Kırıkkale caddelerinde yürürken, insanların yüzüne bakıyorum…
Her iki kişiden birinin yüzünde, belli belirsiz bir mutluluk ifadesi var. “Bu ülkeyi benim seçtiğim insanlar yönetecek” mesajı vermekte…
Her iki insandan ötekinin yüzünde ise, çok büyük hayal kırıklığının izlerini görmek mümkün…
Hem küskün, hem de öfkeli…
Türkiye’nin seçimini, siyasi açıdan değil, sosyolojik açıdan değerlendirmek daha doğru olur diye düşünüyorum.
Ak Partililer daha iyi çalışıyor…
Nabzı çok daha iyi tutuyorlar…
Birbirlerine sarılıyorlar. Partilerine ihaneti, akıllarından geçirmiyorlar. Hayal peşinde koşmuyorlar. Hesabı, kitabı iyi yapıyorlar. Hepsinden önemlisi, bu toplumu, bu halkı çok daha iyi tanıyorlar. Damardan giriyorlar. Evlerine girip oturuyorlar…
12 Haziran seçimleri öncesinde Ak Partililer, gittikleri kimi yerlerde yüzlerine karşı tepki ile karşılaştılar. Onları eleştirenler, tepki gösterenler oldu. Sineye çektiler. O insanları bile ikna etmeye çalıştılar.
CHP için, MHP için bu seçim geride kalmıştır…
Kaybettiler…
Önemli olan, kazanan rakibi iyi incelemek, onun kazanmak için yaptıklarından ve sizin kaybetme nedenlerinizden ders almaktır.
Halk yanlış karar vermez…
Kazanılan her zaferde bir emek vardır…
Kaybedenlerin ise, mutlaka dönüp, “Ben nerede yanlış yaptım?” diye sorması gerekir…
Daha çok seçim olacak…
Üstelik çok uzakta değil… En geç 2014’de yerel seçimler yapılacak. Şimdiden akıllıca hazırlanmak gerekiyor.
12 Haziran seçimleri için söylenecek çok fazla şey yok.
Birinci söylem, Hak eden, daha çok isteyen, daha çok çalışan ve kendi içinde daha uyumlu olan kazandı.
Kaybeden ise, Önündeki seçimlerde, ileriye bakmak, daha iyi hazırlanmak için ders çıkartmak zorundadır.