Fatih Altaylı, bu meşhur sorusunu yıllardır hiç bıkmadan sormaktadır. Günlük olarak sorduğu bu soruya da her gün kendine göre farklı bir cevap vermektedir. Günlük olarak verdiği cevapları kendi mi düşünüp yazmaktadır yoksa bir yerlerden esinlenmekte midir, bilmiyorum. Fatih Altaylı’nın affına sığınarak bu soruya bu kez de ben cevap vermek istiyorum:
“ Birbirimize hoşgörülü davrandığımız zaman. Bunu beceremiyorsak birbirimizin görüşüne ve kararına tahammül edebildiğimiz zaman.”
2007 seçimlerinde AKP’ye oy veren seçmen için demediğini bırakmamıştı bazı yazarlar. Bir çuval kömüre, bir tane ekmeğe satın alınmıştı bunlar. Dağdaki çobanın oyu ile aydın (!) olan birisinin oyu eşit olamazdı. Göbeğini kaşıyan adamdan veya bidon kafalı insanlardan başka bir şey beklenemezdi. Örümcek kafalıların onların yanında hiçbir değeri yoktu.
Aradan üç yıl geçti. Türkiye bu kez de uzun bir sürecin ardından referanduma gitti. Seçimlerde veya çeşitli kampanyalarda olduğu gibi herkes kendine yakın hissettiği bir tarafa geçti. Taraf olduğu düşünceyi açıkça söyledi. Kimisi taraf olduğu düşüncenin ateşli bir savunucusu oldu. Buraya kadar her şey normal seyrinde devam etti ve referandum yapıldı. Anormal olan gelişmeler referandum sonuçları açıklanmaya başlayınca ortaya çıktı. Referandumun kesin sonuçları açıklanmaya başlayınca da anormallik üst düzeye çıktı. Üç sene önce yapılan yanlış yorumlar ve çirkeflikler tekrar ortaya çıktı. Hoşgörüyü bıraktık da tahammül bile edemeyenler sahnedeki yerlerini aldılar. Üç sene önceki tahammülsüz yazarlar, bu kez de referandumda EVET oyu verenlere saldırmaya başladılar.
Yapılan saldırıda kullanılan sözler, üç yıl önceki sözlerle benzerlikler gösteriyordu. Bunlara alışkın olduğumuz için pek yadırgamadık. Aynı teraneyi mırıldanıp duran yazarlardan başka bir ezgi de bekleyemezdik. Ataların dediği gibi; cami ne kadar büyük olursa olsun, imam bildiğini okuyordu. Bu kez bunlardan birisi, Hürriyet Gazetesi yazarı Yalçın Bayer, köşesindeki yazısının altına düştüğü notla işi çığırından çıkarmayı başardı.
Aziz Nesin’in yıllar önce söylediği; “ Türklerin % 60 ı aptaldır.” Sözünü kastederek: “ Aziz Nesin hiç yanılmadı; EVET %60, HAYIR % 40.” diye yazıverdi. Üç yıl önce çeşitli sıfatları yakıştırdıkları kişilere aptal deyiverdi; ama artık vatandaş kimin aptal, kimin abdal olduğunu iyi biliyor. Artık bilsinler ki, son dönem deyimiyle; maymunun gözü açıldı. Yediden yetmişe her vatandaş doğruyu ve yanlışı pek ala biliyor. Artık bu yazarlar da güneşin balçıkla sıvanmayacağını, ne kadar çamur atılırsa atılsın güneşin hepsini yakıp eriteceğini bilmelidirler.
Aziz Nesin’in yanılmadığını söyleyen bu kişiler Atatürkçü olmakla övünenlerdendir. Aziz Nesin’in bu sözünün, Atatürk’ün görüşüyle tamamen ters olduğunu da görmezden geliyorlar. Atatürk’ün: "Türk milletinin karakteri yüksektir. Türk milleti çalışkandır. Türk milleti zekidir... Türk milleti milli birlik ve beraberlik içerisinde güçlükleri yenmesini bilmiştir…” sözünü görmezden geliyorlar. Aziz Nesin’in yanılmadığını iddia ediyorlarsa Atatürk mü yanılmış oluyor? Bence Atatürk gibi büyük bir devlet adamının yanılmadığı gün gibi aşikârdır.
İsterseniz bunun için de bir anket düzenleyelim. Sizce yanılan kim?
Bir, Atatürk mü?
İki, Aziz Nesin mi?
Üç, Bir türlü yenilgiye doymayan pehlivanlar mı?
Dört, Türk halkına tepeden bakan zihniyet mi?
Beş, Kendini aydın sanan cahiller mi?
Sizce hangisi yanılıyor? Sizce hangisi aptal?
NOT: Bu ankette birden fazla seçeneği işaretlemek serbesttir.
Ali SAÇAK