Atatürk, geride en büyük mirası Türkiye Cumhuriyetidir. “Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.” Sözleriyle bir nevi ahiret inancını da gösteren büyük önder, “Allah birdir ve büyüktür.” (Atatürk’ün Söy. ve Demeç, c.1, s.288) “Ey Millet! Allah birdir ve şanı yücedir.” (Atatürk’ün Söy. Ve Demeçleri, c.2, s.98) diyerek de istismarcılara inancının derinliğini ve kuvvetini ilan ediyor.
“Hz. Muhammed (s.a.v), Allah’ın birinci ve en büyük kuludur. O’nun izinde bugün milyonlarca insan yürüyor. Benim, senin adın silinir, fakat sonsuza kadar O, ölümsüzdür.” (Atatürkçülük, c.1, s.455)
“Yer yüzünün en büyük insanı Hazreti Muhammed’dir.” (Avni Altıner, Her Yönüyle Atatürk) “Peygamber Efendimiz , Allah tarafından insanlara gerçekleri bildirmekle görevlendirilmiştir.” “Cenab-ı Peygamberimiz, son peygamberdir.” Diyerek İslam dininin yeryüzünde tek din olduğuna işaret eden büyük lider Atatürk, adeta bugünkü istismarcılara bir belge bırakmıştır.
Güzel sesli hafızlara Kur’an-ı Kerim okutup huşu içerisinde dinlerdi.(Bkz. Osman Ergin, Türk Maarif Tarihi, c.5, s.1832) Nebile adlı bir kız çocuğunun ezbere okuduğu Yâsin suresini, Kur’an-ı Kerim’den bizzat takip eden Atatürk’ün çok duygulandığı, ıslanan gözlerinden anlaşılmıştır. (Nazım Kaleli, Hayat Tarih Mecmuası, Şubat 1970, s.32) şeklindeki yazılar ise yine bugün Atatürk’ü anlamak için en değerli eser olarak kabul edilebilir.
“Kur’an-ı Kerim, en eksiksiz kitaptır.” “İnsan yaşayışını düzenleyen temel kurallar, hepinizce bilindiği üzere yüce Kur’an’daki yazılı buyruklardır.” (Balıkesir Hutbesi)’nde ifade edildiği üzere Kur’an-ı kerime hayran olduğu anlaşılan Atatürk’ün İslam didine ve Kur’an-ı kerime olan inancını da ortaya koyması bakımından ne denli derin bir inanca sahip olduğuna işarettir.
2 Temmuz 1922 de Ankara’da Orman Çiftliğinde “Paşam, din lüzumlu bir şey midir?” “Evet din lüzumludur ve temeli sağlam bir dinimiz vardır.” Şeklinde cevaplayan Mustafa Kemal Atatürk, Balıkesir hutbesinde cemaate: “Dinimiz, son dindir. Kusursuz ve en mükemmel dindir… İslam dini akla, mantığa, gerçeklere bütünüyle uyar ve uygun düşer.” diye hitap ederek kafası karışan veya kalbine şüphe düşen cemaate İslam dininin yüceliğine işaret etmiştir.
Elbette din ve islamiyetle ilgili sözleri bu kadar değil.
Kendisini hakkında yayınlardan anlaşıldığına göre “Gerçeğin kendisine nasıl inanıyorsam, İslam Dini’ne de öyle inanıyorum.” “İslam Dini, ilmin ve fennin ışığında tetkik edildiği zaman, en büyük ve en mükemmel dindir.” Şeklindeki sözleri ise ibret vericidir.
Vefatından 15 gün evvel dünya Müslümanlarına son mesaj olarak “Bütün dünya Müslümanları, Allah’ın son peygamberi olan Hz. Muhammed’in gösterdiği yolu ve verdiği talimatları tam olarak takip etmelidirler. Tüm Müslümanlar Hz. Muhammed(s.a.v)’i örnek almalı, O’nun gibi hareket etmeli ve İslamiyet’in hükümlerini olduğu gibi yerine getirmelidirler. İnsanlar ancak bu şekilde kurtulabilir ve kalkınabilirler.” (Urduca Yayınlarda Atatürk, Prof Dr. Hanif Fauk ve Nedim Senbai A.Ü Dil, Tarih ve Coğrafya Fak. Yay. Ank 1979, s.102).) sözleriyle bir kez dada istismarcılara ve kendisini anlamak isteyenlere kalıcı belge sunan büyük lider Atatürk, “Yurtta sulh, cihanda sulh” insanlık alemine de ders vermiştir.
“Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.” Diyerek en büyük eseri olan Cumhuriyete sahip çıkılmasını istemiştir.
10 Kasım da Atatürk’ü anlayarak, rahmetle anıyorum. Ruhun şad olsun.