Bir şeyi, bir sözü veya bir vaadi bir başkasına kabul ettirebilmeniz için önce inandırıcı olmanız gerekir.
Güvenilir ve emin olmalısınız…
Geçmişiniz bunun için referans alınır; temiz olmalı.
Eğer bunlar yoksa, sittin sene konuşsanız hiçbir şey ifade etmez…
*****
12 Eylül tarihinde referandum var.
Anayasa paketini oylayacağız.
Kimimiz “evet” diyecek, kimimiz ise “hayır”…
Liderler meydanlarda.
Hepsi bir şeyler anlatıyor.
Bazıları referandumu seçim haline getirmiş durumda.
*****
İktidara karşı olabilirsiniz.
Tepkiniz de olabilir.
Son derece normal, fakat her şeyi iktidara bağlamak, size olan inanç ve itimadı yerle bir ediyor.
Ediyor ifadesi çok geniş zamanlı kalıyor aslında.
“Etti” demek daha doğru bir iade olur sanırım.
*****
Şöyle geriye bir bakalım sakin kafa ile…
Ne yapıldıysa, “vay vatan elden gidiyor”, “Topraklarımız satılıyor”, “Bayraklarımız indiriliyor…”, “aman şöyle, aman böyle…”
Ne oldu hani?
Ne vatan elden gitti, ne topraklar.
Bunlar bir şey yapamamanın çaresizliği içinde üretilen korku senaryoları.
Vallahi başka bir şey değil.
*****
Yalancı çobanın hikayesine döndü hadise.
Daha bundan sonra topraklar satılsa bile sizin bu konuda söyleyeceğiniz söze hiç kimse inanmaz.
Haksız mıyım?
Kabul edilmeyebilir, eksikleri vardır, hatta size tatmin etmiyor olabilir, ama parti olarak tamamınızın programında yeni bir anayasa var.
Tüm partilerin seçim vaatleri arasında 12 Eylül Anayasası’nı ortadan kaldırmak vardır.
Hele hele 12 Eylül cuntasını yargılamak…
Özellikle sol partilerin en önemli seçim vurgusudur.
*****
Şimdi mantıklı olarak, hatta bunu da geçelim vasat bir Türk vatandaşı olarak düşünelim…
Hal böyle iken, siz de öyle buyurduğunuz için bizler anayasa paketine mi tepki göstereceğiz, yoksa sizin lütfü şahaneniz için iktidara mı tepki göstereceğiz?
Bakın bir şeye vurgu yaparak söyleyeyim, milletin kafası karışık falan diyorlar, milletin kafası kesinlikle karışık değil ve üstelik son derece aydınlık.
Net…
Kafası karışık olanlar sizler gibi duruyorsunuz…
*****
O yüzden diyorum önce inandırıcılık.
Sıradan insanları “hayır” için böyle ikna edemezsiniz.
Vallahi böyle olmaz.
Kurtarmaz hocam…
Sesine soluğuna yazık, harcadığın paraya üzülüyoruz.
Boşuna debelenme diye buna denir.
*****
Ne diyeyim başka.
Görünen köy kılavuz istemez...
Herhangi bir şeye karşı veya taraftar olduğumdan değil, vallahi de billahi de yanlışı göstermek için böyle yazıyorum.
Fakat inadına ama inadına hatayı tekrarlıyorsunuz.
Ben de buna pes diyorum…