Bellerindeki bombalar,
Araziye döşedikleri mayınlar,
Hal hatır!sormak için haberleştikleri telsizler,
Kısaca, canımıza kast etmiş PKK’lı teröristlerin alet, eda vatları ve bizzat teröristlerin bizatihi kendileri,
Hepsi, ama hepsi ya stratejik ortağımız Amerikan menşeili, yada gardaş belleyip girmek istediğimiz Avrupa Birliği ülkelerinden birinin eseri…
El sonuç;
Ortak yada gardaşlarımızın başımıza ördüğü işler neticesinde,
Bir birinden kız alıp vermiş,
Kanbağı her vesile ile güçlenmiş Kırk bin vatan evladının yaşamdan koparılmış, geriye kin ve nefretle dolu akrabalar bırakılmıştır…
Bu filmi,
Yüzyılımızın başında da izlemiştik biz.
O günlerde birde Ermeni yurttaşlarımız yaşamaktaydı bu topraklar üstünde.
Her ne kadar dinleri farklı da olsa onlarla da iç içe girmiş, etle tırnak gibi ayrılmaz bir parça olmuştuk Ermenilerle.
Ne zamanki,
Gelişen teknoloji ile birlikte çağın enerji kaynağının “petrol” olduğu ve bu petrolün Osmanlı topraklarının bulunduğu coğrafyada olduğu keşfedildi, o zaman, ayrılmaz denilen, etle tırnak gibi birbirine kenetlenmiş iki millet bir şekilde bir birlerine hasım edildi.
Aynı senaryo yine sahneleniyor!..
Oyuncular,
Yönetmen,
Sponsor dahil,
Her şey aynı…
Değişen sadece zaman ve isim.
Yüz yıl evvel,
Ermeni Türk kavgasını fırsat bilip cetvelle uydu ülke yaratanlar,
Bu günde Kürt-Türk kavgası ile meşruiyetlerini perçinleyip, yeni yeni açılımlar elde etme çabasındalar.
Milletimiz gördü,
Tanıdı artık sonradan olma Amerikan gardaşlarımızın ağızlarından salyalar akıta akıta malımızda, canımızda, ırzımızda gözünün olduğunu…
Dün, “Amerika defol” diyenleri kızıl komünistlikle suçlayanlar, bu gün bayrak ellerinde herkesten evvel meydanlara toplanıp “Katil Amerika ülkemizden defol” diye bağırıyorlar artık.
Bu asla çözüm değil elbet.
Elin sonradan olma gardaşı birkaç baldırı çıplağın! Defol demesi ile çiğneyip yutmak üzere olduğu ballı çöreği geri tükürecek değil.
Oda, kendine göre geliştirdiği savunma mekanizmalarını harekete geçirip Anadolu’nun gerçek sahiplerinin sırtından inmek istemeyecektir.
Kimi zaman “tavşana kaç,
Kimi zamanda tazıya tut” diyecek ve diyorda…
Teşbihte hata olmaz;
Bu günlerde de kelimenin tam anlamı ile “tazıya” tut diyorlar…
Ama,
Tavşanı, dağlara taşlara sakladıktan sonra…
30 yıldır,
Çeşitli vesilelerle yapıldığı suçüstü durumlarından kurtulmayı başaran Amerikan’yalı gardaşlarımız, yandaş gazeteleride arkalarına alarak kendilerini bizlere yeniden pazarlamaya çalışıyorlar.
İnsan soramadan edemiyor kendi kendine…
Hayır mı!
Aradan ne geçti de ellerinizle besleyip büyüttüğünüz yam yamların hasmı kesiliverdiniz birden bire.
Yoksa,
Yinemi hamisi olduğunuz teröristlerin palazlanıp büyümelerine imkan sağlamak ve elinizin altındaki tazının gönlünü hoş tutmak için boşalmış dağları taşları bombalatıyorsunuz bizlere!..
Hayır mı?