Sanatçılar toplumsal hayatta örnek alınacak kişilerdir.Sadece icra ettikleri sanatla toplumun önünde bulunmazlar.Sosyal yaşantıları da gözlenir.İyi bir ebeveyn olmaları,aile kurumuna saygılı ,eşlerine sadakatle bağlı olmaları,yolsuzluğa bulaşmamış olmaları beklenir.
Kimi selulitli bacağı ile,kimi asrın mini tangası ile ,kimi de kendinden küçük sevgilisi ile gündeme gelir.Ebru Hanım ince siyah ipek elbisesi ile sahneye donsuz çıkmış.Sanatını icra ederken mutlaka vücudunun bazı yerlerini teşhir etmek bazı zıpçıktı ,zıpır artiz bozuntularının vazgeçemediği bir yöntem. Fiziki güzelliğini sanatını icra ederken iyi kullananlar çok para kazanıyordur. Yüce Yaratıcı ses vermiş ama fiziki güzellik vermemişse kuş tutsanız da bu azgınlaşmış seyircilere yaranamazsınız. Hele televizyonlara çıkma şansınız hiç yoktur. Anlayacağınız kızımız sahneye donsuz çıkmaya mecbur kalmıştır. O’nu bu hallere zorlayanları kınıyorum.
Ne kadar çok evlenip boşanırlarsa, ne kadar çok kişi ile düzeyli beraberlikler(!) yaşamış olurlarsa gündeme oturtuluyorlar.Bazen fiziki güzellikleri yaşlanmanın etkisi ile yok olamaya yüz tuttuğu ahir zamanlarında bile gündeme gelmeyi başarıyorlar. Tıfıl bir delikanlı ile malikanelerinde aşk yaşadıklarını ve müthiş bir doyuma ulaştıklarını anlatmaları yok mu yedi kocalı Hürmüz’ü bile kıskandırıyor.
Aslına bakarsanız toplumsal yozlaşmanın ne seviyede olmasına işaret ediyor olmaları sosyologlarımızın dikkatini çekmemiştir bugüne kadar.Türk aile yapısına verdikleri zararları tespit etmek gerekiyor.Gençlerimizin bozulan ahlaki yapı içinde ne kadar yozlaştırıldığını,boşanmaların arttığını,aile içi şiddetin sokaklara ve okullara kadar yaygınlaştığını bir çok yetkili görüyor olmalı. Neden ciddi bir önlem yok hayret doğrusu!
“Ebru Gündeş, vakfa destek amacıyla hiçbir ücret almadan sahneye çıktığı gece için siyah bir elbise seçmişti. Ancak masalardan birine doğru eğildiği sırada patlayan flaşlar, kıyafetin fazla ince olduğu gerçeğini ortaya çıkardı! İçine çamaşır giymediği anlaşılan sanatçı, objektife yansıyan görüntüsünün ise farkına bile varmadı”(Vatan Gazetesi)
Haberi görüyorsunuz aziz okuyucularım. Sanatçımız ne kadar da özveride bulunuyor. Çok ulvi bir görev ifa ediyorlar!Toplanan para vakfa bağışlanacak. Çok güzel bir hizmet.Ama teşhircilik yapılmasa olmaz mı? Olmaz. Yozlaşmış sanat anlayışında bu tip şeyler normal karşılanıyor.
Abuzer Kadayıf’a kızmıyorum bile .Kıllı göğsünü açarak yanık sesi ile sahneyi çınlatıyor.Gelinlik kızlar,kart karılar sahneye fırlıyor.Onunla dans etmek için yarışıyorlar.Üstelik bol sarımsaklı lahmacun kokulu nefesini koklamakta bir sakınca görmüyorlar.Alan satan razı olduktan sonra bana pek laf düşmüyor.Yaptığımız zıpçıktılar için gevezelikten başka bir şey değil. Sizi de fazla meşgul etmeyeyim. Sağlıcakla kalın!