Kahvede pişpirik oynarken,
Caddede aylak aylak dolaşırken,
Ev gezmesine gidildiğinde,
Esnaf ziyaretlerinde bulunulduğunda,
Herkes birbirine “başkan” diye hitap ediyor…
Kimi yörelerde agam,
Paşam,
Hocam,
Reis, diye başlansa da iki kişinin muhabbetine, özellikle Kırıkkale’de 18 yaş üstü herkes, karşılaştığı tanıdığına “başkan” diye hitap edip muhabbetin önünü açmayı adet edinmiş!..
Mesela,
Antep yöresine gidenler bilirler…
Orada iki kelimenin arasında karşılarındaki insana “yoğrum” diye konuşurlar…
Balıkesir’de,“sadıç”,
Trakya’da “kızan” derler….
Örnekleri bölge bölge, şehir şehir çoğaltmak mümkün.
Bu onların atadan gelen konuşma ve hitap biçimleri…
Fakat bizim insanlarımızın birbirine başkan diye hitap etmeleri ne adetten, nede atadan dilimize yerleşmişliği vardır.
Sonradan olmadır!...
Ama boşuna değil.
Çünkü,
Nerdeyse sokakta gördüğünüz her üç kişiden birisi hayatının bir döneminde,
Ya parti başkanlığı,
Ya cami yardımlaşma,
Ya dernek,
Ya sendika,
Ya apartman,
Başkanlığı yapmıştır…
Hele dernek ve sendikalar;
O kadar çoklar ki!..
Türkiye’nin hiçbir iline nasip olmayacak çeşitliliğe sahip, adını-sanını, imini-timini bilmediğimiz o kadar çok dernek ve sendika var ki ilimizde, tarifi mümkün değil…
Bir Allahın kuluda bunlar ne iş yapar, neyle geçinir, adresleri nereler diye merak edip soruşturmaz.
Birkaç haftadır basından takip ediyoruz.
Falanca dernek veya falanca sendika kongresini yaptı, eski başkan güven tazeledi diye…
Partiler,
Sendikalar,
İsmi her ne olursa olsun dernekler,
Ve esnaf odaları, demokratik kitle örgütleridir…
Yani demokrasinin olmazsa olmazları.
Onlar, ismini taşıdıkları biçimde üyelerinin sosyal, ekonomik, ve kültürel yönden gelişimini sağlamak ve onu en sağlıklı biçimde gelecek kuşaklara aktarmakla mesuldürler.
Mademki, eski başkanlar üyelerinin sosyal gelişimini, ekonomik yeterliliklerini, kültür zenginliklerini sağlayıp, onları gelecek kuşaklara aktaracak köprüyü kurdular, yaptıkları seçimlede ne kadar başarılı olduklarını üyelerine teyit ettirdiler de,
Kırıkkale neden emsalleri içerisinde en geri kalmış şehir,
Anlamak mümkün değil?
Çarşıda, pazarda,
Hatta kahve köşelerinde cebinde cigara parası olmayıp, AKP hükümetinin vergisini namusu ile verenden alıp kapı kapı kömür dağıttığı adam bile kendisine “başkan” denmesini istiyor bu günlerde…
Öyle ya;
“Başkan” sıfatı,
Yöresel bir deyiş değil,
Ve atadan da dilimize yerleşmemişse,
Geriye kalan üçte iki insan neden kendisine “başkan” denilmesini istemesin ki!..