Son günlerde facebook’da 3 dakikalık bir video paylaşılıyor…
Yaşları 5 ila 8 aralığında zenci çocukların karşısına biri beyaz mavi gözlü, diğeri zenci iki adet oyuncak bebek koymuş, tek tek soruyorlar!..
Sence hangisi daha güzel?
Çocuklar eli ile beyaz, mavi gözlü olan bebeği gösteriyor!..
Hangisi daha sevimli?
Yine aynı cevap!..
Hangisi çirkin?
Bu sefer zenci olan bebeği işaret ediyorlar…
Hangisi kötü?
Hangisi yalancı?
Hangisinden zarar gelir?
Hangisinden korkuyorsun?
Sence hangisi hırsız?
Hangisi katil?
Gibi soruların tamamına elleri ile yine kendilerine benzeyen zenci bebekleri işaret ediyorlar.
Onların ülkeleri vardı!..
Koca bir kıtada yalın ayak, başı açık özgürce koşuyor, yiyip içiyor, kimseye muhtaç olmadan yaşayıp gidiyorlardı.
Madenleri vardı…
Yer altı kaynakları!..
Akar suları, meyve-sebze yetiştirdikleri toprakları, ormanları, kanaatkar insanları, vahşi hayvanları vardı.
Sonra,
Ellerinde “İncil”le birileri çıkageldi kara kıtalarına.
Çağdaşlık, medeniyet, insan hakları, özgürlük falan getirdiklerini söylediler...
Afrikalı bilge kişinin söylediği gibi,
“onların elinde incil’i, bizimse üstünde-altında tüm canlılığı ile topraklarımız vardı. Şimdi, elimize tutuşturdukları incil’imiz var. Topraklarımızı ise onların oldu!..”
Kavga çıkar olur olmadık şeyler bahane edilerek…
Türk değil mi, eder kardeşim!..
Birileri ölür, öldüren,
Birileri dolandırılır,
Dolandırıcı… çalan, çırpan, kıran, döken pislik-nemrut ne varsa yapan muhakkak Türk’tür!..
Suçlayan kim?
Yine Tükler!..
Yani,
Henüz yaşları 5 ila 8 aralığında olan zenci çocukların kendine benzeyen bebeği suçlaması gibi bizde bir türlü kendi canımızdan, kanımızdan, ırkımızdan olanı beğenmiyor, tüm kötülüklerin anası sayıyor, ve suçluyoruz.
Bir günde alınmadı bu netice elbet…
Yıllardır ince bir oya gibi işledikleri bilincimizin günümüze yansıması bu günlere denk geldi.
Bizler,
kendimize olan öz güveni kaybedeceğiz, onlar tıpkı kara Afrika’da olduğu gibi demokrasi, insan hakları, özgürlükler adı altında tüm varlıklarımıza el koyacaklar…
kim bilir!..