Önce bakalım, kimdir Veli Korkmaz…
Milli görüş hareketinin içinde bulunmuş, en ön saflarda yer almış…
O hareketin bünyesinde başlatılan bütün ticari kurumlarda görev almış, kuruluşunda bulunmuş biridir.
Kanal 7 nin kuruluşunda da olduğunu sanıyorum.
Bir kişi kendi emeği olan bir kurumla ilgili bir sıkıntıdan rahatsız olur elbette..
Hele Kanal 7 ve önemli bir yardım kuruluşu olan Deniz Feneri ile şaibelerden rahatsızlık duymaması mümkün değil.
İddiaya bakıyorsunuz, tipik bir Ergenek davası gibi, temeli dinlemelere dayanıyor.
Dün dinlemeleri alkışlayanlar bu gün aynı tuzağa düşmüştür.
Ama bu bir köstebeklik değildir.
Ben olsam ne yapardım diye düşünüyorum.
Yani emeğimin olduğu bir kurumla elbette ilgilenirim.
Konuşurum, danışırım…
Dinlemenin ABD merkezli olduğu kanaatimdir.
Besledikleri kargaların gaga uzatmasıdır.
Yukarıdaki depreşmelerin aşağı doğru aksetmesidir.
Dinlemelerin bu ülkede çoğalması şantajların çoğalmasıdır.
Başbakan bir dinleme hadisesinde “dinlemelerde dinlenenlere bakılmasını” söylerken bir mahremiyetin ihlaline göz yummuştur.
Dinlemeler sadece eğri söz ve görüntülerle şantaj olmaz.
Bir gün çok düzgün bir kişinin ailesiyle olan yakınlaşmalarını görüntülerde…
“ya şu meselede şöyle yap, ya da senin aileni deşifre ederiz” gibi şantajlara uzayacak bir felakettir.
MİT dinleniyor, genelkurmay başkanı dinleniyor, bakanlar, başbakan dinleniyorsa tehlike buradadır.
İnsanız kardeşim, yeri gelir öfkemiz hakarete dönüşür söveriz…
Yeri gelir sevgimiz kabarır överiz…
Veli Korkmaz elbette mahkemede kendisini savunacaktır.
Hukukun kararını bilemeyiz, ama bir hayır kurumunun yolsuzluğuna Veli Korkmaz’ın bulaştığına inanmıyorum.
Bu meselede şahsının zarar göreceğine de inanmıyorum.
Ama bu ülkede haberleşme hürriyeti artık çok önem arz etmektedir.
Hukukun ve adaletin tesisi bu yolla mümkündür.
Bende bu konuda sıkıntı yaşamış biri olarak, Veli Korkmaz’ın ithamı kadar itham edildiği usulün yanlışlığını ön planda tutmak istiyorum..
Demokrasi böyle getirilmez ama bitirilir.