Hikaye bu ya , zamanın birinde rahmetli Ahmet Kabaklı Hocanın kurduğu “Ecurufuya” diye bir ülke varmış.Dünyanın eşi benzeri olmayan, namütenahi bir yerinde imiş.Ülkenin jakoben yöneticileri iki de bir ülkenin sahip olduğu bu jeostratejik konumuna vurgu yaparak, kuruluşunda elde ettikleri kazanımlarını muhafaza ederlermiş. Halkı çok kahramanmış. Dünyanın en kahraman insanları bu ülkede yaşarmış.Kahramanlık doğuştan kazanılan bir hasletmiş.Kahraman doğmayanlar da kahraman olabiliyorlarmış.”Kahramanca ölüm” anında bu vasfı kazanan binlerce adam varmış.En kahraman insanlar, köyde doğup büyüyen ve hayatında hiç şehre inmeyen insanlar içinden çıkıyormuş.Ülkenin anaları dünyanın nice kahramanlarını doğururmuş.Analar skorsky helikopter doğuramazlarmış ama kahraman doğururlar imiş.
Gün gelmiş bu güzelim ülke bedbaht yöneticileri sayesinde hasta ve bitap düşmüş.Analar kahraman doğurmaktan yorulmuş.Ülkenin sahip olduğu güzellikleri ele geçirmek isteyen düşmanlar birlik olup saldırmışlar.Savaşlar, sürgünler,göçler,açlık ,kıtlık,salgın hastalıklar,soğuklar,cehalet halkı perişan etmiş.
Gel zaman git zaman uzun bir süre ülkenin yeniden imarı için geçirilmiş.
Ülkenin Cumhuriyet şehri diye bilinen bir şehrinde zaman hasıl olmuş, ananın biri kıvrak zekalı bir politikacı doğurmuş.Çoğulcu, demokratik, parlamenter bir yönetime evirilen sistem sayesinde politikacımıza gün doğmuş.Ülkeye nisan yağmurlarının ulaştığı bir çağda jakoben dalyaraklı adamın biri bir bildiri yayınlamış .Bildiriye kızan kahraman halk kıvrak zekalı politikacıyı mebus yapmış.
Adamın yapmadığı iş kalmammış.Ne kadar bina mina ,yol mol , köprü möprü ,baraj maraj, havaalanı mavaalanı ,hızlı tiren miren ,fabrika mabrika , ticarethane, karhana,ve bil umum haneleri şehrimize getirmişler. Birçok işsize iş, karnı aç olana aş verilmiş.Diploması olmayana diploma,belgesini kayıp edenlere de suretleri verilmiş! Ülkenin en büyük şehri İslampoli’den ne kadar iş adamı varise onları da yatırım yapmaya ikna etmiş.Cumhuriyet şehrinde sanayi-manayi,ticaret-micaret, eğitim-meğitim,sağlık-mağlık ve bilumum alanda büyük gelişmeler sağlanmış. Şehrimiz çok kısa zamanda çağdaş uygarlık düzeyine çıkarılmış!..
Dedik ya zamanı bereket çok kısa imiş.Bir inat yüzünden mebus seçilen fenomenimiz kendisini seçen kahraman halkımıza, veda mesajını basın huzurunda vermişler.Hala bir köy görüntüsü veren, ama mebusumuza göre çağdaşlaşmış cumhuriyet şehrine daha neler kazandıracakmış neler.Vakti yetmediğinden yapamadıklarını sıralamış : Sondaj vurup yer altı termal sularını keşfedecekmiş,Bu sulardan camilerdeki abdesthanelere bağlayacakmış.Halkımız üşümeden dini gereksinimlerini karşılayacakmış.Aş isteyene aş,iş isteyene iş verecekmiş,Yeni evlenenlere eş, ev, araba gelinlik, ve daha neler verecekmiş.Hamilelik süresini kısaltacakmış. Yok daha neler.!?..
İyi ki böyle bir mebusa sahip olan şehir halkı ne yazık ki değerini zamanında bilememiş. Mebusumuz Tanrının ender kişilere nasip ettiği namütenahi bir özelliğe sahipmiş. Bu kısacık zaman diliminde bu kadar yatırımı şehre nasıl kazandırmış? Kolay mı sanılıyor? Evladın, babaya bir bardak su vermediği bir zamanda, bu kadar yatırımın kaynağı ne imiş? Ulusal çapta politika yapan bir siyasi, kaynak olarak “adını” gösteriyormuş. Bizimkinin marifeti altın sıçmakmış. Yoksa bu kadar kısa zamanda onca işi nasıl becerecekti.
Kahraman şehir halkı, adamın altın sıçtığını zaman geçtikten sonra fark ettiğinden herkes dizine vurup ağlamaktaymış.İş işten geçmiş ne de olsa .
Kocakarının kapıyı sonradan kilitlemesi gibi bir şey!
Üzülmenin bir anlamı kalmamıştır aslında! Ağla sevgili şehrim,rahatlarsın mekit!