Jakobenlerden ses çıkmadığına göre çağdaş olmalı.
Jakobenlik bize Fransızlardan miras kaldı.Anadolu topraklarında jakobenliğin has evlatları yetişti.Jakobenler Müslümanların masum taleplerini bile görmezden geldi, bazılarını sert ve zecri tedbirlerle baskı altına aldı.Birçok konuda yasaklamalar getirdi.Birçoklarını batılı olanlarla değiştirdi.
Bazı kisvelerin giyilemeyeceğine dair yasaklamalar kanunla düzenledi ve suç olarak görüldü. Bunlardan biri de din adamlarının, dini ayin ve törenlerini yaptıkları mahaller dışında, dini törenlerde giydikleri kıyafetlerle dolaşamayacaklarına dair sınırlamadır.Bu yasaklamayı Fener Patriği iplemiyor. Size konu ile ilgili haberden bir alıntı yapalım.
“Balat’taki Fener Rum Patrikhanesi’ne sabah saatlerinden itibaren gelmeye başlayan Hıristiyan vatandaşlar, Patrikhanenin bahçesindeki Aya Yorgi Kilisesi’nde düzenlenen ayine katılarak, mum yakıp dua etti.”
Töreni Fener Rum Patriği Bartholomeos yönetti.Yaşlılığın verdiği hal ile beyaz saçları ve sakalları ile şirin görünen patrik, öğle vaktı, tahtadan yapılmış haçı tam denize atacaktı ki, okunmakta olan ezanın bitmesini bekleyerek islama karşı saygılarını göstermiş oldular!
"Ayazma" denilen okunmuş suyun dağıtıldığı ayinin ardından cemaat ve din adamlarının oluşturduğu kortej, patrikhaneden çıkarak dualar eşliğinde Fener İskelesi’ne yürüdü. Burada Bartholomeos’un ilk atışında başarısız olduğu hacı çıkarmak için aralarında bir kadının da bulunduğu 14 kişi denize atladı. AA.”
Görüldüğü gibi kiliseden çıkılarak dini kostümleri (kisve) içinde kamusal alanda yürüyerek, deniz kenarına geliyorlar.Şeytan aklıma değişik şeyler düşürüyor. Acaba diyorum Çağdaşlaştırılmış kıyafetleri ile ve başlarında kavukları olduğu halde bizim pek muhterem imam efendilerimiz böyle bir açık hava yürüyüşü yapsalar nasıl karşılanırdı. Jakobenci düşünce derneklerimiz, darbeci aydın müsvetteleri, darbeci basının güzide temsilcileri,Ergenekoncu ulusal direniş örgütleri Çağdaş yaşamcılar çağdaş eğitimciler bu duruma ne derlerdi acaba?
Patrik “efendi”(Buraya efendi yazdım diye kızmayın.İnanın istemeden oldu! Jakobenler bunu da yasaklamışlardı.Bazıları “paşa” deyince kasım kasım kasılıyor. Halbuki o kelime de yasak.Onlara bir şey olmadığı için bize de olmaz diye düşünerek yazıyorum.)kıvrak bir hareketle hacı haliç’in sularına attı.
Firari Bedrettin Dalan bu suları temizlemek için az mı kamusal kaynak harcamıştı.Rum gençler, pis su içine atılmış hacı öperek, çoktan koli basili mikrobunu kapmış olacaktı.Adam terki vatan etse de duacı olmaları lazım.
Bartholomeos beyaz zemin üzerine altın sarısı ibrişimlerle işlenmiş aplike süslemeler dolu kaftanı içinde,elinde güç sembolü asası ile ön alırken,arkada zifiri kara elbiseleri ile papazlar yer almışlar. Fon iyi doldurulmuş. Soğuktan olsa gerek kara külahları başlarına geçirilmiş vaziyette idi.Bu soğukta Rum gençler denize atlayıp tamamen irtica kokan “haç kurtarma” ayinine iştirak ettiler.Bizim jakobenlerden bir ses çıkmadı.Yoksa sesleri çıkacak, provoke edecekleri ulusalcı gençleri sokağa dökecek zaman mı bulamadırlar bilinmez.Böyle kamusal alanda, bu çağda böyle ilkel bir tören din özgürlüğü sayılacak şey mi? Bunu Müslüm Gündüz görüp: “Müritlerimi toplayıp bende zikir yapacağım.” Dese jakobenlerimiz ne diyecekler, merak ediyorum.
Zamanın jakobenleri Anayasal hak olan konut dokunulmazlığını, mahkeme kararı olmadan ihlal ederek, Bu insan azmanının, Fadime Şahine çekmek üzere olduğu güzel muamelenin yarım kalmasına neden olmuşlardı.Zavallı adam kameralar önünde don gömlek çıkmak zorunda bırakılmıştı.
Aradan çok zaman geçti ve Müslüm gene jakoben bir kanalda “Benim şey edeceğim kadına laik devlet ne karışır.” deme fırsatı yakalamıştı!
Gelelim haberin son bölümüne:
“Su üstündeki haça ilk ulaşan, Yunan Dimitris Kouzounis oldu. Eline aldığı haçı, önce kendisi öpen Kouzounis, daha sonra arkadaşlarına da öptürdü.”
İçimden “Elin kurusun Dalan “diyorum. Sana ne Haliç’in sularını temizlemek .Bırak lağım suyu ile dolsun.
Jakoben basınımız son bölümü vurucu ve etkileyici bir cümle ile bitirmiş ki kimse itiraz edemesin diye:
“Selanik’te Atatürk’ün evinin yakınlarında büyüdüğünü belirten Kouzounis, ticari faaliyetleri nedeniyle sık sık Türkiye’ye geldiğini kaydetti. “
Zaten okunmuş efsunlanmış sudan içtin mi, size kimse dokunamaz bu ülkede!