Konu amacından saptı.
Sanki referanduma değil de seçime gidiyoruz.
Seçim olsa bile söylenenlerin inandırıcılığı yok.
Muhalefet yine aynı, iktidar muhalefetin bu durumundan faydalanıyor.
Emin olun, referandumdan güçlü bir şekilde “evet” çıkacaktır.
Bunu işaretleri geliyor…
Demokrasiyi, özgürlük alanlarının genişlemesini, temel hak ve özgürlükleri falan geçin.
Bakın millet neye evet diyecek biliyor musunuz?
Aklıma geldikçe sıralayım o zaman…
Muhalefet için her şey mübah...
Şuna buna demedik laf bırakmıyor muhalefet, iktidardan biri bir şey söylese, “kavgada bile söylenmeyecek laflar” diye manşet atılıyor.
İşte bu yüzden millet evet diyecektir millet.
Muhalefet hadiseyi kişiselleştirip, seçime endeksleyip, neye hayır neye evet deneceğini unuttuğu için evet diyeceklerdir.
Aha yazıyorum şuraya, CHP’nin “Hani benim Recebim” şarkısı yüzünden bile evet diyecekler var.
Bir hadise kişiye bu kadar indirgenmez…
Mesela Kılıçdaroğlu’nu villa skandalından kurtarmak için Başbakan’ın villası ile kıyaslama yapıldığı için bile evet denebilecektir.
Ve sair ve sair…
Nihayetinde evet sonucu çıkacak gibi.
Çok üzerinde durmuyorum da, sırıtan hadiseler ilginç.
Örneğin villa meselesi.
Kılıçdaroğlu zor durumda kaldı ya, Başbakan’ın villasını kastederek senin villan daha büyük havuzlu iması yapılıyor.
Anlamam kardeşim, manevra yapmayın, villa var mı, var, havuzlu mu, havuzlu, memur maaşıyla alınması zor mu, zor, ama alınmış mı, alınmış…
Eeee…
Hadi geçin bunu da…
Sen her şeyi söyle, her hakareti et, aşağıla falan, sana da bunlara karşılık bir laf söylenince, “Vaay kavgada bile söylenmeyecek laflar…” de.
İşte bunu yaptığınız için evet diyecek millet.
Her şey bir yana, her partinin programında anayasa değişikliği vardır.
Eksik de olsa bu değişiklik yapılmış, katkıda bulunabilinirdi, olmadı, şimdi neden itiraz edildiğini anlamıyorum.
Bu iktidar ilelebet değil…
Kendisi için değişiklikler yaptı ise, yarın iktidara siz de gelebilirsiniz, sizin de işinize yarayabilir bu değişiklikler; yok istemiyorsanız iktidara gelince değiştirin gitsin, ne bar bar bağırıyorsunuz?
Son olarak dikkatimi çeken bir şeyi daha aktarmak istiyorum.
Önceki gün kartelci ulusal gazetelerden biri Tuncay Özkan’ı masum bir şekilde haberleştirmiş.
Garibim boynu bükük bir şekilde mahzun bakıyor!
Cezaevi koşulları rahatsız ediyormuş.
Sen bugüne kadar dindarları nasıl rahatsız ettiysen, şimdi onların ahı da seni rahatsız ediyor olmalı.
Boynunu ne kadar bükersen bük, ne kadar mahsun bakmaya çalışırsan çalış, vallahi hiç inandırıcı gelmediği gibi, dersini çekiyorsun gibi geliyor…