Bugün yazıma Türk Ekonomisi ve Gelişmiş olan ülke ekonomilerinin durumu ile
İMKB' nin geleceği hakkında bilgi vermeye çalışacağım.
Son iki aydır beni takip edenlere ısrarla hisse yazmamayı tercih ettim. Hemen hemen
her yazımda öncelikle 61,200 lerin kırılabileceği ve daha sonra yılın ana destek noktası olan
58,000 lerin çok önemli bir rakam olduğunu hemen hemen her yazımda yazdım diyebilirim.
Şimdi neden bu sert düşüşlerle karşılaştık bu soruya cevap bulmaya çalışalım;
Dünya da ekonomik çöküş son hızla devam ederken, Türkiye ' de ki veriler dış ülkelere nazaran
çok olumlu olması yabancıların Türkiye üzerinde oyunlar oynaması gerektiği tezini harekete
geçirmelerini sağlamıştır.
Türkiye ekonomisi üzerinde oyuna yine medya üzerinden başlamışlardır. Özellikle
de uluslararası medya' da Türkiye' nin ekonomik verilerinin olduğundan daha kötü gösterilerek
bu konuda uzman kişilerin yanlış bilgilerini yansıtarak büyük finans kuruluşlarının harekete
geçmesini sağlamışlardır. Tabi ki bu kısa vadede olumlu neticeler verebilir ama uzun vade de
bu hiçde olumlu bir düşünce tarzı değildir. Çünkü dış yatırımcı bir ülkeye yatırım yaparken
öncelikle GSMH' nın borçlara oranına dikkat eder. Türkiye' yi bu yönden ele aldığımız zaman
GSMH' nın % 41 ler dolayında bir borç yapısı olduğu bununda rahatlıkla döndürülebilirliği
bütün dış yatırımcılar tarafından bilinmektedir. Oysa ki; gelişmiş ülkelerin GSMH larının borç
oranına bakıldığında bir yıllık gelirlerinin borçlarını karşılayamadıkları görülmektedir. Bu ülkeler
arasında Japonya, ABD, Fransa, İtalya ve Avrupa devi olarak bilinen ALMANYA da bu katagoriler
içinde yerini almıştır.
Tabi ki' işin birde İMF kısmı var ki; bu durum özellikle ABD başta olmak üzere
tüm Avrupa ülkeleri tarafından yakın takip edilmekte. Bildiğiniz gibi Türkiye İMF konusunda yeniden
borçlanma için masaya oturmamış ve İMF ye borçlanma kapısını kapatmış. Bununla da kalmamış
önceden almış olduğu borçları çok rahat bir şekilde ödemekte hemen hemen iki yıla kadar borcun
tamamının ödenmesi düşünülmektedir. Hal böyle olunca Türkiye üzerinde İMF kanalıyla yeni yeni
yaptırımlar bertaraf edilmiş. Türkiye üzerinde oyunların oynanması engellenmiştir.
Bir diğer konuda dış kredi kuruluşlarının Türkiye' de bulunan özel sektöre yeni yeni
borç vermesi konusunda Devlet garantörlüğü azaltılmış bu şekilde de Özel Sektör üzerinde de bir
baskının oluşturulması engellenmiştir. Ayrıca önceden verilmiş olan garantörlükte Türkiye' nin
dış borcu gözönüne alındığında bu borcun bir risk oluşturmadığı rahatlıkla ödenebileceği varsayımını
da unutmamak gerekir.
İMF karşımıza bir kredi kuruluşu olarak çıkmaktadır. Oysa ki; İMF para babalarının
gelişmekte olan ülkeler üzerinde bu kuruluş vasıtasıyla yaptırım uygulamaları karşılığında verilen
borç parayı temsil eden bir kuruluştan ibarettir.
Bir Ülkeyi fethetmenin ve köleleştirmenin iki yolu vardır. Birisi Kılıçla diğeri Borçla
diyen JOHN ADAMS bu sözü boşa dememiştir.
İMF kime borç verir?
Öncelikle ekonomik değer taşıyan maden, petrol gibi değerlerin bulunduğu ülkeleri
öncelikli sırasına alır, peki nasıl işler bu borçlandırma hareketi?...
1- Ülke belirlenir.
2- Dünya Bankası ve onun yan kuruluşları vasıtasıyla büyük krediler ayarlanır.
3- Verilecek para asla o ülkeye aktarılmaz çünkü kullandırılacak kredi ile ilgili yatırımlar
kendi yandaş şirketlerine yaptıralacağından yapılan iş karşılığı para kendi ülkelerinde kalmaktadır.
(Enerji santralleri, limanlar ve Sanayi Bölgeleri yapımı)
4- Kredi verilecek ülkelerdeki kendilerine yakın şirketler belirlenir. (Taşaron Firmalar)
5- Verilen borç kısa vadede geri almak için verilmez ülke ekonomelerinin felç olması
amacıyla uzun vadeye yayılır ama öylesine bir borç verilir ki ilk etapta o ülke ekonomilerinde bir hareketlenme
ve daha sonra borçların ödenememesi ve yeniden borç istenmesi sağlanır.
ŞİMDİ İMF' NİN DİĞER BİR OYUNU (ASIL BU ÇOK ÖNEMLİ) BORCU NASIL ÖDEYECEĞİZ.
1- Ülke borçlandırıldı ama borçlar gününde ödenmiyor işte karşımıza burda tetikciler giriyor.
