Kırıkkale’deki sivil toplum kuruluşlarının hepsi çok başarılı…
Başkan ve yöneticileri üyelerinin hakkını korumak için yeterli donanıma, bilgi birikimine sahiptirler…
Üyelerinin hak ve menfaatlerini her zaman korumakla kalmamış, Kırıkkale’yi çok ilerilere taşıma kabiliyetini göstermişlerdir.
Çok cesur, mert ve bilinçli kişilerdir, her devrin siyasetçisinin arkasına takılmaz, hatta üyelerinin menfaati için siyasetçilere ve bütün kurumlara yeri geldiğinde kafa tutacak kadar merttirler…
Bu yüzden kutluyorum STK ları…
Bir gün gelir de…
Böyle bir yazıyı ciddi olarak, riyasızca, kılbazlık etmeden…
Bir köşe yazarı yazabilirse, o gün Kırıkkale’nin çehresi değişmiş olacaktır.
Dert mi?
Budur işte.
Göz önüne alın bütün STK ları ve yukarıdaki yazdıklarım kaçına uygun, cevabı siz verin.
Bir başkan düşünün ki, her devrin kılbazlığı ile tekrar tekrar seçiliyor.
Bir başkan düşünün ki, üyelerinin aleyhine karar alan yönetim ve yöneticilerle kolkola girip pozlar verebiliyor.
Bir başkan düşünün ki, üyeleri aleyhinde faaliyetlerine rağmen bir siyasi örgütü taparcasına destekliyor…
Bir başkan düşünün ki, üyelerinin yükselmesi için zerre kadar fikir üretememiş.
Bir başkan düşünün ki, üyeleri sapır sapır dökülürken kendisi rahat ve huzur içerisinde…
Bir başkan düşünün ki, burada seçiliyor, kendisini yukarılara şirin göstererek yükselmenin hesabında…
Bir başkan düşünün ki,varlığını üyelerini ikna edeceğine inandığı bazı yerlere borçlu.
Bir başkan düşünün ki, seçildiği anda seçmenlerine sırt dönmüş, yandaş, yalaka ve kılbazlarına hizmet etmekle meşgul.
Ve bir başkan düşünün ki, bütün bunlara rağmen seçime giriyor ve de tekrar seçiliyor.
Omzuna alıyorlar o başkanı…
En büyük başkan bizim başkan, diyen yıkıyorlar ortalığı.
Ama omzuna alanların cepleri boş, işleri kesat, düzenleri dağılmış, moralleri bozuk, evde avrat, evlat ıyal naçar bekliyor.
Olsun, ne var bunda, o başkanını seçmiş ya yeter…
Bütün dertler bitmiştir artık.
Bir zamanlar içki içen bir arkadaşıma neden içtiğini sordum.
Verdiği cevap çok ilginçtir “Ben kafayı buluca borçla alacaklar yer değiştiriyor. Alacaklar borç hanesine, borçlar da alacak hanesine geçiyor”
Ya sonra?
“Kafa yerinde olduğu müddetçe hiçbir şey olmaz, devam eder bu terslik. Yeter ki ayıkma, ayıkırsan işler karışır, aslına döner”
Ben de merak ediyorum…
Acaba birileri bu milleti bir şeylerle sarhoş ederek hesaplarını tersine mi döndürüyor.
Öyle bile olsa hiç ayıkma olmayacak mı?
Ne dersiniz, yoksa ben mi sarhoşum?