9 milyon emekli yerlerde sürünüyor!..
2002-2011 aralığında geçen her gün,
Ömür misali aç ile tok arasında tükenip gitmiş...
Hayatta kalmayı başaranlar,
Kuşa dönmüş maaşları ile hem kendilerinin hem de iş bulamadığı için hanesinden ayrılamamış çocuklarının geçimlerini sağlamaya çalışıyor.
Köylü!..
Böyle bir sınıf, kavram, topluluk kalmadı 2002 den sonra.
Kalanın adı da KADIKÖY’lü oldu zaten!..
Yani,
Ekilecek-dikilecek yerleri olmayanlarla aynı marketten alış-veriş yapıyor, bir eli bal da, diğeri kaymakta gezip yürüyorlar!..
Taret hanemizin dibine kadar getirip dayadıkları AVM’ler, uygulanan yanlış ekonomik politikalar, duyarsız-tutarsız esnaf odaları sayesinde küçük esnaf dilenci durumuna düşürüldü.
Çoğu,
Gün bulup gün yiyor!..
Çek-senet ödemeleri hak getire.
Asgari ücretten iş bulabilen gençlerimiz kendilerini “şanslı” addediyor.
Öyle ya,
Nice üniversite mezunu, doktorasını yapmış akranı boşta gezer, zorunlu olarak baba parası yerken o,
Çalışabilmenin, güvencesizde olsa iş hayatı içinde olmanın mutluluğunu yaşayıp, kendisini şanslı addetmeyip de ne yapsın?
Diyorlar ki,
İstikrar sürsün…
Sürsün be kardeşim, aksini isteyen namert!..
Ama hangi istikrar?
Yerlerde sürünen emeklinin istikrarımı?
İşsiz gencin iş bulamama istikrarımı?
Eli ayağı tutarken marketten alış-veriş yapmaya mahkum edilmiş köylünün,
Borç batağı içerisinde kıvranan esnafın,
Kocasının-bebesinin derdinden akşam gözlerine uyku girmeyen ananın istikrarımı!..
Hangi istikrar sürsün?