Mazlumdular!..
Masum,
Aynı zamanda mazbut.
Yüzü yerde, mahallenin akıllı uslu çocuklarıydılar.
Kimsenin etlisine-sütlüsüne karışmaz,
Dedi-kodusun da bulunmaz,
İşinden evine,
Evinden işine giden, abdesli-namazlı akil insandılar.
Küçüğünden büyüğüne herkes seviyordu onları…
Saygı duyuyor,
Yer gösteriyor,
Akıl danışıyorlardı.
Sofrada yeri vardı hepsinin.
Etin yağlısı,
Tatlının şerbetlisi sunulur,
Basur olmasınlar diye beş kat pamuk minder üstüne oturtulurlardı.
Yeddi-emindiler…
İlle de birilerine bir şeyler emanet edilecekse, herkesin tercihi olurlardı.
Çünkü,
Dünya malını tanımaz, sevmez, gözleri olmazdı.
Hülasa,
Haklarında ki,
Övgü,
Methiye anlatılır gibi değildi!.. efsaneydiler adeta, efsane…
Büyüdüler,
Serpildiler, geliştiler. Dönen dünya, akan zaman gibi onlarda döndü, aktı.
Ve
Geldik 2011 yılına!..
Öğrendiler ki, cennet-cehennem bu dünyada!..
Paran varsa,
İktidar sahibi isen cennettesin, cennetin anahtarı da kullanacağın insanların elinde olduğuna göre yaptığın her şey “mübah!” diye düşündüler…
Ve
Kitapta da yerini bulmuş olmalılar ki,
Fakire fukaraya gitsin diye yapılan yardımları çal, mübah!..
Faizsiz kazanç peşinde olanların paralarını çal, mübah!...
Arsa çal,
Bağış çal,
Nüfus çal,
Kömür çal, makarna çal,
Yetmedi,
Kpss, ygs, öss, üds, bilumum imtihanların sorularını çal…
Hepsi mübah!..
Birde, hesap soran yok, olsa da bunlardan bir farkı yok!..
Pişkinlikleri,
Öpecekmiş gibi sırıta sırıta bakışları o nedenledir.
Takke düştü,
Kel göründü…
Dünün mazbut, mazlum, aynı zamanda masum çocukları, bu günün en haylaz, arsız, yüzsüz hırsızları oldular, çıktılar.
Ne diyelim!..
Allah çarşılarına Pazar versin!..