Referandumda kabul edilen yasaların ülkeyi böleceği iddia edilmişti.
Bu yasalar ülkeyi bölmez.
Geldi geçti referandum.
Bu yasalar ülkeyi bölmez, ama şu bir gerçek ki, böyle giderse bu ülke bölünür.
Nasıl?
Bugün Kürt nüfusu kimi rakamlara göre 20 milyon, kimi rakamlara göre 22 milyon.
Bundan 20 sene sonra bu nüfus iki katına rahatlıkla çıkar.
Çünkü onlar çocuk yapmaktan başka bir şey yapmıyor.
Hemen her evde 15 kişi var.
20 sene sonra 40 milyon olunca nüfusları “ben nah buradan bölüyorum” dedikleri zaman hiçbir şey yapamazsınız.
Başbakan “en az 3 çocuk yapın” diyor, birileri buna da karşı çıkıyor.
Adamın amacı nüfus dengelensin…
Bir kesim “böyle bir sorun yoktur” yaklaşımında.
MHP böyle düşünüyor mesela.
Bir kesim ise 80’li yılların sonu, 90’lı yılların başında Kürt kelimesi bile yüksek sesle telaffuz edilmez iken, nerdeyse Kürtlere özerlik istiyordu.
Deniz Baykal başkanlığında o zaman hazırlanan Kürt Raporu bunu içeriyordu.
Bunları şımartan, sırtlarını sıvazlayan, hatta meclise sokan kimdi?
Bugün Demokratik Açılım ve sair adlarla gündeme getirilen ve içi boş olan, ancak birlikte doldurulması amaçlanan paket, o zaman hazırlanan raporun onda biri bile değil iken, CHP hararetle karşı çıktı.
Tabii MHP’de aynı hararetle tepki gösterdi.
Ortada bir sorun var ve çözülmesi gerekiyor.
Bugün bu sorunu çözemez iseniz sorun sizi çözer.
Yani çözmek zorundasınız.
“Höt” demekle de olmuyor, “yan çizmekle” de…
Sorun nasıl çözülür?
Bunun iki seçeneği var.
Birincisi kanlı katil başta olmak üzere örgütün tüm liderlerini öldüreceksiniz.
Ki bu pek mümkün görünmüyor…
Öldürün gitsin, kimse kahraman olmaz.
Bugüne kadar 25 Kürt isyanı olmuş hangisinin liderini hatırlıyorsunuz?
Bunun lideri de hatırlanmaz, bir iki ay velvele olur, sonra unutulur.
İkinci seçenek ise “Gel bakalım” diyeceksin ve sorunu konuşarak, ileri demokrasi yöntemleri ile çözeceksin.
Aslında CHP’nin zamanında yine hararetle karşı çıktığı mahalli idareler yasası sorunu çözmeye yönelik bir girişimdi.
Fakat geri çekildi.
Keşke uygulanabilseydi.
Bu yasaya göre bölge gelirlerinin büyük bir bölümü bölgeye aktarılacak, kalanı merkezi idareye verilecekti.
Batı bölgeleri sorun yaşamaz, doğu bölgelerinin geliri az olduğu için yine merkezi idareye mahkum olurlardı.
Ama bu da yapılmadı…
Yani buradan şu sonuç çıkıyor, “AK Parti yapıyorsa ben karşı çıkarım arkadaş…”
Bu sorun AK Parti’nin sorunu değil, hepimizin sorunu.
Bakın ne diyorum, bugün çözerseniz çözersiniz, yoksa 20 sene sonra sorun sizi çözer.
Bu yüzden bugünden çözeceksiniz sorunu.
Ortaya sunulan içi boş olan paketi keşke birlikte doldursaydınız.
Veya yeniden keşke birlikte doldursanız.
Sorun ortak biçimde çözülür.
Bu şans hâlâ var…
Dediğim gibi, referandum geldi geçti, bu yasalar ülkeyi bölmez.
Ama “höt” yaklaşımı, “yan çizme” yaklaşımı böler.
Peki bu aşamada ülkeyi bölen kim oluyor?
Kim aslında o konumda acaba?
Buna ileriye bakarak cevap vermek gerekiyor değil mi?
Bugünün liderleri buna sanki pek dikkat etmiyor.
Kendilerine uzun vadeli ömür düşünmüyorlar sanırım.
Biz de kendimiz için düşünmeyelim haydi.
Ama çocuklarımız için bunu düşünmek zorundayız.
Öyle değil mi?