Eylül ayına kadar her şey normaldi. Sayacımızın kartını belediyeye götürüyorduk. İstediğimiz kadar su satın alıyorduk. Satın aldığımız suyu kartımıza kaydediyorlardı. Biz de kartımızı sayaca takarak aldığımız suyu sayacımıza yüklüyorduk. Böylece suyumuz bitmeden yenisini alarak yaşayıp gidiyorduk. Ayrıca ne zaman ne kadar su kullandığımızı da açık olarak görüyorduk
Eylül ayında ben Norveç’e gidecektim. Kayın validem ben Norveç’ten gelene kadar sayaçtaki suyun bitmesinden korktuğu için kendi sayacının kartına su yükletmemi istedi. O gün cumartesiydi. Hafta sonu olduğu için tereddütlü olarak belediyeye gittim. Belediye binasındaki görevlilere durumu anlatıp karta su yükleyip yükleyemeyeceğimi sordum. Onlar da otomatik bir makine gösterip bu makinede kartlara su yüklenebildiğini söylediler. Makineyi kullanmayı bilmediğimi söyleyince de birisi sağ olsun yardımcı oldu. Kartı otomatik makineye takarak makinede bazı tuşlara bastı sonra da karta üç ton avans su yüklendiğini söyledi. Ben de kendisine teşekkür edip oradan ayrıldım. Eve gelip de kartı sayaca taktığımda karta su yüklenmediğini gördüm. Çünkü sayaç, kartta su olmadığını söylüyordu. Ben de bir hata olduğunu düşünerek fazla üstünde durmadım.
Norveç’ten döneli bir hafta olmuştu. Kayın validem sayaçtaki suyun bittiğini söyledi. Ben de belediyeye giderek kayın validemin kartına su yüklettim. Su yüklenince bilgisayar karttan üç ton su kesti. Görevli arkadaşa bilgisayarın üç ton suyu niye kestiğini sordum. Görevli arkadaş belediye binasındaki makineden üç ton avans su almış olduğumu söyledi. Ben o suyun yüklenmediğini, bir hata olmuş olabileceğini söyledim. Arkadaş kendisinin bir şey yapamayacağını söyledi.
Ertesi gün bir dilekçe yazarak belediyeye gittim. Beni yönlendirdikleri yetkili söylediklerime inanmadı. Böyle bir hatanın olamayacağını söyledi. Sayaçta, bugüne dek yüklenen suyun yazılı olacağını söyledi. Ben de hesapladığımı ve yüklendiği iddia edilen üç ton suyun sayaçta olmadığını söyledim. Yetkili bana o üç ton suyun, sayaç ilk takıldığında kartın içinde yedek olarak saklandığını söyledi. Ben de onu bildiğimi onun haricinde üç ton suyun olmadığını söyledim. Bir görevlinin gelip sayacımıza bakmasını ve üç ton suyun olmadığını belgelendirmesini ayrıca parası alınıp da yüklenmeyen üç ton suyun tarafımıza verilmesini istedim. Yetkili arkadaş bu kez de sayaca müdahale haklarının olmadığı gibi konuyla alakası olmayan sözler söyleyerek beni sayacın yetkili satıcısına ve servisine gönderdi. Ayrıca dilekçemi de almadı.
Elektromed’de bulunan arkadaşla da aynı söz düellosunu yaptık. Onu da inandıramadım. Sayacın hatalı olmadığını yüklenen suyu kusursuz olarak bildirdiğini söyledi. Ben de onu destekledim. Sayaç kartına yüklendiği iddia edilen üç ton suyun sayaçta olmadığını evimize gelip görmeleri gerektiğini söyledim. O da isim ve adres alarak beni başından savdı. Başından savdığı konuşma tarzından, ses tonundan ve seçtiği kelimelerden belliydi. Söylediğim gibi bir hafta oldu; ne gelen var ne giden.
Sayın başkanım, belediyeden veya yetkili şirketten bir görevlinin evimize gelerek sayaca bakıp da üç ton suyun yüklenmediğini belgelendirmesi çok mu zor?
Akıllı dediğiniz bu sayacı taktırana kadar bize dil döken yetkililer şimdi yüzümüze bakmıyorlar. Sayacı taktırana kadar onun ne allame bir şey olduğunu anlatanlar şimdi ise sayacın yüzüne bakmak için evimize gelmiyorlar. Her türlü servis hizmetini vereceklerini iddia edenler bu ufacık sorunu çözmek için bile kıpırdamıyorlar. Yaşlı bir kadından haksız yere alındığı söylenen üç ton su bedelinin doğru olup olmadığını merak bile etmiyorlar. Böyle bir servis, böyle bir hizmet anlayışı kabul edilebilir mi? Tabii ki, edilemez.
Sayın başkanım bu işi en kısa zamanda çözeceğinize, bu haksızlığa ve özellikle vurdumduymazlığa bir dur diyeceğinize inanıyorum. Eğer böyle sorunlar en başta engellenmezse ileri de daha büyük sorunlara sebep olurlar. O zaman da kimsenin belediyeye güveni kalmaz.
Ali SAÇAK