1978-1979 Kırıkkale Lisesi mezunları bir araya geldik geçtiğimiz hafta…
İşlerinin yoğunluğu nedeni ile aramızda olmayan ama gönlünde yaşadığımızı bildiğim sınıf arkadaşım sevgili Aysen soruyor internetten,
“ Ahmet benim tanıdığım kimler vardı toplantıda söyler misin?”
“Valla Aysen,
İsmen hepsini tanıyacağından eminim ama şeklen senin de benim de tanıdığım adamlar gitmiş yerlerine başkaları gelmiş” dedim, gülüştük.
Şaka bir yana,
Cidden zaman denilen şeyin nelere kadir olduğunu yaşarak gördük hepimiz.
Saçlar beyazlamış, (dökülüp kel kalanları söylemiyorum) göbek çıkmış, alın ve göz kenarları kırış kırış, ten zaman ve güneş etkisi ile biraz yanık, daha çok solmuş…
Ama
Eski çocuksu tavırlar hala üstlerinde.
Mayısın son haftasına sözleştik yine.
Ölmezde sağ kalırsak inşallah, katılımı daha da çoğaltarak tekrarlayacağız. Nihayetinde sadece toplanıp hasret gidermek olmadığını anladık aramızda sohbet geliştikçe.
Bir çok arkadaşın okulumuz ve Kırıkkale için yapmak istedikleri projeleri dinledik. İnşallah bunlar zaman içinde olgunlaşır ve hayata geçirilir.
Aslına bakarsanız bu yazıyı bütünüyle o günkü toplantıya ayıracaktım ama CHP içerisinde yaşanan, konuyla ilgilenenler için hiç de sürpriz olmayan gelişmeleri görünce benim için gündem değişti.
İlgili,
İlgisiz…
Bilen,
Bilmeyen, tanıyan, tanımayan herkesin fikri var dinler ve yerseniz eğer…
Kimi nalına,
Kimi mıhına vuruyor aklınca.
Gelin Önder Sav’ı rahmetli Mustafa Keskin dayının ağzından dinleyelim önce.
Henüz genç bir avukat iken gelir Mustafa amcanın yanına. Millet vekili adayıdır ve icazet ister kendisinden.
O konuştukça alttan alttan süzer Mustafa amca genç Önder Sav’ı.
Ne konuştuklarından, nede tipinden haz etmemiştir. Kendisini beğendiremediğine inanan Önder bey, “ beni ufak tefek görünce bir şeye benzetemedin sanırım Mustafa amca ama göreceksin ben gelecekte bir gün bu partinin başı olacağım” der.
Bu söz üzerine şaşkınlığını gizleyemeyen Mustafa amca, yok oğlum yanlış anlama sakın Allahın yarattığını beğenmemek kim biz kim… lakin, gelecekte bir gün sen bu partinin başı değilde başına bela olacaksın orası kesin.
Köprünün altından sular aktı, zaman geçti, Mustafa amca göremedi ama biz gördük. Önder Sav gerçekten bu partinin başına bela oldu.
Kalk diyorlar milletin koltuğundan, kalkmam diyor…
Git diyorlar istediğin yere, gitmem diyor.
Tıpkı,
Baba bir hırsız yakaladım, getir oğlum, gelmiyor… ko gitsin, gitmiyor misali.
O,
Her daim kendi gibi parti programı ile ilgilenmeyen, say dediğinde ilkelerini sayıp birer cümle ile açıklayamayan zevatlardan aldı gücünü…
Bilmiyor ki,
Yasaları sağından solundan delerek yada ihlal ederek değil parti başkanı olmak, dört tane kaz katsanız önüne, suya götürüp getiremeyecek kişilikler, dar zamanlarda kendilerini bile savunamayacak acizlikleri ile ona gıdım fayda sağlayamayacaklar.
Koltuk sevdaları akıllarının önüne geçmiş, memleketin kaderi ile oynadıklarının farkında bile değiller zavallılar.
Benim CHP lilere naçiz önerim;
Önder beyin sağ kolu, kızı, uzantısı, yoldaşı, onunla olan, onsuz hiçbir şey olan ALİYE GÜNDÜZ’ü sorgulayın. Halil Tiryaki’nin zor şartlarda aldığı 20 bin oyun, senin adaylığında 17 bine düşmesi ne anlam ifade ediyor?
Senin için önemli olan memleketin geleceğine etki edecek şekilde partinin ivme kazanmasımı yoksa Önder Sav’ın varlığı ile yapıştığın koltuktan behemehal ilelebet kalkmamak mı?
Sen Kırıkkale il örgütünden kime ve hangi kurula danıştın da “ben soyunduğum yerde giyinirim” o nedenle desteğim Önder Sav’a diye açıklama yapabiliyor, essahtan dediğini yaparmış gibi sağa sola çalım satıyorsun?
Bu açıklama şahsi fikrin mi, yoksa bütün Kırıkkale il örgütünü bağlıyor mu?
Samimi, gerçek, yüreği laik cumhuriyet için atan tüm Kırıkkaleli CHP’lilerin bu güne kadar gömdükleri kumdan kafalarını çıkarıp Aliye Gündüze bu sormaları artırarak sormaları hem memleket hem de kendileri için acili yet taşımaktadır. Aksi halde yarın çok geç olacaktır.
Not: Aliye hanım ve Önder beyi benim ağzımdan dinlemeye devam edeceksiniz önümüzdeki günlerde. Usanmayacağınızdan eminim.