Kendini âlim zanneden birisi Kur’an-ı Kerim’i okuyup kafasına göre yorumlamış. Anladıklarını da roman havasında bir kitap haline getirmiş.
Bahsettiğim kitabı benim büyük kızım alıp gelmiş. Kitabın adı ilginç gelmiş kızıma. Kitabın içeriğini merak etmiş. Kızlarımın ne okuduğu ile yakından ilgilendiğim için kitaba önce ben bir bakayım dedim.
Kitap, bir genç ile Azrail arasındaki söyleşi şeklinde yazılmış. Genç, Azrail’e sorular soruyor veya günümüzdeki İslami yaşayışla ilgili örnekler vererek güya tereddütlü olduğu konular olduğunu söylüyor. Azrail de Kur’an-ı Kerim’den ayetlerle bu soruları cevaplandırıyor. Gencin tereddütlerini gidermek için kendi yorumlarını katarak açıklamalar yapıyor. Açıklamalar yaparken yeri geldikçe inancımızla da dalga geçmeyi ihmal etmemiş. Farz, vacip, helal, haram birbirine girmiş. Bu kavramlarla ilgili olarak bütün kuralları yerle bir etmiş.
Yazar, kitabın giriş kısmında kendisini Kur’an kursunda okutan hocasına veryansın ediyor. Hocasının Kur’an-ı Kerim’i herkes anlayamaz, yorumlayamaz demesine içerlemiş. Oturmuş Kur’an-ı Kerim’i okuyup kafasına göre yorumlamış. Hocasına da iğneleyici şekilde sitemkâr bir mesaj göndererek Kur’an- Kerim’i anlamanın çok kolay olduğu vurgusunu yapmış. Hatta bu kadar yıl kendisini engelleyen hocasına ima yolu ile hakarete varan sözler de söylemiş. Kendi inancına ve yaşayışına uygun gördüğü ayetleri alıp açıklamış. Açıklamakla kalmamış bu görüşlerinin dosdoğru olduğunu dile getirmiş.
Ben, kitabın tamamını okumadım. Giriş kısmını okuyunca içeriği hakkında ön bilgi edindim. Yazarın bu kitabı hangi amaçla yazdığı belli oluyordu. İçindekiler bölümüne baktığım zaman en can alıcı konular da apaçık görünüyordu. Sadece o bölümleri okudum. Okuduğum bölümler aşağı yukarı yüz, yüz elli sayfaydı. Okudukça da haklı olduğumu gördüm. Yazar, gençlerin beynini yıkamak için elinden gelen her şeyi yapmış. Kendi inancını, görüşünü ve yorumlarını genç beyinlere aşılamaya çalışmış.
Öncelikle Kur’an-ı Kerim’i normal bir kitap gibi görüyor. Ayetleri dalga geçer gibi yorumlamış. Allahü Teâlâ’dan (hâşâ) kendi yaşıtı bir arkadaşı gibi bahsediyor. Peygamber efendimizi yok sayıyor. Hiçbir hadisi ve sünnetleri muhatap almıyor. Âlimlerin yorumlarını zaten hiç kabul etmiyor. Kendini ve anladıklarını bunların üstünde görüyor. İslamiyet’i öyle bir anlatıyor ki; İslamiyet’i kuralsız, sorumsuz, bağlayıcı olmayan bir dinmiş gibi algılıyorsunuz. Müslüman olmanın ve cennete girmenin tek yolu kalbi temiz olmaktan geçiyor.
Bu kitabı okuyan bir kişi eğer kitap okuyup kendini geliştiren birisi değilse bunlara kanabilir. Eğer bu kitapta okudukları ile az olan bilgilerini karşılaştırırsa ya hiçbir şey bilmediğine inanır ya da bildiklerinin yanlış olduğu kanısına varır. Allah korusun yanlış bilgilerle donanarak zamanla bu yanlışların doğru olduğuna inanır. Bütün yaşayışını bu yanlışların üzerine inşa eder. Belki de etmekle kalmayıp başkalarını da bu yanlışlarla kandırabilir.
Kızıma bu kitabı okumasının çok sakıncalı olduğunu söyledim. Kitabı, hiç okumadan geri vermesini istedim. O da beni haklı bularak kitabı ertesi gün götürüp iade etti.
Şimdi, birileri Kur’an-ı Kerim’i (hâşâ)basit bir kitap olarak görüyor. Herkesin okuyup anlayabileceğini söyleyip duruyor. Eğer öyle olsaydı Allahü Teâlâ, peygamber göndermezdi. Herkes de kendine göre yorumlayıp ona göre yaşardı.
Sizden ricam, çocuklarınızın ne okuduğunu kontrol edin. Sonradan üzülmek ve dizinizi dövmek bir fayda vermez, zamanı da geri getirmez.
15.09.2011
Ali SAÇAK