Yeri geldi özetleyerek anlatayım hikayeyi ilk ağızdan duyduğum gibi.
Yıl 1989…
Kırıkkale belediye başkanlığı için en güçlü isim benim.
Gittiğim her evde ilgi,
Ve
Yarım kalmış hizmetlerin bitirilmesi için çok yoğun taleplerle karşılaşıyorum.
Partili partisiz insanlar,
Propagandamı yapıyor,
Parti bayrağı, resmim elden ele dolaşıyor.
Yani,
Partim SHP’ nin Türkiye genelinde yakaladığı rüzgarın etkisi Kırıkkale’de benim adımla birleşince fırtınaya dönüşmüş, gerek taraftarımız, gerekse rakiplerimiz seçimi aldığımız noktasında hem fikirlerdi.
Sandıklar açıldığında kimse beklemediği ve ummadığı bir sonuçla karşılaştı.
Sonuç o kadar sürprizdi ki,
Daha sonra anlatılanlardan duyduğum kadarı ile kazanan adayı kazandığına ikna edebilmek için bayağı bir uğraş vermişler.
Evet!..
Her şey lehimize iken çok az bir oy ile biz kaybetmiştik.
Sağ tandanslı tüm partiler,
Sol içerisinde olup bölgesellikten nemalanan kişilerle bir araya gelmiş ve seçimi iddiası olmayan bir partinin ve onun adayının kazanmasına yardım etmişlerdi.
Peki olmaz denilen şey nasıl gerçekleşmişti?
Onu da yıllar yıllar sonra tesadüfen karşılaşıp tanıştığım Mustafa Özbek’in ağzından dinledim.
1989 seçimleri öncesi Ankara’da bir büroda toplandık, Kırıkkale’nin sağ görüşlü tüm ileri gelenleri.
Sahir Koçak’ın herkes tarafından tehlike! Olduğu noktasında anlaştıktan sonra sıra üstünde konsensüs sağlayacağımız adayı belirlemeye geldi.
Ortak kanı,
MHP’nin adayı Hayati Karayol üstünde birleşilmesi gerektiği yönündeydi.
Ve öyle oldu.
ANAP’lısı, DOĞRU YOL’cusu, REFAH’cısı partisel anlamda,
SHP içerisinde bulunan Keskinlilerde bölgesel anlamda ikna edilerek MHP’ye oy vermeleri sağlandı. Yapılan güç birliği ile seni alaşağı ettik, ama şu an seni tanıyınca ne kadar büyük bir hata yaptığımızı anladım… özür dilerim!..
Bu hikayeyi özet olarak bu şekilde Sahir Koçak’ın ağzından dinledim geçtiğimiz belediye başkanlığı seçimi öncesi.
Evet!..
Sahir Koçak’ı tanıyınca yaptığının “hata” olduğunu söyleyen Mustafa Özbek, gücü elinde bulundurduğu dönemde sadece Sahir beyi tehlikeli görmemiş, CHP’ye dahi en ufak sempati besleyen herkesi komünistlikle suçlamış, zararlı yaratıklar olarak görmüş, bertaraf edilmeleri için elinden gelen çabayı göstermiştir. İş yerlerinde ve sendika içerisinde bulunanlar yakından tanıktır buna.
Keser döndü sap döndü…
Dün milliyetçi, vatan sever dediği, yükselmesinde, kazanmasında, iş kurmasında, işçi olmasında emeğini esirgemediği ne kadar adam varsa başta kendi köylüleri olmak üzere olmayan bir örgütün üyesi ve finansörü olmakla suçlanınca sırt çevirip, hatta “kesinlikle yapmıştır” diye tutuklayanlara alkış tutarken, vakt-i zamanında telef edilmeleri gerektiğine inandığı, tehlikeli gördüğü insanlar tarafından sahiplenilip suçsuzluğu her platformda dile getirilmiştir.
Şimdi özgür…
Kendini istediği gibi savunabilir, yada bir köşeye çekilip fırtınanın geçmesini bekleyebilir.
Kendi bileceği bir iş…
Bize düşen, sadece geçmiş olsun dileklerimizi canı gönülden sunmak.
Ama
Elde olmadan da bekliyoruz…
Geçmişe yönelik küçücük bir özrü.