Pek çoğunda saç baş bir yanda.
Kılık kıyafet hak getire..
Gömleklerin yakaları bağırları açık.
Gömleğin yarısı pantolon içinde, yarısı dışarıda ve pantolonunun üzerinden sallanıp duruyor..
Kravatlar iş olsun, yasak savsın diye takılmış...
Kravatın bağlama yeri neredeyse göbeğe inmiş.
Ya kızlarımız?..
Onların pek çoğunun giyimlerinde de oldukça serbest bir görünüm yansıyor.
Hafif makyaj yapanlara, özenli manikürlere sahip olanlara bile sık sık rastlayabilmemiz mümkün.
Tüm bunların yanında bazı öğrenciler otobüste, yolda itişip kakışıyor, acayip şakalar yapıyorlar.
Özellikle Ankara’ya gidenler görmüştür otobüslerde, metroda birbirlerinin kucaklarına oturanlara bile rastlıyoruz.
Şen şakrak kahkahalar ve yüksek sesle konuşmalar da işin cabası.
Cep telefonlarını kullanmak otobüslerde yasak ama buna aldıran eden yok..
Toplu taşım araçlarında yaşlılara, sakatlara, hamile bayanlara özel olarak ayrılmış yerlerde hiç aldırış etmeden oturanlar çoğunlukta.
Yaşlıya, gaziye, kadınlara kısacası büyüklere yer vermek bir yana saygı diye bir şey kalmamış.
Ayakta bekleyen hamile kadına aldıran bile yok.
Oysa bundan 15-20 yıl önce böyle miydi?
Gençler büyüklerine saygı gösterir, yer verirdi.
Büyükleri ayakta beklerken utanırlardı.
Büyüklerin yanında bırakın ayak ayak üzerine atmayı sigara bile içmekten imtina ederdi.
Geçenlerde okuduğum Amerikalı bir terbiye uzmanının yaptığı ilginç bir çalışmayı kısaca anlatmak geldi içimden.
Çocukların yetiştirilmesinde ilk deneyleri kendi oğlu üzerinde yapmış bu adam.
Onu hemen her konuda serbest bırakmış.
Ancak 18-20 yıl sonra deneylerinde hatalı olduğunu bizzat görmüş.
Çünkü karşısında oturan oğlu ayaklarını neredeyse babasının burnuna kadar sokar bir halde oturmayı prensip edinmiş sanki.
Uzman; iş işten geçti diye düşünmüş ama neye yarar?.
Bunarı şunun için söylüyorum.
Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk“ öğretmenler yeni nesil sizin eseriniz olacaktır” derken acaba böyle mi istiyordu gençleri.
Öğretmenlerin gençler üzerinde bu denli etkisiz kalabileceğine ihtimal vermiş miydi?
Elbette mümkün değil.
Ancak eğitim sadece öğretmenlerle sınırlı olmayacağına göre aileden başlayan eğitimde sadece bilgi yüklemenin yeterli olmadığı bir gerçek.
Sevgi ve saygı ile ahlaki değerlerinin de öğretilmesi artık çok zorunlu bir hale gelmiş görünüyor.
Zira gelecekte ülkeyi yönetecek bürokrat ve politikacılar gençlerin içinden yetişeceğine göre bilgiyle birlikte bazı değerleri de gençlere aşılanması gerekiyor.
Sonuçta Türkiye bir Avrupa kenti değil.
Kendi örf, adet gelenek ve göreneklerimize sahip çıkalım diyorum.
Hepsi bu.