Beynini dünyanın sıkıntıları ile doldurup taşıranlara kısa bir öykümüz olacak.
Öyküyü okuduğunuz zaman belki hak vereceksiniz bana. Belki de sıkıntılarınız sizin için daha önemli gelecek yazıya dudak bükeceksiniz. “ Bekâra karı boşamak kolaydır.”, diyeceksiniz, bana bir güzel kızacaksınız belki de. Ama şunu da kulak arkası etmeyin: Üç günlük dünyada sıkıntılar içinde boğuşup hayatınızı zehir etmeyin. İnan ki, ne tür olursa olsun bana göre hiçbir sorun veya sıkıntı hayatınızın huzurundan ve sağlığınızdan daha kıymetli değildir. İsterseniz aynaya bir bakın, kendinizin ne kadar paha biçilmez olduğunu göreceksiniz.
Buyurun bakalım:
Profesör elinde içi dolu bir bardak tutarak dersine başladı. Bardağı, herkesin göreceği bir şekilde tutuyordu. Öğrencilerine sordu:
“Bu bardağın ağırlığı sizce ne kadardır?”
Öğrenciler 50 gram, 100 gram, 125 gram diye tahminlerde bulundular.
Bardağı tartmadıkça gerçekten ben de bilemem,” dedi profesör, “ama, benim sorum şu: Bu bardağı böyle birkaç dakikalığına tutsaydım ne olurdu?”
Öğrenciler hiçbir şey olmazdı diye cevap verdiler.
Peki, 1 saat boyunca tutsaydım ne olurdu?' diye sordu profesör bu kez…
Kolunuz ağrımaya başlardı efendim' diye öğrencilerden biri yanıtladı.
Haklısın, peki şimdi ben 1 gün boyunca tutsam ne olurdu?”
“Kolunuz iyice ağrır, kas spazmı, batar vs gibi sorunlar yaşardınız ve hastaneye gitmek zorunda kalırdınız!” diye cevap verdi öğrenci. Diğer öğrenciler de çeşitli cevaplar verdiler.
“Çok iyi dedi profesör, peki tüm bu sorunlar olurken bardağın ağırlığında bir değişme olur muydu?”, diye sordu profesör.
‘Hayır’, diye yanıtladı herkes
Peki o zaman kolun ağrımasına ve kas spazmına neden olan neydi?”
Öğrenciler bulmaca çözermişçesine düşünmeye başladılar.
“Acıdan ve ağrıdan kurtulmak için ne yapmam gerekir bu durumda?”diye tekrar sorar profesör.
“Bardağı bırakın düşsün!” diye öğrencilerden biri yanıt verir
“Kesinlikle!”der profesör.
Hayatın problemleri de böyle bir şeydir.
Onları kafanda birkaç dakika tutarsın, bir sorun yokmuş gibi görünür. Uzun bir süre düşünürsün, başınız ağrımaya başlar. Daha uzun düşününce de artık seni bitirmeye ve hareketlerini kısıtlamaya başlar. Hayatınızdaki mücadeleleri ve problemleri düşünmek önemlidir.
Fakat daha önemlisi onları her günün sonunda, uyumadan önce yere bırakmaktır (bardak gibi).
Bu şekilde strese girmez, her gün taze bir beyin ile uyanır, her konuyla ve yolunuza çıkan her türlü engelle başa çıkabilecek güçte olursunuz!
Bu yüzden bugün ofisten ayrıldığınızda, sevdiklerinize şunu hatırlatın :
Bardağı yere bırakın bugün düşsün...