Malumunuz,
25 Temmuz Pazar günü oğlumun mürüvetini görmeyi nasip etti cenabı hak bana. (Bil cümle aleme aynı sevinç ve kıvancı yaşamayı gösterir inşallah)
O sabah adet üzere,
Kız evine haklımızı almaya gittik.
Oyunlar,
Dualar,
Ağlaşmalardan sonra herkes geldiği arabaya binerken benim arabaya da davulcu ve zurnacı yerleşti. Zafer caddesinden devam edip,
Nokta mevkiinden dönerek,
Tınaz İlk okulu önünden dört yola intikal ettik.
Her şey olması gibi devam ediyor!
Ben en arkadaki arabayı kullanmaktayım…
Dört yoldaki, eski adı ile Ali Öksüzün oradaki ışıklar, nokta istikametinden gelenler için yeşili gösteriyor, konvoyda ağır ağır geçiyordu.
Tam bana geldiğinde sarı yandı, ben gaza basarken sarı kırmızıya döndü.
Yani herkes yeşil ışıkta geçerken ben kırmızıda geçmiş oldum.
Hatalıyım…
Ve kanun önünde suçluyum.
Az ilerde elinde KÜÇÜK MUTFAK TÜPÜ olduğu halde trafik polisi yazan Doblo cinsi devletin resmi aracından inen resmi kıyafetli bir memur, benim yaptığım ışık ihlalini gördü.
Sağ elinin işaret parmağını bana doğru sallayarak “gördüm, cezan arkandan gelir” dedi.
Durdum;
Kayın baba olduğumu, gelin arabasının evin önüne intikal etmiş olabileceğini, üstelik kendisinin görevli olmayıp devletin aracı ile tüp taşıdığını, bu özel günde isterse ve görevli olmadığı! halde yapılan hatanın görülmeyeceğini uygun bir üslupla anlatmama rağmen, birazda terbiyesizleşerek, “ne diyon lan sen” demesi zaten kopma noktasında olan sinirlerimin iyice gerilmesine neden oldu.
O muhit benim doğup büyüdüğüm, gençliğimin geçtiği, halende oturmakta olduğum bir muhit, insanlarını tanırım.
Ve
Özel durumumu da gayet iyi biliyorlar.
Uymamam gerektiğini anlatmaya çalıştılar, kafama yattı.
Elinde mutfak tüpü olan trafik polisinin dediği gibi iki gün önce arkamdan yazdıkları kırmızı ışık ihlalinden doğan, altında M.YILDIZ, A.ORAN İMZALI 130 tl’lik ceza adresime ulaştı.
Bende aslanlar gibi cezamın faturasını ödeyeceğim.
Buradan Kırıkkale Emniyet Müdürüne cevaplaması için soruyorum;
1- Devletin, milletin verdiği vergilerden alınmış araçlarla POLİSLERİN evlerine tüp taşımaları adetten mi yoksa alışkanlıktan mıdır?
2- Devlet malını istediği gibi kullanmak alışkanlık ise, buna dur diyecek bir yetkili var mıdır?
3- Adetten ise bu adet ve geleneğin millete faturası nedir?
4- Hz. Ömer’in devlet işiyle uğraşırken devlet mum’u yaktığı, özel işi ile ilgilenirken de şahsına ait mum yaktığı bilinirken, bu adet ne zaman edinilmiş, bu alışkanlık ne zamana kadar süre gidecektir?
5- Sütüne emanet edilmiş Devlet malını ticari taksi niyetine kullanmak “devletin malı deniz, yemeyen domuz” diyenlerin ekmeğine yağ çalmak değil midir?
6- Devlet malı şayet ticari taksi niyetine kullanılıyor ve siz buna müsaade ediyorsanız taksimetre açmaları doğru değilmidir? Ki, devlete böylelikle biraz daha gelir sağlansın!..
7- Bu arkadaşları ve beni makamınıza çağırıp işin şeklini öğrenmeyi düşünür müsünüz?
Dediğim gibi, ben kırmızı ışıkta geçmekle başka başka sürücülerin canını, malını tehlikeye atmış oldum ve bunun da cezasını ödeyeceğim..
Peki,
Söyler misiniz Sayın Emniyet Müdürüm, Devletin malını hoyratça kullananların faturasını kim karşılayacak?