Bir gün peygamber efendimiz sahabe ile sohbet ederken sahabeler peygamber efendimize:
Yaresulullah Hz Ali’yi niçin daha çok seviyorsunuz? diye sormuşlar.
Peygamber efendimiz o anda mecliste bulunmayan Hz. Ali'yi çağırmaya adam gönderdi ve orada bulananlara sordu:
- Birisine iyilik etseniz, o da size kötülük etse ne yapardınız?
- Yine iyilik ederiz.
- Yine kötülük yapsa?
- Biz yine iyilik ederiz.
- Yine kötülük yapsa?
Sahabe cevap veremedi, başlarını öne eğdiler. Bunun anlamı kötülüğe kötülükle mukabele etmesek bile iyilik yapmaya devam etmeyiz, demekti.
Bu sırada Hz. Ali o meclise geldi. Resulullah Hz. Ali'ye sordu:
- Ya Ali, iyilik ettiğin biri sana kötülük etse ne yapardın?
- Yine iyilik ederdim.
- Yine kötülük yapsa?
- Yine iyilik yapardım.
Hz. Peygamber soruyu tam yedi defa tekrarladı. Hz. Ali yedi defasında da "yine iyilik ederdim" diye cevap verdi. Daha sonra da Hz Ali; “ Yaresulullah kendinizi boşa yormayınız o kişi bana ne kadar kötülük yaparsa yapsın ben ona her zaman iyilik yaparım.” dedi.
Sahabe de peygamber efendimize dönerek:
- Yaresulullah, Ali'yi çok sevmenizin sebebini şimdi anladık, dediler.
Kötülük ve iyilik soyut kavramdır ama sonuçları somut olmaktadır. Dedikodu, gıybet, iftira ile bilmeden veya isteyerek başkalarına kötülüğümüz dokunabiliyor. Komşu komşusunun, akraba akrabasının kardeş kardeşin iyiliği istemez oldu. Herkes kendisi iyi olsun, rahat etsin, huzuru yerinde olsun başkası benim umurumda değil diye düşünür oldular. Namaz kılarız, oruç tutarız, Kur’an okuruz ama bu huylarımızdan da vazgeçemeyiz. Demek ki bir şeyleri yanlış yapıyoruz.
Hz Ali efendimiz kadar olmamız mümkün olmasa da elimizden geldiği kadar iyilik yapmaya çalışalım. Bu dünyada ben de herkes gibi misafirim. Gideceğimiz yer aynı ve orada tekrar yüzleşeceğiz. Kötülük yapanların bugüne dek kazandıkları görülmemiştir. Biz de ısrar etmeyelim, hem kötü huylardan hem de kötü sözlerden kendimizi arındıralım.
Atalarımız boşuna dememişler:
İyiliğe iyilik her kişinin harcı,
Kötülüğe iyilik er kişinin harcı.
Ali SAÇAK