Kıyakçılara ikinci defa maaş bağlamak lazım.Bu iş öylesine bedava yapılacak gibi değildir.
Geçenlerde İsmail Kısabacak’la ayaküstü kısa bir sohbet ettim.”Sana bir kıyak çekeceğim” dedi.”Ardından çok özür dilerim affına sığınıyorum” dedi.
Bahse konu olan meseleyi onunla konuşmamıştım Telefonla bir başka arkadaşımdan yardım istemiştim. Meğer O da orada imiş. Yardım istediğim dostum benim isteğimi İsmail beye iletmişti.
Kamusal alana voleybol direkleri dikmek istiyordum.Zemin önce çakıllı kum ,beton ve asfalta kaplı idi.Darbeli bir hiltiye ihtiyacım vardı.Eski günlerimdeki güç ve takatimi anımsayarak işe koyuldum.Çekici murca yine eskisi gibi vurdumsa da işe yaramadı.Yaşlılık maskaralık!
İsmail bey çok nükteci biridir.Anında gerçek anlama işaret ederek gülüşmeye sebebiyet verdiler. İsmail bey “Sana kıyak çekeceğim” deyince biraz intibak sorunu yaşamadım desem yalan olur. Bir an olsun kendimi azgın bir aygıra benzettim. O’ndaki boy endam bende olsa kesinlikle Kırıkkale de bir saat durmazdım. İsmail Bey her sene mutlaka Cannes’a gidiyor. Ben oraya gitmesem bile, sadece Bodrum ve Marmaris sahillerini gezsem yeterdi.
Bir süre sonra bilgisayarımın başına geçtim ne kadar sözlük varsa taradım. Bu deyimin ulaştığım birkaç anlamını size sunayım: “at vb büyük baş hayvanların kıyakçılar tarafından çiftleştirilme işlemi.”(itü sözlük) ” Çiftleşme zorluğu çeken büyük bas hayvanların çiftleşmesine yardımcı olan kişiye kıyakçı, yaptığı ise de kıyakçılık denir”.(Ekşi sözlük . “Kıyak çekmek” deyimi de buradan gelmektedir.Günümüzde daha çok “torpil yapmak” destek olmak,yanında olmak,arka çıkmak anlamında kullanılıyor.
Osmanlı zamanında haralarda bu işleri yapanlar vardı Bir meslek erbabı olarak algılanan kıyakçılara maaş verilirdi. İsmail Beyden bunu duyunca Osmanlının büyüklüğü de burada saklıydı demekten kendimi alamadım.
Memleket kıyakçılarla zengin bir görünüm arz ediyor.Darbecileri yargılamayan bir hukuk sistemi kıyak çeker.Darbelerden hesap soramayan siyaset de kıyakçıdır.Ekonomik faaliyetlerin ekseriyeti kayıt dışı işlemlerden oluşuyorsa hırsızlara kıyak çekiliyordur.Haksızlıklara “benim adamım değildir” diye ses çıkarmayan toplumda kıyakçıdır.
Bu “kıyak çekme işini” epey zamandır gerçek anlamından daha farklı bir anlamda kullanmaya başladığımızdan beri bu meslek de unutuldu nerdeyse.
Deyimin gerçek anlamının unutulmuş olması aslında iyi de oldu bir yerde. Dilin yaşayan canlı bir varlık olarak bulunma halini güzel yansıtıyor. Bayramlarda kıyakçının eli öpülmezmiş. Kıyakçılar büyükbaşların grandüsmalafatüsünü tuttuğu için ebeveynler çocuklarına öp amcanın elini demezlermiş!
Kavramın bu gerçek anlamının kayıp olmasına ,anlam değişikliğine uğramış olmasına üzüldüğümü sanmayın.Benim asıl üzüldüğüm şey Kısabacak’ın bu işi gizliden gizliye yapacak olmasıdır. İşin kötü bir tarafı daha vardı, dini bayramlarda elini öpecek çocuk bulamayacak kendisi.