğimiz sütü burnumuzdan getirdin. Hiç dinlenmeden bize bildiğimiz bütün türküleri söylettin. Allah aşkına şu geline bir bakalım hele güzelliği bizim yorgunluğumuza değecek kadar var mı?”
“Ee, bakın bakalım” demiş ağa…
Ağanın izniyle birlikte peçeyi açan zurnacılar, bir anda yüzlerini ekşiterek,
“ Sana değil de çaldığımız havalara yazık” diyebilmişler ancak gelinin çirkinliği karşısında.
Yıllardan beri sol siyasetin en ateşli savunucularından olan hemşerilerimizden biri, şimdi bu hikayeyi diline dolamış, gönül verdiği parti hakkında yaşadığı ve duyduğu olaylarla beraber tıpkı zurnacıların çirkin gelin karşısında söylediği gibi “vay sana çaldığım havalara vay” deyip geziyor…
Binlerce nedenim vardı solcu olmak için;
Halkçılık,
Milliyetçilik
Ulusalcılık,
Bunların başında gelenleri idi…
Dönen dünya ile birlikte edindiğim tecrübe, makam ne olursa olsun ister amatör, isterse profesyonelce siyasetle uğraşırsan uğraş, eğer onun yapı malzemesinin en başında geleninin “insan” olduğunu bilmiyorsan, akıntıya kürek çekiyorsun demektir diye de ekliyor...
Sonra,
22 Temmuz seçimlerine ve onu takip eden günlerde yaşanılan depreme getiriyor sözü.
“Seçim önü herkes gibi bende iktidar partisinin puan kaybedeceğini sanıyordum.
O kadar çok olumsuzluk vardı ki ülke genelinde yaşanmış, elbette bu olumsuzlukların yaşanmasına sebep olanlar halkın oyları ile cezalandırılacaktır diye umut ediyordum.
Heyhat,
Puan kaybetmek şöyle dursun,
Çalı dibinde,
Hastane köşesinde,
Irmak kenarında adam kalmadı kaş kaş olup sandık başına geldi bunlar için.
Sanki terör durmuş,
İşsizlik çözülmüş,
Ekonomi rayına oturmuş,
Bağımsızlığımız tehlikede değilmiş,
Her şeyimiz dört başı mamurmuş gibi,
“istikrar bozulmasın” diye diye! Oy verdiler.
Geldiğimiz noktada,
İstikrar ne?
Neye denir,
Yenilir mi?
Yutulur mu ?
Kimse anlamış değil halbuki…
Seçim önü de terör vardı, vatandaşımız ve askerlerimiz hunharca katlediliyordu, şimdide var.
İşsizlik seçim önü de vardı, şimdi katmerlenerek var..,
Hırsızlık,
Adam kayırma,
Üniter yapının bozulması,
Ülke bağımsızlığının tehlikeye düşmesi,
Devlet malının yandaşlara peşkeş çekilmesi seçim önü de vardı şimdide tüm hızı ile devam ediyor…
Aradan ne geçti?
!!!!!!!!!!!
Adam işsizlik ve açlıktan her gün sosyal yardımlaşmanın önünde “belki bir iki kırıntı verirler” diye nöbet tutuyor, ama hala “istikrarı bozmayalım” diye de ağzını açmıyor…
Tüm bunları usanmadan,
Sıkılmadan,
Bıkmadan anlatmasını beklediğim CHP ise kendi içindeki çatışmadan gözünü açıp, var oluş nedenini izah edemiyor.
Oysa gönül verdiğim ve iktidar olması için canla başla gayret sarf ettiğim CHP böyle olmamalıydı.
Seçim kazanılır yada kaybedilir, önemli değil
Sevgi, saygı,
Dürüstlük,
Ve riya ile başkalarına örnek teşkil edecek insanlar ön plana çıkmalı, partinin ilke ve programlarını halka anlatabilmeliydi.
Bende, zurnacıların çirkin gelinin karşısında hayıflanıp emeklerine üzüldükleri gibi üzülmemeliydim…
Yazık!!!”
Ne diyelim?
Sokaktaki eski partilinin hatta, eski partililerin tümünün düşüncesi böyle.
Duyan duymayana söylesin…