12 Eylül'de yapılacak olan referandum hareketliliği tüm ülke çapında devam ediyor. Elbette memleketimiz Kırıkkale'de de oylamaya ilişkin hem siyasiler hemde sivil toplum örgütleri oylarının rengine göre çalışmalarını sürdürüyorlar.
Ancak yeni anayasa paketinin içeriğine ilişkin kimsenin birşey bildiği yok. Darbe anayasası cümleleri ile halka sunulan ama darbe dönemiyle değil, bugün ve bugünden sonrası ile hesaplaşmaya yönelik bir anayasa olduğuda fazlasıyla konuşuluyor.
Bize sunulan pakette yer alan Anayasa mahkemesi ve Hsyk'nın yapısına ilişkin yeni düzenlemeleri şöyle kısaca gözden geçirmek, mutlak niyeti açık şekilde ortaya koyuyor. Yapılan düzenlemeler ne yazık ki yarı bağımlı olan yargımızı tam bağımlı bir duruma getiriyor.
İnanın okuduğunuzda bunu görmemek mümkün değil. Yargı üyeliklerine müdahale edebilme imkanı verilmesi zaten en büyük ispattır ve kendi yargınızı yaratma metodudur. Bu saptamaları fazlasıyla eleştirenler olabilir ama en azından eleştiri yapacak kişilerin objektif olarak şunu görmelerini temenni ederim.
Darbe anayasası denilen ve darbecileri yargılayacaklarını söyleyen Hükümet burada milleti ters köşeye yatırmaktadır. Neden mi? Şayet darbeciler yargılanacaksa neden Adalet Bakanı Dolmabahçe sarayında yabancı basın mensuplarıyla biraraya geldiği toplantıda kesin bir dille yargılanacaklardır diyemedi?
Bakan Ergin, "15. maddenin pratik sonuçlarının olup olmayacağını yargı içtihatları belirleyecek" şeklinde lafı yuvarlamış ve ortaya çıkan zaman aşımınında buna imkan vermeyeceğini gayet iyi bildiği için "darbeciler yargılanacaktır" diyememiştir.
Peki o zaman meydanlarda neden darbeciler yargılanacaklar, naraları atılıyor? Yargılanacaklarsa Adalet Bakanı neden bunu açık açık söyleyemiyor?
Değerli okuyucular, Esas olan darbe Anayasası ya da darbecilerin yargılanması değildir. Esas olan sayın Başbakan'ın artık meydanlarda da rahatlıkla dile getirdiği bu anayasada çıkabilecek bir "evet" in ardından köklü anayasa değişikliğini yapmaktır. Niyet mevcut anayasayı tedavülden kaldırmaktır. Ancak yerine nasıl bir anayasa getirileceği ise her ne hikmetse açıklanmamaktadır. Varın gerisini siz düşünün.
Önceki akşam programımda konuk ettiğim Yarsav Başkanı Emine Ülker Tarhan'da bu paketin gizli tuzaklarla dolu olduğunu söyleyerek, Türkiye'nin çok önemli bir eşiğe geldiğini ve bu eşiğin Türk yargısı ve demokrasisi etrafında çok önemli bir dönüm noktası olacağını kaydetti.
Şimdi Kırıkkale'ye bakıyorum da, "evet" çiler daha düne kadar yan yana gelmedikleri kişileri bugünlerde sırf "evet" diyecekler diye yere göğe sığdıramıyorlar. Demokrat parti'den çoğunluğu istifa etmiş üç beş kişinin parti yönetimine inat "evet" diyeceklerini açıklamasına o kadar sevinmişlerki...
Değerli okuyucular, camiden çıkan vatandaşlara "evet" broşürü dağıtmak, bu mübarek ayda her sene kurulan iftar çadırlarından bir anda ! vazgeçerek evlere kadar girmek, hatta 45 derece sıcaklıkta kömür yardımı yapmak...
Acaba bu kadar çaba gerçekten darbecileri yargılamak için mi?
Sizce?
Gökhan ALTUNKAŞ