Demokratik açılım ve anayasa değişikliğinde EVET çıkması herkesin ağzına sakız oldu. En ufak bir olayda ağzını açanlar: “ Al işte sana demokratik açılım, alın size EVET!” diyerek her kötü sonuçtan bu ikisini sorumlu tutuyorlar. Bunları çıkarıp destekleyen de şimdiki hükümet olduğu için dolayısıyla tepkiler hükümete yapılmış oluyor.
Nevruz kutlamaları sırasında içindeki nefrete hâkim olamayan BDP milletvekillerinin yapmış olduğu densizlik böyle düşünenlerin ekmeğine yağ sürdü. Bizim buralarda açılımı ve o kadar zaman geçmesine rağmen referandumda EVET çıkmasını kabullenemeyenler büyük bir fırsat yakalamış gibi konuşuyorlar:
“ Bunlara bu kadar taviz verirsen olacağı budur. Bunlar iyice şımardı, bugüne kadar böyle bir şeye kalkışan olmadıydı. Açılım sayesinde bunlara birçok taviz verildi. Onlar da bunu en iyi şekilde değerlendirip istedikleri gibi at koşturuyorlar. Açılımın şemsiyesi altında sokaklarda istedikleri gibi olay çıkarabiliyor.” gibi daha bir sürü zırva laflar ediyorlar.
Açılım olmadan önce bunlar hanımefendi, beyefendi insanlardı. Sosyalleşmiş, girişken, ülkesinin başarısı ve huzuru için çalışan gönüllü birer vatandaştılar da bizim haberimiz mi yoktu. Ağızlarından bal akan, gözlerindeki sevgi ışıltılarıyla etrafına sevgi dağıtan; hoşgörülü, saygılı İnsanlardı da açılımdan sonra mı bu hale geldiler. Yapmayın, etmeyin bunların evvelini de biliyoruz. Bunların bu şekilde davranmalarının açılımla bir ilgisi olmadığını cümle âlem biliyor.
Bunlar değil mi, İmralı’yla irtibat halinde olan. Bunlar değil mi, PKK’ya bir kez olsun terör örgütü demeyenler. Bunlar değil mi öldürülen teröristler için şehit diyenler. Bunlar değil miydi, yıllardır askerimize silah çekip onları şehit edenler. Bunlar değil mi, hala sokak çatışmalarını bahane ederek polisimize karşı mücadele eden ve onlara el kaldıranlar.
Kürtlerin haklarını savunduklarını iddia eden bu kişiler milleti yıllardır uyutmadılar mı? Tehditle birçok seçmenden oy almadılar mı? Milletvekili olsalar bile ülke için değil de başka kişiler için çalışmadılar mı? Hala da çalışmıyorlar mı? En ufak olayda sokaklara çıkarak, çocukları ön saflara sürerek polisleri taşlamıyorlar mı?
Bunların yıllardır yaptıklarını bilenlerin şimdiki olayları Demokratik Açılıma ve referandumda EVET çıkmasına bağlamaları haksızlık olmaz mı? Onların niyetinin ne olduğu dün belliydi, bugün de belli. Ülkemizde demokrasi var. Herkes özgürdür, başkalarını rahatsız etmemek şartıyla dilediği gibi yaşayabilir. Eğer sınırı aşarsa o zaman da emniyet güçlerini karşısında bulurlar.
Peki, sayın başbakanımızın dediği gibi, velev ki bütün bu yasa dışı olaylar açılımdan sonra oldu diyelim; peki, açılımın bunda ne suçu var?
Hani Nasreddin Hoca’nın meşhur fıkrası var ya:
Bir gün Nasreddin Hoca’nın eşeği çalınmış. Can sıkıntısı içinde durumu komşularına anlatınca her kafadan bir ses çıkmaya başlamış. Birisi :
- Hocam demiş, niye ahırın kapısına iyi bir kilit takmadın sanki?
Bir başkası :
- Evine hırsız giriyor da senin nasıl haberin olmuyor? diye konuşmuş.
Bir diğeri de :
- Hocam demiş, kusura bakma ama eşeğin çalınmasına en büyük sebep yine sensin. Çünkü doğru dürüst bir ahırın bile yok. Nereden baksan dökülüyor.
Söylenenlere bir anlam veremeyen Hoca sonunda kızmış :
- Yahu demiş, iyi, güzel de kabahatin hepsi bende mi? Hırsızın hiç mi suçu yok?
Ben de size soruyorum: “Söyleyin bakalım hırsızın hiç mi suçu yok?”
Ali SAÇAK