Rabbime şükürler olsun, elimizden geldiği kadarıyla ibadetimizi yapmaya çalışıyoruz. Yaptıklarımızı Allah için yapmaya, söylediklerimizi Allah için söylemeye, sevdiğimizi Allah için sevmeye gayret gösteriyoruz. O’nun sevdiklerini sevmeye, onlarla aynı havayı solumaya özen gösteriyoruz.
Küçük yaşlarda başlamıştık bu yolda yürümeye. O zamanlar çocukluk olsa gerek bazen üşendiğimiz olurdu. Oyunlara, televizyona, arkadaşlarla sohbete dalıp ibadetlerimizi ihmal ettiğimiz zamanlar oldu. Biz böyle yapınca büyüklerimiz bizi uyarırlardı. Uyarma derken azarlayarak değil de sitemkâr bir şekilde böyle yapmakla neler kaybettiğimizi söylerlerdi. Her lafın arasında da; “ Sizin yaptığınız ibadetler bizim ibadetler gibi olmaz. Sizin yaptıklarınız daha kıymetlidir. Bizimkiler sönük kalırken sizin yaptıklarınız ayın on dördü gibi parlayacak. “ derlerdi. Çocuk aklı olsa gerek hiçbir şey anlamazdık bu sözlerden. İbadetin seni, beni mi olur hepsi aynıdır diye düşünürdük. Bu yaşa gelince anladık ki, bizim sandığımız gibi değil de büyüklerimizin dediği gibiymiş.
Güzel veya kötü olan bir hareketin herkes için aynı olmadığını gördük. Yapılan bir davranışın veya söylenen bir sözün niyete, kişiye, zamana ve yere göre farklılıklar gösterebileceğini öğrenip kavradık. Geç de olsa büyüklerimizin ne demek isteğini idrak etmiş bulunuyoruz.
Konuyla ilgili olarak birkaç bilgiyi sizinle paylaşmak istiyorum.
Bir bedevi çölde devesiyle yol alırken bir kuyu başında mola vermiş. Devesini bağlamak için kuyunun yakınında bir yere kazık çakmış. Molası bitip yola koyulunca da; “Buraya gelenler zorda kalmasınlar. Develerini bu kazığa bağlarlar.” diye düşünerek kazığı sökmemiş. Aradan günler geçmiş, başka bir bedevi gelmiş kuyu başına. Yorgun ve susuz olduğu için yerdeki kazığı fark etmemiş, kazığa takılarak düşmüş. Düşünce hafif şekilde yaralanmış. Başka birisi takılıp düşmesin, zarar görmesin diye de kazığı söküp atmış. Her ikisi birbirinin tam tersi iş yapmasına rağmen niyetleri insanların yararınadır. Demek ki her ikisinin yaptığı hareket de güzeldir.
Allah dostu bir zatın söylediği şu söz her şeyi anlatıyor:
Dört şey güzeldir, fakat dört şey ondan daha güzeldir.
1. Erkeklerin utanması güzeldir. Fakat kadınların utanması ondan daha güzeldir.
2. Herkesin adil olması güzeldir. Fakat emir sahiplerinin adil olması daha güzeldir.
3. İhtiyarın tövbesi güzeldir. Fakat gencin tövbesi daha güzeldir.
4.Zenginin cömertliği güzeldir. Fakat fakirin cömertliği daha güzeldir.
Dört şey kötüdür. Fakat dört şey ondan daha kötüdür.
1. Gencin günah işlemesi kötüdür. Fakat yaşlının günah işlemesi daha kötüdür.
2. Cahilin dünya işlerine dalması kötüdür. Fakat âlimin dünya işlerine dalması daha kötüdür.
3. İnsanların ibadette gevşeklik yapması kötüdür. Fakat hoca ve talebelerin ibadette gevşeklik yapması daha kötüdür.
4. Zenginlerin kibri kötüdür. Fakat fakirin kibri daha kötüdür.
Bir de şu güzel sözü okuyalım mı?
Güneş her varlığın üzerine aynı doğar
Ama gül başka leş başka kokar.
Allah’a emanet olunuz. Kutlu Doğum Haftası’nda O’nun sevgisiyle dolup taşasınız.