Saat daha erkendi. Ama nedense uyku bastırdı birden.esneye esneye yattım yatağa. Ertesi gün yapılacak o kadar fazla iş vardı ki…
Neyse şimdi uyku zamanı !
Yattım ve hemen uyuyakalmışım.hatırlıyorum hemde çok net hatırlıyorum.
Rüya, yok ‘ kabus ‘başladı kısa bir süre sonra.
16 ocak 1999 tarihindeyim. rüya bu ya.
Bir uçağın içi burası.gökyüzünde süzülen büyük bir uçak. İçeride bir adam var. Yok, yaklaştıkça insana benzemiyor ama oturuyor orada….
Abdullah sarıkurt adına düzenlenen sahte bir pasaportla italyadan rusyaya ikinci kez gidiyor ,cam kenarında oturuyor. Üzerinde takım elbise , kravat, elinde şarap kadehi ve alçak yüzünde iğrenç bir kahkaha.
Bilinen ve iğrenilen adı abdullah öcalan,bu kadar yakınımda,kaldırıyor kafasını. Göz göze geliyoruz bir an.
Ellerimi uzatıyorum, kravatından çekip asmak için. Bir an içimi mutluluk kaplıyor,nefessiz kalan suratını izlerken.
Ama dedim ya ,kabus bu. Bir elime israilli ajan,bir elime abd li coni sarılıyor .uzaklaştırıyorlar hemen.
Adamların suratı surat değil ki tüküresin.
Bakıyorum, bırakmıyorlar. Diyorum ki.
-Be hey insanlıktan nasibini almamış yaratıklar. Bu cani ve bunun uşakları yüzünden biz 1984- 2008 yılları arasında asker, polis ,korucu dahil ülke genelinde 7946 şehit vermişiz.
Bu şehitlerin 5821 i Türk silahlı kuvvetlerinden,775 i emniyet teşkilatından ,1350 si geçici köy korucularından ve ayrıca 4828 kişide sivil vatandaşlardan..
Şırnakta her 1284 kişiden biri vurulup tertemiz alnından düşmüş vatan toprağına,
Hakkaride her 977 kişiden biri vermiş canını bu vatan. için.
İstanbulda her kırkdörtbin kişiden birinin anası ,babası VATAN SAĞOLSUN diye haykırmış.
Sizin desteklediğiniz bu sürü, benim ülkeme 1984-2008 yılları arasında doğrudan 209 milyar dolar ,dolaylı olarakta 360 milyar dolar zarar vermiş.
Sadece gülerek dinliyorlar beni. Ve uzaklaştırıyorlar sürü başının yanından.
Uçağın kapısına kadar getiriyorlar. Ve atıyorlar aşağı. Düşerken Allah yolunda öldürülenlere "ölüdür" demeyin. Aslında onlar diridirler fakat siz bunu bilemezsiniz ayeti geliyor aklıma.
Düşerken, çanakkalede verdiğimiz 250 bin şehidi düşünüyorum.
Topluca bayram namazını kılıp şehadet şerbetini içmek için acele eden kınalı kuzular geçiyor gözümün önünden.
Git oğul git…
Bilesin ki , Resul önderdir.
Bilesin ki, melekler ardındadır
Bilesin ki, dualarım semadadır
Bilesin ki, yolun Allah’adır
Düşte gördüm oğul
Bize artık vuslat
Mahşerden sonrayadır
diye haykıran şehit anasının sesini duyuyorum düşerken……
Düşerken,
Şehitler ölmez, ölmez anam.sen hakkını helal eyle.eğer beni özlersen bayrağımıza bak, dalgalandıkça hep beni göreceksin.toprağa sarıldıkça sıcaklığımı hissedecek, gülleri kokladığında kokumu soluyacaksın.sakın ağlama anam.vakit geldi , melekler el sallıyorlar şimdi.beni çağırıyorlar allaha emanet ol benim canım anam. Evet çok yakında şehit olacağım.ama her sabah güneşle yeniden doğacağım.sakın ağlama güzel anam. Çünkü ben CENNETTE olacağım.
diye haykıran şehidimin sesini duyuyorum.
Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana âgûşunu açmış duruyor Peygamber ,
dizelerini duyuyordum yüreğimde ve tüm benliğimde.
Giderek yaklaşıyordum toprağa.
Sonra aniden kalkıyorum kan ter içinde,kalbim deli gibi çarparak.
Takvimler 29 ekim sabahını gösteriyor.
Ve ben UYANIYORUM.…………………….