Daha da ileriye gitmemesi için önemli sayılacak sebepler yok sayılır.
Eksiklerin başında ise, bu memlekette entelektüel oluşumun ağırdan alınışıdır.
Bir ailenin, bir toplumun, bir milletin tekamülü, içinden çıkan fikir ve sanat adamlarının oranı ile doğrudan ilgilidir.
Biz de eksik olan bu olsa gerek.
Her yörede yerel şair ve gazetecilerinizi, sanatçılarınızı sayabilir misiniz? Diye sorulan soru kalabalık bir liste ile karşınıza çıkar.
Ama Kırıkkale’de öyle değildir.
Uzun yıllar bu camianın içerisinde bulunmuş biriyim.
Kendi çapımda yapabileceklerimi bu şehirde denedim...
Belediye Şehir Tiyatrosunu 1990 da yanımda toplanan gençlerle birlikte kurduktan sonra gelen yönetim “sırf biz yapmadık” diye dağıttı.
Dönem değişti tekrar göreve geldiğimde yeniden teşebbüse geçip tekrar bir grup oluşturdum.
Hatta kendi yazdığım ve Özürlüler Derneği mensuplarının oynadığı güzel bir oyunu da ilk defa ortopedik özürlülerin kendilerini oynadığı oyun olarak literatüre sokmayı başardık.
Pek çok oyunlar sergiledik.
Şimdi yine atalete girmiş halde...
Dışarıdan getirilen bir oyuna milyarları göz kırpmadan sunan resmi ve özel kuruluşların Kırıkkale’de olan bir gruba destek vermesi zül geliyor.
Pek çok sanatçıya konserler verdiren kurumlar, kendi yerel sanatçılarını görmüyor, onlara ikram edecekleri küçük bir plaketi bile çok görüyor.
Öyle yerler var ki, her ay yerel sanatçıların sıra geceleri düzenlenir, özel proğramları yapılır.
Anadolu türkü pınarının gözeleri Kırıkkale’dedir.
Taş plaktan günümüze sıyrılıp gelen, TRT repertuarlarında nice eserleri olan sanatçılarımız var, ama bunları tanımıyoruz bile...
Ali Rıza Yurtoğlu, Dede Bekar, Nuh Akgün, Ekrem Aydoslu, Yaşar ilkbahar, Kudret Taşan son birkaç yıl içinde ölen sanatçılarımızdır.
Çoğunun cenazesinde bir tane resmi yetkili görmedik, göremedik...
Halk vefasız değil...
Bu sanatçıların kasetleri evlerde dinleniyor.
Ama vefasızlık Kırıkkale’yi idare edenlerde...
Buna sebep ise entelektüel birikimin oluşumuna gayret edilmemesidir.
Bunu biz ne siyasilerden, ne de diğer resmi unvanlı zevattan beklemeyelim artık.
Biz sağa sola bakmadan kendimizi ortaya atarak, “bu memleketin şairi, yazarı, sanatçısı vardır” diyebilmeliyiz...
Mevcut kültürel dernekleri daha da aktifleştirerek...
Yeni zemin ve imkanlar arayarak...
Bu işin gönüllülerini arayıp bularak bu şehrin kenarda köşede unutulmaya terkedilen değerlerini çıkarmaya mecburuz.
Bu, bu şehirde kadirşinaslıktır.
Bu şehrin fikir ve sanat adamlarının önünü açarak daha büyük, daha önemli görüşlerin ortaya çıkmasını sağlamaktır.