Bundan yaklaşık 10 yıl kadar önceydi.
Şehir merkezinde olmasa da her gün binlerce insan geçerken görürdü.
Üzerinde bir iki aşiret evi ya vardı veya yoktu.
Bölgeden geçen aklı yetiklerin şehre yakışmadığını söylediği dağlık alanın mutlaka ıslah edilmesi gerektiğini söylerdi.
Çünkü şehre dışardan gelen yabancıların hemen gözüne takılabilen yeni mahalledeki o tepelik alan tüm çirkinliği ile gerçekten sırıtıyordu.
Dönemin Belediye başkanı da bu durumu fark etti ki, iyi niyetle oradaki tepelik alan için proje hazırlattı.
Kazma vurulup ıslahına başlandığın da herkes taktir etti tabiî ki bizim gibi.
Karşı çıkan olmadı.
Şehre yakışmayacağını söyleyende çıkmadı.
Bilakis iyi düşünülmüş ve hazırlanmış bir proje diye adlandırıldı.
Bu görüşe de herkes katıldı.
Ve yenimahellenin çehresini değiştirecek bir eser tabiri tanımlamasıyla Pekdoğan kültür parkı şehre kazandırılmış oldu.
Görkemli bir açılış töreni yapıldı.
Hata hatırlanacak olursa Devlet Bahçeli açtı kültür parkını.
Binlerce insan aktı oraya açılış için.
İlk zamanlar bir giden tekrar gitme ihtiyacı duydu.
-Gittiler…
-Gördüler…
-Gezdiler…
-Sevdiler…
-Düğün yaptılar…
-Program düzenlediler…
-Taktir ettiler.
Sonra birden ayaklar kesildi kültür parkından.
İncin top oynamaya başladı.
Sonra çatlak sesler yükseldi.
-Gitmek istemediler…
-Görmekten usandılar…
-Sevgileri bitti…
-Düğün ve program yapmadılar…
Kısacası fikirler ve niyetler değişti.
Taktir edip alkış tutanlar çark etti bir nevi.
İyi niyetler ile yapılan Kültür Parkının adı çıktı.
Sonra yine sesler yükseldi.
-Bu nasıl park?
-Yapacak başka yer mi yoktu?
-Nasıl işçilik, suyu bile akmadı.
-Çamlar kurudu,
-Adına yakışmadı
-Milyarlar heba oldu.
Bugün Pekdoğan yok ama o bölgenin çirkin görüntüsü de yok.
Şimdi soruyum size…
Bu şehrin kültür yapısını anlayabildiniz mi?
Neden mozaik ve karmakarışık bir yapıya sahip bir şehir denildiğini anladınız mı?