Defalarca yazdım,
Usanmadan yazmaya devam edeceğim.
İyi yönetilmiyoruz arkadaşlar…
Köylüsüyle,
Kentlisiyle…
İşçisi- memuruyla,
Esnaf, tüccar,
Emekli-işli, işsizi,
Ev hanımı, gençleri ile,
Bire bir sohbetlerimizde hepimiz hemfikiriz bu konuda.
Köylü ürününü satamama, satsa da maliyetini karşılayamama derdinde.
İşçi geleceğinden endişeli, her biri 4-b’limi, 4-c’ limi yoksa alfabede harf bulamayıp ithal harfle 4 bilmem neli olup iş akdim ne zaman sonlanacak diye beklemekte.
Emekli yaşamdan kopuk, bari ölüm malamat olmasın gaylesinde.
Esnaf, çek-senet ödemeyi bıraktı, günlük yaşadığını karsınıyor.
Gençlerimiz desen önünü göremez vaziyette.
Ev hanımı, kocasının kaldırımda dağıtılan banka kartlarından alışverişini yapıp tencere kaynamasını sağlıyor ve ilerisini düşünemiyor!.. düşünmek istemiyor.
Seksen beş yılın tüm kazanımları,
Özelleştirme adı altında ona-buna peşkeş çekilmiş, neredeyse devlete ait tek bir ünite bile kalmamış. Hülasa,
Ülkem ve insanının çoğunluğu bu vaziyette.
Resmi rakamlara göre zenginle fakir arasında ki fark, sekiz buçuk kat artmış son sekiz senede.
Aldığımızla sattığımız arasında almak lehine yurttaş aleyhine altmış milyar dolar açık çıkmış, çözümü noktasında kimse parmak dahi oynatmıyor…
Lafın özü,
Gerçekten iyi yönetilsek bunların hiç biri olmaz, büyük çoğunluk ekmek-aş-iş-sağlık-eğitim endişesi çekmeden yaşamına devam ederdi.
İyi yönetilmiyor, iyi yönetilmezken bile ayrımcılık yapıldığına inanıyor, biliyoruz.
Bizimde aralarında olmak için kırmızı çizgilerimizi beyazlaştırdığımız, Kıbrıs gibi hayati önem taşıyan yavru vatandan vaz geçme noktasına geldiğimiz! Adım adım büyük Ortadoğu projesi safsatası ile ülkenin bölünmesine seyirci kaldığımız Avrupa Birliği ülkelerin de halk iyi yönetilmediklerine, yönetilirken katmanlar arasında ayırımcılık yapıldığına inanırsa bu uygulamayı kendisine reva gören siyasetçiyi bir daha gelmemek üzere gönderir çıkış noktasına.
Bizde öylemi ya!..
Yaşamımızdaki sıkıntılar,
Ve
Tüm gerçekler ortadayken hala “alternatif mi var” diye diye işin kolaycılığına kaçmaya devam ediyoruz.
Ne diyordu atalarımız,
“Siz isterseniz Allah verir müstakınızı”