Peygamber efendimizin hadisi ile sabit olarak cennet gençlerinin efendilerinden birisi olan Hz Hüseyin’e(ra) kalkan ellerin utanmadığı gündür. Ona, acımadan merhametten uzak bir şekilde kıyanların yüzsüzleştiği bir gündür. Sünni olsun, alevi olsun her bir müslümanın yüreğinde yara olan ve sızısı kıyamete dek bitmeyecek bir acı gündür.
O, namaz kılarken dedesinin sırtına çıkan bir Hüseyin’dir. O, sırtına çıktığı için secdeden doğrulamayan dedesinin dizlerinde büyümüştür. O, dedesinin sevgisiyle, aşkıyla, imanıyla, güzel ahlakıyla büyümüştür. O cömertliği, hoşgörüsü, kahramanlığı ile sevilmiştir. O, Kerbela’da şehit edildiğinde elli beş yaşında da olsa Müslümanlar için hep çocuk kalmıştır. O, dedesine en çok benzeyen sevgili bir torundur. O babası Ali’nin(ra) ile annesi Fatıma’nın(ra) ciğerparesi, Hasan’ın(ra) bir tanecik kardeşiydi. O, ehli beytin vazgeçilmez bir ferdiydi.
Peygamber efendimiz(s.a.v.) şöyle buyuruyor:
“Ben sizin aranızda iki değerli şey bırakıyorum: Allah’ın Kitabı ve öz akrabalarımdan olan Ehli Beytim. O ikisine sarıldığınız müddetçe, benden sonra asla doğru yoldan sapmazsınız. Gerçekten o ikisi Kevser havuzunun yanında tekrar bana gelinceye kadar birbirinden ayrılmazlar.” Bazı kaynaklarda peygamber efendimizin ehli beyt değil de “benim sünnetim” dediği söyleniyor. Bizim için fark eden bir şey yoktur. Çünkü
ehli beyt sünnet üzere yaşayanların en hayırlısıydılar. Ehli beyt sünnetin tek adresiydi.
Bu hadisi biz şimdi biliyorsak o zaman Hz Hüseyin’e(ra) kılıçla saldıranlar da biliyordu. Peki, onları bu derece çıldırtan ya da gözlerini kör eden neydi. Müslüman olduğunu iddia eden bir kişinin Hz Hüseyin’e değil kılıç kaldırmak, onun sözlerine karşı gelmesi bile düşünülemez. Onun ellerine sarılıp doyasıya öpmesi gereken yürekler niçin o mübarek zata böyle düşman olmuşlardır. Bunu açıklamak ve gönülleri ikna etmek gerçekten çok zordur. Kesin olan şudur ki, bu katliamın din ile hiçbir ilgisi yoktur, tamamen siyasidir. Gözlerini iktidar hırsı bürümüş, kendini bilmezlerin saltanat uğruna yaptıkları elim bir vahşettir.
Müslümanların rehberini müslüman olduğunu söyleyenlerin şehit etmesi akla ziyan bir durumdur. Akıl alacak, kabul edilecek bir şey değildir. Bu vahşeti Müslüman olan hiç kimse kabul edemez, kabullenemez. Onu katledenler hesap günü peygamber efendimizin(sav), Hz Ali’nin(ra), Hz Fatıma’nın(ra), Hz Hasan’ın(ra) yüzlerine nasıl bakacaklar. O buluşma gününü akıllarına hiç getirmişler midir?
KAN VE GÜL
Bu kadar mı körleşti, katılaştı gönüller,
Dağlar, taşlar utandı; onlar hayâ etmedi.
Böyle soysuz vahşeti görmemişti bu çöller,
Nice cana kıydılar kinlerine yetmedi.
Haydi, gelin dostlarım feryat edin, ağlayın,
Hüseyin’im, göz nurum, al kanlara boyandı.
Ağıt yakın canlara karaları bağlayın,
Seyyid’imin yanında nice canlar da yandı.
Seyyid’imin gözleri cennetteki yıldızdı,
Mühürlenmiş kalpleri görmediler o nuru.
Seyyid’imin sözleri rahmetli bir yaldızdı,
Elleriyle ittiler ebedi bir onuru.
Hüseyin’i sevip de ona gönül verenler,
Ne mutlu ki bizlere Hüseyin’e aşığız.
Hüseyin’le birlikte şehadete erenler,
Yaren olduk sizlere ömür boyu sadığız.
Ali SAÇAK