- Ödemeler dengeniz bozuldu borçlarınızı ödeyemiyorsunuz.
- Petrolünüz var, Doğal Gaz' ınız var Elektriğiniz var madeniniz var neyse bunları bize
ucuza satacaksınız yoksa ekonomik müeyyideler başlatıyorlar, Bu ekonomik müeyyideler Gıda dan tutun, ilaç
silah vs. geniş ve kapsamlı bir şekilde işletilme tehditiyle karşına geliyor.
- Ülkede askeri üs istiyorlar. (Bulunduğu bölgeye hakim olmak için bunu şart koşuyorlar.)
- Kendi çıkarları için savaşa girmiş oldukları ülkelere kendilerinin rahat hareket
edebilmeleri için asker istiyorlar.
- Bir sonraki BM seçiminde kendilerine oy alma garantisi istiyorlar.
- O ülkeye ait Elektrik Santrallerinin özelleştirilmesini istiyorlar.
- O ülkeye ait Finans ve Bankacılık sektörlerinin özelleştirilmesini istiyorlar. Bu sayede
ülke ekonomilerini ellerine geçiriyorlar. ( Her ne kadar yöneten BAŞBAKAN da olsa gerçek yöneticiler Global
Sermaye güçleri olduğunun bilinmesi gerekir.)
2- Eğitim Sistemlerine el atarlar burada Yozlaşmaya dayalı bir sistemi getirmek
için öncelikle ilköğretimden başlayarak ülkelerin gelenek görenek lerine aykırı sistemin oluşmasını
sağlatırlar.
3- Yerel ve Görsel Medya satın alırlar ve bunlar ülkenin en çok izlenen ve takip
edilen medyası olur ki istenilen fikirleri o ülke insanlarının beynine yerleştirebilsinler.
-- İMF Borç verir Özelleştirme ister.
-- İMF Borç verir İstihdamda sınırlama ister.
-- İMF Borç verir Ekonomi' yi Yönetir.
-- İMF Borç verir Yapılacak yatırımları belirler.
-- Ödeyemeyeceğiniz borcu verir ve herşeyi ister....
Son günlerde özellikle tüm dünyayı etkisi altına alan Global Ekonomik Kriz öncelikle
Yunanistan ve sonrası İtalya ve İspanya da belirgin hale gelmesi ve bu ülkelere verilen borç faizlerinin
yükselmesi AB ülkelerinde gelecek açısından endişeleri beraberinde getirmekte. Buna birde son iki
aydır ABD de ekonomik yönden durağan döneme girilmesi ve borçların yeniden yapılandırılmaya çalışılması
Obama ile Senato nun arasında gerginliklerin oluşması yatırımcıları daha da güvenli bir limana itmektedir.
Tabi ki bu Global Kriz den enaz etkilenecek ülkelerin başında da TÜRKİYE ' nin
gelecek olması Dış yatırımcıları ülkemize çekmektedir.
Sermaye güçleri her fırsatı kar' a geçirmesini bilen yatırımcılardır. Bu nedenle bu kriz
ortamında medya yı da kullanarak Türkiye hakkında olumsuz ekonomik açıklamalar yaptırarak en önemli
yatırım aracı olan Borsa' nın düşürülmesini sağlayarak hisseleri daha ucuza almaya çalışacaklardır. Peki
neden borsayı düşürecekler zaten İMKB deki paranın % 68 i yabancıların değilmi diye bir soru sorabilirsiniz.
Arkadaşlar şöyle bir İMKB ye bakalım endeks kaçtan kaçı görmüş, adamlar almış
oldukları hisselerin maliyetlerinin en kötüsü 1/3 yani üç kat karlılar dolayısıyla endeks düşse bile adamlar
ağırlıklı bulundukları hisseleri aşağı çekmemekte. Sadece içinde olmadıkları hisselere günlük sert satışlar
yaparak endeksin düşmesini sağlamaktadırlar (açığa satış şeklinde). Özellikle son hafta içinde ki sert
düşüşle birlikte hisseler olduğundan daha fazla aşağı gelmiş olup, bu düşüş bir miktar daha devam edecek
ama haftanın ilk gününü iyi izlemek gerekir. 58,000 kırılmıştır, şimdi sırada 56,000 lerin kırılması
beklenmekte büyük bir oranda bu da kırılacağını düşünüyorum. Endeksin 52,000 lere kadar bir geri çekilme
yaşayacağını bunu hemen değil ağustos üçüncü haftasına kadar sonuçlandıracağını düşünüyorum. Sonrası
ise sert alımların geleceği ve yıl sonuna kadar endeksin tekrardan 75,000 - 80,000 aralığına geleceğini
bekliyorum.
Küçük yatırımcı arkadaşların bugünlerde özellikle çok aşırı zararlı oldukları hisseleri
satmamalarında fayda var kısa bir süreç bekleyelim tekrar çıkışların başlayacağını göreceğiz. Günlük ve
kredili işlemlerden uzak durulmalı kesinlikle küçük karlar peşinde koşulmamalıdır.
Ülke ekonomisi eskisi gibi pamuk ipliğine bağlı değildir. Bunu unutmayın devlet
almış olduğu önlemlerle borç yükünü hafifletmiş ve borçlarını rahatlıkla ödeyebilir duruma gelmiştir.
Gelecek bizlerin olacak bu konuda hiçbir endişem yoktur.
Sabırlı olun hep birlikte güzel günleri görelim.
Sağlıcakla kalın!......