Bir kişiyi tanımak için ya para alışverişinde bulunacaksın ya da yolculuk yapacaksın derler. Doğal afetler sonrasında insanların verdikleri tepkiler de onları yakından tanımaya fayda sağlıyor.
Erciş merkezli depremin hemen sonrasında yapılan/yapılmayan yardımlar tartışma konusu oldu. Özellikle çadırların önce yeterli sayıda olmadığı sonra doğru dağıtılmadığı söylendi. Van il merkezinden en ücra köylere kadar depremzedeler kendilerine yardım yapılmadığından şikayet etti. Yağmalanan yardım kamyonlarını, soyulan ev ve iş yerlerini televizyonlardan izledik. Yardımların organizasyonu konusunda eleştirilen Kızılay Genel Başkanı katıldığı bir yayında çadır kente kurdukları çadırların bile söküldüğünü ve yağmalandığını söyledi.
Deprem zor bir doğa olayı. Bir anda insanlar evlerini, mallarını, ailelerini kaybedebiliyorlar. Böyle bir durumda insanların normal davranışlar sergilemelerini beklemek haksızlık olur. Bu açıdan bakınca depremzedelerin davranışlarına hak vermek gerekiyor. Ancak basından izlediğimiz görüntüler içerisinde sabırdan ve şükürden iz bulunmuyordu.
Görüntüleri izlerken, böyle bir doğal afet Kırıkkale’nin başına gelse Kırıkkaleli nasıl davranırız diye düşündüm.
İnşallah bu sorunun cevabını göreceğimiz bir doğal afet yaşamayız. Ama geçmişte yaşanan bazı olaylar Kırıkkaleliyi tanımak için faydalı olur.
Doğal bir afet değildi ama Kırıkkale’de hayatı altüst eden en büyük olay 3 Temmuz 1997 tarihinde Mühimmat Fabrikası Atölyesinde meydana gelen kazanın ardından çıkan yangında depolanan bombaların sabah saatlerinde patlamasıydı.
Olayın büyüklüğünün ve ciddiyetinin anlaşılmasının ardından öğlen saatlerinde şehrin boşaltılması istendi. Evlerin işyerlerinin camları, çerçeveleri yere indi. Şehir bu halde iken hiçbir tartışma ve sorun yaşanmadan insanlar evlerini, işyerlerini o halde bırakarak şehri terk etti, yakın ilçelere, Ankara’ya gittiler. İki gün sonra geri dönebildiler.
Şehir boşaltılırken hiçbir sorun, hiçbir problem, hiçbir tartışma yaşanmadı. İki gün sahipsiz kalan evlerde, işyerlerinde çoğunun kapıları kırık, camları açık olduğu halde bir iğne bile kaybolmadı.
Bu acı hatıranın ve yaşanan doğal afetlerin bize gösterdiklerini bir arada düşününce, zaman zaman Kırıkkale’nin yolundan, suyundan, havasından, günlük hayatından şikayet etsek de aslında Kırıkkale’nin ve Kırıkkalelinin değerini bilmek gerektiği sonucuna varıyorsunuz.