Ramazan aylarının bu ülkede turnusol kâğıdı olmak gibi bir rolü de var biliyorsunuz.
Kimileri 11 ay içinde tuttuklarını Ramazan'da bir vesile ile kusmayı marifet sayıyor.
Bu durum bizim gibi sıradan insanlar için geçerli de değil.
Sanatçısından din alimine, siyasetçisinden yazar-çizer tayfasına kadar böyledir.
Gerçi bu yıl önceki dönemlere nispeten daha hafif oluyor.
Bunda biraz da referandumun etkisi olsa gerek.
11 ay unutulup Ramazan'da piyasaya sürülen din adamı görünümlü şebeklere eskisi gibi kızmıyorum.
Eğlenceli bile buluyorum artık.
Son günlerde bir tartışma yaşanıyor fakat arada kaynayıp gidiyor.
Referandumun gölgesinde kalıyor.
Biliyorsunuz kutsal ay, her yıl 10 gün öne geliyor.
Böylelikle her mevsimde, hey ayda orucun lezzetini yaşamak müminler için mümkün oluyor.
Bunun sebebi hikmetini samimi Müslümanlar elbette biliyor.
Bir de bilmeyenler veya bilip de saçmalayanlar var.
Onlar “Efendim bu sıcaklarda oruç mu tutulur?” diyorlar.
Bu düşünceyi seslendiren insanların şahsiyetlerine bakmak gerekiyor.
Alnı hiç secdeye değmemiş bu moron tipler, size bir de akıl vermezler mi dinle ilgili?
İşte bu insanı eğlendirmiyor.
Aksine sinirlendiriyor…
Oruç tutmamayı sıcakla bahane edenlerin, size de bu yönde telkinde bulunuyor olması motoru kaynatıyor…
Ramazan aslında “aç kalmak” değildir biliyorsunuz.
Ramazan oruç’tur, yani sakınmak’tır.
Yokluğu hissetmektir.
İşte bunu anlamaktır.
Şöyle de bir durum var…
Ramazan hep kış aylarına denk gelse acaba oruç tutacak mı bunlar?
Hiç sanmam…
Bunlar tahıl zararlısı gibi, bakteri gibiler.
Her şeye bir yere kadar tamam.
Ama akıl vermeye karşıyım…
Alay etmelerine bile bir şey demem, onların zavallılığını diye düşünürüm ama akıl vermeleri tahammül edilir değil.