Gözün etrafa bakıyor, gayri ihtiyari, yanında kimse yoksa kendi kendine “Bu adamlar ne iş yaparlar?” diye soruyorsun.
Halbuki o adamlar bulundukları her ortamda kendilerini öven insanların yağları ile etrafını göremez, etraflıca düşünemez hale getirilmiş, yanlışına bile tahammülü halka –haşa- farz bilmişlerdir.
Mesela şu yazıyı okuyunca bile pürhiddet “bu bize düşmanlık yapıyor, muhalif” diyenler bile vardır erkan-ı devlette, ashabı riyasette...
Belki de avanelerinden birisi bu yazıyı alıp makama götürerek “bak şu dangalak neler yazmış, bu adam bizden ne istiyor... bu filanca görüşün adamı... “ diyecektir.
Bazı uyanıklar bu yazının ilgili makama çıkmasını engellemeye çalışacaktır.
Belki de tenkit ettiğimiz kurum yetkilileri bizi potansiyel hasım ilan edecektir.
Yok be kardeşim...
Bizlerin kimseye karşı bir hasımlığımız veya hısımlığımız olmaz, olamaz.
Biz bu şehrin adam akıllı idaresinden yanayız, gördüğümüz eksiklikleri yazmak bizim işimiz, o eksikliklerin giderilmesi ise yetkililerin işidir.
Gazetecinin tenkit etmesi tenkit edilen makam veya şahsın lehinedir.
Etrafındaki yalaka mantıklı sapkın kişilerin yağcılığıyla aksayan her iş, halkın itirazına, tepkisine, öfkesine, hatta sövmesine sebeptir.
Bu yüzden, makamda bulunan şahısların bazen kendisini tenkit eden sesleri dinlemesi gerekir.
Harun Raşit’e adaletinin sırrı sorulunca her fırsatta kendisini hırpalayan, canını sıkan, bazen hakaret eden Behlül Dana hazretlerini göstererek, “Adaletime sebep şu gördüğünüz meczuptur” der.
Halk ve etrafı anlamaz...
Nasıl olurda gece gündüz çalışan bizler değil de, her fırsatta yakasına yapışan, her işini beğenmeyen, kızan, hakaret eden bu deli adalete sebeptir, derler ..
“Siz, yanlışımın içinde doğruları seçip gösterirken, o doğruların içinde sırıtan yanlışları gösterdi. Sizin gösterdiğiniz doğruların gölgesinde yanlışları görmedim. Ama onun doğruların arasındaki yanlışları göstermesiyle yanlışlarımı düzelterek mükemmeli buldum” der.
Bu gerçeği anlamak kadar güzel bir şey yoktur bir idareci için.
Bu nefsini aşan yöneticilerin özelliğidir, kendini aşan insanların özelliğidir.
Makamların faniliğini bilen, güzel hasletleri olanların özelliğidir.
Arıyoruz böyle güzel mükemmel insanları.
Bulduğumuzda alnında öpüyoruz...
Ve bu yöneticilerin şerefli duruşları ile bu memleketin ihyasının olacağını iyi biliyoruz.
Benim yazılarımdaki nal mıh gözetmeden yazmamdaki gücü, o kendini aşmış insanlardan aldığımı ifade etmek isterim.
Ve her makamdaki yöneticiyi de öyle görürüm.
Ama bir kısmı benim kendisini gördüğüm gibi olmayabiliyor.
Ne yapalım, gönül o insanları arayınca her makamdaki yöneticiyi de öyle kabul etmek zorunda kalıyor sanırım...