Sözlükte "çağırmak, seslenmek, istemek, yardım talep etmek" anlamına gelen dua, dinî bir kavram olarak, insanın bütün benliğiyle Allah'a yönelerek maddî ve manevî isteklerini O'na arz etmesi demektir. Hayatını devam ettirmek isteyen bizlerin yaşam bulduğumuz bu dünyada her şeye muhtaç olduğumuz hepimizce malumdur. İhtiyaçlarınız ise, hem maddi hem de manevi alanda olmaktadır. Dua, yaratılanın Yaradan’a halini arz etmesidir. Bu sebeple dua, kişinin kendi acizliğini ve muhtaçlığını hissetmesine vesile olmaktadır.
Dua;
Yaramazlık yapan bir çocuğun annesi, babası veya başka bir büyüğü karşısında duyduğu utangaçlıktır. Bir suç işleyen ya da bir suça ortak olan kişinin keşkelerle karışık duyduğu pişmanlıktır. Bir söz veya davranış sonucunda kalbini kırdığı sevgilisinden özür dilemektir. Günahlarının ağırlığı altında ezildiğini bilip neyi nasıl diyeceğini bilemeyip terlemektir. O’nun huzurunda olmanın ruhumuza verdiği rahatlamayla gözyaşına boğulmaktır. Hiç utanmadan doyasıya ağlamaktır.
Dua;
Annesinin kollarında uyuyan bir bebeğin içinde bulunduğu tarifi imkânsız bir huzurdur. Dev dalgalarla boğuşarak okyanusu aşan bir kaptanın sığındığı sakin bir koydur. Soğuk kış günlerinin ardından yeşeren tabiata kavuşan canlıların duyduğu sevinçtir. Uzun süren bir çöl yolculuğunun ardından soğuk bir pınar gören yolcunun serinlemesidir. Hazreti Eyüp’ün bütün vücudunu güçsüz bırakan hastalığa rağmen Rabbine karşı bir saygısızlık yapmamak için sıkıntısını dile getirememesidir. Kardeşlerinin kuyuya attığı Yusuf peygamberin kurtulacağına dair Rabbine duyduğu güvendir. Yunus peygamberin bir balığın karnında yaşarken bile Rabbine yönelmesidir. Hazreti Ebubekir’in mirac gecesinde yaşananları hiçbir şüpheye düşmeden “ O söylediyse doğrudur.” diyerek kabul etmesidir.
Dua;
Rabbinin huzurunda olduğunu bilmektir. Verilen nimetlerin sayılamayacak kadar çok olduğunu anlamaktır. Sayısız nimetlerin şükrünü eda edememekten dolayı duyulan mahcubiyettir. Konumu ne olursa olsun yeri gelince çaresiz kaldığını bilmektir. Âcizliğini tescil etmektir. Rabbinin sevgisini bütün ruhunda hissetmektir. Rabbiyle arasında başkasının göremeyeceği bir yoldur. Rabbiyle paylaşılan sırdır. Allahü Teâlâ’nın gazabından korkmakla birlikte O’nun sonsuz rahmetini bütün ruhunda hissetmektir. Korkuyla ümit arasında yapılan hoş bir yolculuktur.
Yaşadığımız müddetçe ruhsal değişiklikler yaşarız. Her değişiklikte Allahü Teâlâ’yı hatırlarız. Sevincimizde O’na şükrederken, üzüntümüzde O’ndan medet umarız. Bir iyilik yapınca O’nun sevgisini kazandığımızı bilirken, işlediğimiz bir günah sonucunda O’ndan af dileriz. O’nun her yerde bizi gördüğünü ve duyduğunu biliriz. Bize, bizden daha yakın olduğunu, bizi koruyup gözettiğini bilmenin huzurunu duyarız. O’nun bizi sevdiğini, bizim O’na kavuşmamız için bize fırsatlar yarattığını görürüz.
Her gün dua edelim. Kendimiz ve sevdiklerimiz için dua edelim. Hatta kötü olarak bildiğimiz kişiler için de dua edelim. Allahü Teâlâ’dan herkes için iyilik isteyelim. O’ndan her zaman hayırlı olanı isteyelim. Peygamber efendimiz hayatı boyunca hiç beddua etmemiştir. Bizler de beddua değil hayır dua edelim.
İçinde bulunduğumuz Ramazan ayını fırsat bilelim. Rabbimize daha çok dua edelim. Unutmayalım ki, Ramazan’ın feyzinden ve bereketinden faydalanmanın en iyi yollarından birisi de dua etmektir. Bu rahmet dolu günleri boş geçirip heba etmeyelim.
Ali SAÇAK